Zat-ı Âlim Pek Memnun Günahımdan
Ben bir insan yetiştirdim. Şeriat ehliydi bana gelmeden önce. Naftalin kokan kutsal tabutlarda doğurdum onu. Kulağı geçmeye çalışan bir boynuza dönüştü zamanla.
“Bu şiiri sana yazdım!” demedi. Sadece “Bir şiir yazdım!” dedi ve sustu.
Garip… İnsan bazen kendine yazılmış bir şiiri başkasına okutur gibi paylaşıyor. Belki de yük hafiflesin diye. Biliyor musunuz, hicivle yazılmış bir metnin içinde ciddiye alınmak en tehlikeli ihtimaldir!
Buyursunlar efendim:

Nemrut'un Nârı Sensin...
Nefesinden nâmeler diziyorum her akşam.
İbadet saydım seni sevmeyi…
Gönül sayfama bir hiciv yaz Neyzen misali.
Kinaye olsun bütün sözler!
Girdabına kapılıp döneyim.
Zat-ı âlim pek memnun günahımdan.
Nefs-i emmarenin boyun bağı çözülmüş:
Ne tövbeye hâlim var ne istiğfara meylim.
Nemrut’un nârı sensin,
O naralarda yanan ben.
İki kaburga kemiğinin arası senin yerin.
İlmek atıp kilim dokur gibi ibadet bildim seni.
Zahirimi bilirsin, batınım aşktır.
Beni fenaya çıkaran, sana olan zaafımdır.
Ok İşini Yaptı, Hedef Yerinde Değil!
Her yöneliş bir varışa çıkmaz; bazıları sadece yönünü tüketir.
Hem, bazı duyguların muhatabı da yoktur; yalnızca taşıyıcısı vardır.
Bir insandan çok, bir ihtimale bağlanırız çoğu zaman.
Tarihte Leyla’dan başka kadınlar da yaşadı.
Ama herkesin hikâyesi destan olmadı.
Ve çoğu zaman herkes Mecnun bile değildi…