Günay Aktürk Kimdir

KİMİM BEN

 

 

Günay Aktürk Kimdir
Günay Aktürk 

 

   Düşünen bir madde! Edebiyat, felsefe, bilim ve evrim meraklısı bir kitap kurdu. Yani ben: Günay Aktürk. sürekli çalışan bir fabrikaya benzetirim kendimi. İnsanı ilgilendiren her alanda; şiir, hikâye ve roman üretirim. Daha çok da deneme türü. İnanırım ki dişe dokunur bir şeyler yazabilmenin esas koşulu, kendi çağını aşmış bir dünya görüşü ile derin bir bilgi birikimidir. Ben, insanlığın gelişimi için bilim ve sanata bel bağlayanlardanım. İnsanoğlunun kaybettiği benliğini tekrar bunlarla bulacağına inanarak keskin ve de cüretkâr bir kalem taşımaktayım cebimde.


   Bu görünen yüzüdür şahsımın. Dışı eli yakar içi beni misali… Zira kim olduğuma dair derin şüphelerim var. Kim bilir kaç tanım eskittim kendime dair. İşte bu da sonuncusu:

 

 

 

ENEL HAKK & HİÇ

 

 

   Milyarlarca ışık yılı uzaklardan geldim ben. Kimliğim, ırkım, cebimdeki beş bilgi etmez kâğıt ya da demirden metalikler, üzerimi örten şu ahlaksız çar çaput ve ardım sıra çağırdıkları yabancı isim de sıkmaya başladı artık varlığımı. 


   Kendi zerrelerimi görüyorum gözümün iliştiği ne varsa. Kendimi içiyorum su diye, kazmayı vurduğum toprak benden bir parça. İsin en tuhaf yanı ise Roza, kendime aşık oluyorum bir başkasında. Bir başkasının olmadığının da farkındayım üstelik ve buna rağmen her şeye ve herkese sevdalanıyorum işte.


   Sen bari anla beni Roza. Sen bari anla. Mecaz yapmıyorum. Dokunduğum her şeyden milyarlarca ışık yılı uzaktayım. Mecaz yapmıyorum, anla beni. Mesela sürekli kendime sesleniyorum ama hep üzerine alıyor yabancı kulaklar. Ahh Roza ah! Keşke aklını yitirmeseydin de anlayabilseydin beni. Ama sen evindesin sevgilim. Ha? Şimdi anlayabildin mi bir parça ucundan bucağından? Anlamak hiç bu kadar anlamını yitirmemişti bu güne kadar.


   Yani diyorum ki her şey yerli yerinde, bir ben uzağım koptuğum benden. Kendimi aramıyorum artık. Buldum onu. Buldum lakin hala ait değilim ona. Cem değilim. Cemdenim ama. Ölmeden önce öldüm Roza. Ben bir sonluyum ve içimdeki sonsuzluk öldürüyor beni her saniye. İçimde yaşayanı öldürmedikçe de mümkün olmayacak doğumum.


   Beni çağıran toprak değil. Hayır. Çünkü o da benden bir parça. Ama o da zihinsiz ve bu yüzden evinde oturuyor milyarlarca yıldır. Ben bozuldum. Ben benden uzaklaştım. Enel Hakk eyy Roza Enel Hakk! İçimde yaşayan o ikinci bilinci öldürmedikçe rahat yok bana. Çünkü bilinci kapalıydı hakkin varoluştan beridir ve o kendi varlığını bende tanıdı. Enel Hakk ey umutsuz bilgeliğim… Artık evime dönmek istiyorum ben…

 


Günay Aktürk

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir