1917’de Hicaz Demiryolu: Medine’ye Giden Osmanlı Treni

İki Osmanlı Paşası ve Hz. Muhammed’in Kabri

1917 yılında Hicaz Demiryolu üzerinde ilerleyen bu Medine yolculuğu, bir seyahatten çok bir tanıklık metni gibi okunur. Amman’dan hareket eden Osmanlı treni; Enver Paşa, Cemal Paşa, kurmay subaylar, Mevleviler ve farklı dünyalardan gelen yolcuları çölün içine taşır. Günler boyunca değişmeyen manzara; telgraf odaları, susuz istasyonlar, taş yığınları ve ufka yayılan sessizlikten oluşur. Bu yolculuk ilerledikçe Hicaz Hattı, bir ulaşım projesinden çok Osmanlı Devleti’nin son dönemine açılan uzun bir koridora dönüşür.

1917 yılında Hicaz Demiryolu üzerinden Medine’ye yapılan Osmanlı yolculuğunu temsil eden kapak görseli; önde Enver Paşa, arkada tren hattı ve Medine silueti.

Medine’ye varıldığında anlatının ağırlık merkezi değişir. Yolun sonunda bekleyen şey bir şehirden çok, hafızada büyütülmüş bir mekândır. Hz. Muhammed’in kabrinin bulunduğu Ravza’ya yapılan ziyaret sırasında kalabalık, tören, beklenti ve kişisel gözlemler iç içe geçer. Böylece Hicaz Demiryolu boyunca başlayan hareket, Medine’de tarih, inanç ve insanın beklentileri üzerine sessiz bir yüzleşmeye dönüşür.

Çölün Sonunda Medine

“Titremeksizin ve korkmaksızın ismini ağzımıza alamadığımız Peygamber’in şehrindeyiz. Eski müphem ahret hayaletlerinin içimde kımıldadığını hissetmeli idim. Bu his, Medine’de büsbütün biter…”

Bunlara da Bakabilirsiniz

Bir yanıt yazın