İnsanın Değeri Ne İle Belirlenir?

insanın değeri - günay aktürk

Doğa Bilgisine Dair

insanın değeri - günay aktürk

“Tek Kitaplı İnsandan Korkarım!”

Timeo Hominem Unius Libri

– Kitap okuyor musun sen?
– Hayır.
– Öyleyse seni astıkları zaman çok az bilgi eksilecek dünyadan.

Atinalı Timon

İnsanın gerçek değerinin ölçüsü sahip olduğu bilgidir. Bu bilgi ise doğa bilgisidir. Her şey bu yerkürenin içinde olup bittiği halde doğaya atfedilmeyen her bilgi insanı yabancılaşmaya götürür. En büyük kötülük ise, bilginin saklanması ve yasaklanmasında yatar. Çünkü ardından cehalet gelecektir. Zira deneysel bilim ile akılcı felsefe reddedildikten sonra okullarda öğretilebilecek hiçbir şey kalmaz.

Ülkemizin içinde bulunduğu durum da budur. Sorusu cevapsız kalan her olayın kutsallaştırılması ortaya binlerce sahtekar çıkarmıştır. Bireyin yerini kul, filozofların yerini ise din âlimlerinin aldığı bir dünyada artık okumak ve araştırmak da yasaklanmıştır.

Eleştirinin bir diğer adı da “akla danışmak”tır. Ama bunun karşılığı şirk koşmak olunca, eleştiren taraf bunu canıyla ödemiştir. Böylece bu halk görmezden gelinen ve de saklanan çarpık fikirlerle yüzyıllar boyunca yüzleşememiştir. Zira dini kitaplar yalnızca alimler tarafından yorumlanmış, konunun akla yatkınlığı ya da evrensel olup olmadığı göz ardı edilmiştir. Bu yönüyle en büyük kötülük de onlardan gelmiştir.

Milenyum çağına girdiğimiz şu son 22 yıldır artık işler değişmiş durumda. İnternet yaygınlaşmış ve reddedilmek üzere bekleyen o gizli bilgiler halka açılmıştır. Akıl keskin bir baltaya benzer. İşini her zaman görür, yeter ki kesecek odun bulsun kendine. İnsan ırkına ait olan zeka asla körelmez. On bin yıl boyunca paslı durmuş olsa da. Ülkenin gözle görülür bir biçimde deizme doğru kaymış olması bilgi bolluğunun bir sonucudur. Gelişimi asla durduramazsınız. Belki kitapları yakabilir hatta kitap yazan bedenleri de cezalandırabilirsiniz. Ama dünya, bilgelerinin yüzde doksan beşinin yok edildiği dönemlerden de geçti. İskenderiye kütüphanesi yakıldı. Oysa bakın, bugün uzayda izimiz var.

Tek yörüngeli pusulanız bizleri yanlış sularda boğacak diye korkuyor değiliz. Zaman zaman pusulamızı kaybediyor olsak da, insan denilen genetik kopya kuzeyi bir kez olsun gözden kaçırmış değil!

Read more

Francis Bacon’un Bilim Felsefesi

francis bacon ve bilim felsefesi

Francis Bacon - Bilim Felsefesi Ve İdoller

francis bacon ve bilim felsefesi

Platon ve Aristoteles‘ten başlayarak “Evreni anlama ve bilgiye ulaşma konusunda kullanılan yöntem, tümdengelimci Aristoteles mantığı idi. Fakat bu mantığa aykırı olduğu apaçık belli olan birçok gözlem mevcutken, bilginin nasıl analiz edileceği konusunda ortada bir çıkmaz söz konusuydu. Bu durum en nihayetinde “Aristoteles nerede hata yaptı?” sorusunu akıllara getirdi.

Bu çıkmaz, Descartes ve Bacon ile yavaş yavaş değişmeye başladı. Descartes, şöyle bir açıklama geliştirir: “Pek yavaş yürüyenler de, eğer daima doğru yolu izliyorlarsa, koşup da doğru yoldan uzaklaşanlardan daha çok ilerleyebiliyorlar.” “Yöntemli bilme” mantığına bir taş da Bacon ekleyerek şu ifadeyi kullanır: “Doğru yolda giden bir topal, yoldan çıkan süratli bir kişiyi yarışta geçer ve doğru yolda koşmayan birinin ustalığı ve hızı da onun hatasını arttırmaktan başka bir işe yaramaz.” Aslında bu iki ifade de, yeni bir bilim anlayışının ilk sinyalleridir. Başat mesele, sorulan soruya doğru yanıt vermemizi sağlayacak hakiki yöntemi bulabilme çabasıdır diyebiliriz.

Francis Bacon‘un “Büyük Yenilenme” diye de bilinen ve onun bir parçası olan “Novum Organum” isimli çalışması, Aristoteles mantığının yerini almasını amaçlamıştır. Bacon, bu eserinde doğanın anlaşılabilir olduğunu savunmuştur. Ona göre insan, tabiatın hakimi ve yorumlayıcısıdır. Eğer tabiat yeterince iyi gözlemlenirse kaçınılmaz olarak onu anlayabilir ve doğal olarak da onunla başa çıkılabilir. Bacon’a göre bilimin asıl hedefi, yeni keşiflerle gelen zenginliklerin insan yaşamını besleyip büyütmesidir. “Tabiat, sadece yine tabiatın kurallarına uyularak kontrol altına alınabilir.”

Bacon, bilgiye giden yolda öncelikli yaklaşımın “kuram“lar yaratmak olduğunu savunur. Ona göre kuram olmadan olgular yeterince görünür değillerdir.

Bacon’a göre insan zihninde dört tane idol vardır.

1- Soy İdolleri
2- Mağara İdolleri
3- Çarşı İdolleri
4- Tiyatro İdolleri

Soy idolleri, insan doğasında bulunan ve “şey”lerin ölçüsü olduğunu iddia eden kavrayıştır. Bu idole göre bilgi dışarıda değil insan zihninde olduğu için gerçeğin bilinemez olduğu zannına kapılır.

Mağalara idolleri daha çok kişiseldir. Ama bilgi akışı dışarıdan gelir. Eğitimin öğretileri ya da hayranı olduğumuz insanların görüşleri, bu idolü besleyen başlıca etkenlerdir.

Çarşı idolü ise dil kullanımında yatar. Bozuk, tanımı belirsiz ve amacını isabet ettirememiş muğlak cümleler insanı yanlış anlama ve yönlendirme yoluna sürükler. Bacon’a göre bu nedenle bilim dili temizlenmelidir.

Tiyatro idolleri ise ideojilerden edinilmiş yöntemlerdir. Bu yöntemler bizleri “gerçek”lerden uzaklaştırır. Aslında Bacon’un tarif ettiği Tiyatro idolü Aristoteles felsefesinden başka bir şey değildir.

Tüm bu bilgilerin ışığında anlıyoruz ki Bacon, toplumun yaşadığı sıkıntıların ancak deneysel bilgi yoluyla giderilebileceğini savunmuştur. Tecrübeye dayalı bilgi edinme biçimi!

Read more

Nasıl Buyurmuştu Zerdüşt

Nasıl Buyurmuştu Zerdüşt
Nasıl Buyurmuştu Zerdüşt

Dediğim dedik çaldığım düdük olmasın da. Yoksa o düdükten hepimizde var. Bir eksik olmuş. “Freud’un da dediği gibi” diye bir ekleme daha yapalım. Sözün hangi manada söylendiği biraz karışık. Çatallı yol.

Kulak tıkamak kolay fakat bir Freud’un felsefesini aradan nice zaman geçmiş hâlâ çürütemiyoruz. Bir Spinoz olmak kolay mı? Yarattık mı ondan bir tane? Ona erişebildik mi? Anca laf. Ha diyorsan ki onun bunun kelamını düşünmeden at sürer gibi ikide bir dehleyip duruyorsun, başımla beraber. Fakat burada da yol çatallı.

Bilgiye dair söylenecek birkaç söz daha var. Bir bilgi bir insan ömrü boyunca sıfırdan üretilip son halini alıyor değil. Bilgi, İnsanlık tarihi boyunca yavaş yavaş üretilen, gelişen, dönüşen; dönüştükçe insanı da dönüştüren bir medeni hâl! O olmasa hâlâ Afrika savanasında yırtıcıların elinden leş çalmaya devam ediyor olurduk.

Saygı duyun bilgiye. Saltanattan, güçten, güzellikten daha etkili bir silah. İnsan toplulukları onsuz koca bir hiç. Günay’ın da dediği gibi, aha ben ölüp gideceğim, kime kalacak bunca yazılıp çizilenler? Yine size kalacak. Peşini bırakmayın siz bilginin.

 

Günay Aktürk

Read more