TOLSTOY VS YORUMCU FEYLESOF | İNSANLAR

Bu Bölüm Neden Kısa? (Sabit Başlık)

 

 

   Okumuş olduğunuz bu ve benzeri yazılar, sevgili yazarlarımızın alıntılarına yapılmış ek dırdırlar içerir. İçinde gayet manalı sözlerin barındığı da doğrudur. Hani o: “Atam tutam ben seni, şekere katam ben seni.” türünden cümleler. Çok mu manalı derseniz, biraz derince demek daha doğru olur. Şimdi oturup şahsımın laf sokucu tarzından dem vurabilir, bu yazıları kafası karıştığı ya da incindiğinden ötürü yazdığını izah edebilirdim ama Oğuz Atay‘ın da dediği gibi: “Kelimeler albayım, bazı anlamlara gelmiyor.” Bu yüzden bu bölümdeki yazılanları tam bir makale kafasıyla değil de, anlık bir “ah” çekiş olarak yorumlamanız tavsiye edilir. Tamamen kısa yorumlar.  Hadi bakalım 🙂

 

günay aktürk, yorumcu feylesof, kısa sözler

 

 

“Ben insanlara soğuk davranıyorum, insanların sorunlarıyla ilgilenmiyorum, dolayısıyla da sevilmiyorum.”


Tolstoy

 

 

   📌   Bazen seviyoruz insanları, bazen götün götün kaçıyoruz onlardan. Ne tam girebiliyoruz içlerine, ne tastamam çıkabiliyoruz.


   📌   Bazen bir ihtiyar gibi görünüyorlar da gözümüze, karşıdan karşıya geçiresimiz geliyor, bazen de çelmeyi takıp boylu boyunca deviresimiz.


   📌   Bazen bir bülbül güftesi yaratıyor sanatsallığı, çoğu zaman da borazan tonunda çıkıyor sesi. Bazen gülünü koklatıyor, bazen saplayıveriyor dikenini.


   📌   Kimi zaman ateşe basıyor kitapları, kimi zaman yeniden doğuyor küllerinden. Ara sıra hatırlar gibi olsa da ensesine inen şamarı, sıklıkla bozup atıyor bir yana hafızasını.


   📌   Bazen hilafet çekiyor canı bazen cumhuriyet. Bazen dayak istiyor canı bazen cesur bir suret! Hayal ettiği gelecek çoğunlukla kulluk, ara sıra da hürriyet.


   📌   Bu insanların ne zaman, nerede hangi renge bürünecekleri öngörülemez olduğu için ne saygı beslediğimiz söylenebilir ne de sövgü. Işine geldiğince konumlandırıyor kendini. Bazen helal bir zinada halvet, bazen de topluca dokuz nefisli bir lanet! İşte böyle böyle vaziyet, bu hâl başımıza çöreklenmiş ölümcül bir illet. Bu yüzden içimizde büyüyen şey ne saf bir sevgi, ne duble bir nefret…

 


Günay Aktürk

 

   Bunu biraz uzun tutmuş olabiliriz:)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir