Cumhuriyetin İlk Cep Kılavuzları

   Bu küçük cep kılavuzu tam tamına 82 yaşında. Yani tam olarak 82 yıl 5 ay 4 günlük. Bu kılavuza dokunmak bir fosilin nefes aldığını hissetmek gibi bir şey. Bakın önsözünde ne yazıyor: “Bir endeks olarak hazırlandığı için bu Kılavuzda bir takım Türkçe sözler eksik, bir takımlarının da anlamlarından bir kısmı yazılmamış görülecektir. Bütün Türkçe sözlerin bütün anlamlarıyla gösterileceği kitap, Büyük Türk Sözlüğüdür. Türk Dil Kurumu, bir yandan da bu…

Read More >>

Ulak Sesleri

    Korkuyor musun yarınlardan?Işıktan aydınlıktan,aymaktan aydınlanmaktan?Kulakların tıkalı,ya bu coşkulu irkiliş,hangi sesin hülyası?Yelkeni saklamışsın,rüzgârı haklamışsın,deniz tuzlu gemi çürük,söyle ey düşleri kaçık,kaptanı neylemişsin? Ürküyor musun görmekten?Dokunmaktan işitmektenninnisiz beşiklerden,kapısız eşiklerden…Er dediğin erişir bir yola,ya bu revansızlık hangi yoldan?Korkuyor musun dimağından?yokluğun ilk durağından,ayazda çöl kurağından,çöle düşen damladan… Aslına yabancısın sen.Özünün mayası neyden?Haberin var mı bundan?Yunmadan arınmadan?Meydandaki dardan,Kandildeki nurdan?Madem bilgesin bunca,öyleyse dem vur acıdan,açlıktan susuzluktan,zihne düşen çığlıktan… Kendine bile tahammülün yok,neden ürküyorsun yalnızlıktan?El almaktan,…

Read More >>

Vasiyet

    İyice açın kulağınızı a dostlar.Öldüğüm zaman, ateşle yıkayın bedenimi.Kızıl bir kefene sarılsın küllerim.Sakın ola küfretmeye börtü böcek takımıardımdan.Hem, kim sever ki dedikoduyuo vakitten sonra?Ateşle ziyafet çekmek varken şöyle bir güzel,ne gereği var ki toprağı kirletmenin? Ölünün ardından ayıptır konuşmak dostlar.Sövmek, bir de öldü demek.Konuşmayın, sövmeyin ama övmeyin de.Ama unutmayın desem?Nasıl olacak bu iş?Ölüye çıkmış bir kere adımız. Kıblesi kayıplar mezarlığı!İşte bundan ibarettir vasiyetim.Yaşarken yersiz yurtsuz adama,ne lazım gelir…

Read More >>

Hangi Çağın Erdemi?

     Bu adamın beni derinden sarsabileceğinin bu sabaha kadar farkında bile değildim. Ama Sadizmin aşağılık öğretilerinden dolayı değil. Ya da kurgu boyunca bir kadına karşı işlenen iğrenç zorbalıklar yüzünden de değil. Zaten o işkenceleri öyle bir ruhsuzlukla işlemiş ki, kadının çektiği acıları okuyucuya ulaştıramamış ya da en azından ben hissedemedim onu. Bu da şunu gösteriyor ki, “De Sade” de kendi çağının kurbanı olmuş. Çağının ötesinde yaşayan bir aydın olmak…

Read More >>

Kimi İltifatlar Özeldir:)

       Yıl, 1887… Gazetecinin biri, Victor Hugo’ya soruyor: “Eserleriniz ve siz bugüne de çok olumlu eleştiriler aldınız, çok övüldünüz. Bunlar arasında sizi en çok hangisi hoşnut etti?”    Hugo anlatıyor: “Karlı bir kış gecesiydi. Eş dostla yiyip içmiştik. Mesafe kısa diye, evime yaya olarak dönüyordum. Fena halde sıkışmıştım. Hızlı adımlarla, malikanemin bahçe kapısına vardım. Kapı kilitliydi. Var gücümle uşağıma seslendim: ‘İgooooooor!’ Defalarca haykırmama karşın İgor’un beni duyduğu yoktu….

Read More >>

En/Gerekli Olan

     Ne olmalı biliyor musun Roza? İç sesini duyabileceğin biri olmalı hayatında. Duvara dayanmış bir bardak olmalı hislerin: en gizli yakarışlarını bile hissedebilmelisin onun.    Kimsenin kendisini anlamadığından şikayetçi herkes. Anlaşılmadan önce anlamak gerek oysa. Kendimiz dışında en çok kiminle vakit geçirdik son zamanlarda?    O her döndüğünde onu limanda bekleyen kişi olmak, dalıp gittiği yerleri işgal etmekten çok daha değerlidir! İnsan esaslı seçimini yorulduğu yeri terk ettiğinde değil,…

Read More >>

Alevilikte Kadın

       “Arap Sünniliğiyle yoğrulmuş bir inanç doğrultusunda yasak elmayı yiyerek Adem’i yoldan çıkartan günahkar Havva inancı, günümüz kadınına hangi pencereden bakıldığını da apaçık ortaya koyuyor. Kadını, dokuz nefisli cinsel bir obje olarak gören anlayış, onu tepeden tırnağa kapatan, eğitimden ve iş hayatından soyutlayan, erkekten aşağı bir statüye koyarak toplumdan tecrit eden bir girişime dönüşüyor. Kadına güvensizliğin başlıca nedeni de budur. Bu durum her ne kadar dinin yarattığı bir…

Read More >>

Yazarlık Çıtası

     Yazarları da çıraklık ve ustalık dönemlerine göre eleştirmeli ve okumalı. Bir yazarın yirmili ve otuzlu yaşlarda yazdığı yazılar elbette bir olmayacaktır. Yirmi yaşından kırk yaşına kadar yazmış olduğu yüz binlerce cümlenin, okuduklarından elde ettiği tonlarca fikirlerin arasından bazı düşünce kırıntıları birikir. İşte bu biriken fikirlerin kitaplaşması da kırklı yaşlarla başlar. Bir yazarın en kıymetli çeyizi de işte bunlardır. Tabii ki mevzubahis yazarımız, aklı başında ve kendini sürekli geliştiren…

Read More >>

Tuğçe’den Sonra

       Tuğçe Albayrak. Onu hepiniz tanırsınız. Kasabamın güzel yürekli devrimci kadını. Onu hiç görmedim. Hiç konuşmadım da. Türkiye’ye fazla gelmediği için muhtemelen o da beni tanımazdı. Ama bazen insan insanı öyle zamanlarda tanır ki bir daha asla unutamaz onu. Şimdi bütün dünya tanıyor. Hakkında çok şey yazılıp çizildi. Saygıyla, ayakta alkışlandı. Peki ya sonra? Adaletin ayağını sürüye sürüye bir yerlere yetişmeye çalıştığı bir dünyada, katiline “çocuk” diye hitap…

Read More >>

Kör Mucit

   Benim de söyleyeceğim şeyler var. Söylenmeye değer şeyler öğrendim bu hayatta. Başka neden yazayım ki? Yazmak yerine yaşamımı daha başka şeylerle de doldurabilirdim. Zevk ve sefa ile sürüngen beynimin arzularını tatmin edebilirdim ve belki bu daha az çekilmez yapardı nefes almayı. Ama artık çok geç. Bir kez fark ettikten sonra bir daha unutamıyorsun uykularını kaçıran gerçekleri. Aslında çok sıradan şeyler onlar. Milyarlarca yıldır da varlar. Ama benim de bilgiyle…

Read More >>

Sor Ve Cevapla Kendini

     Bir daha filizlenebilsin diye özenle kopartılan bir üzüm salkımıdır insan. Tertemiz çizmelerle, özene bezene bir güzel çiğnenir. Üstelik sevgiyle yapılır bu iş! Sevginin ve aşırılığın eşlik etmediği bir acı gerçekten var mıdır dünyada? İnsan sonunda nerede rast gelir kendine bilir misiniz? Kararmış kazanların içinde. Ateşle kaynatılan ve kaynadıkça tava gelen bir dönüşüm ayininde bulur kendini! İnsan ne de güzel kokar ateşte piştikçe! Tadının değerini de evvelce benzer ateşlerde…

Read More >>

Neyzen Tevfik – Geçer

Neyzen Tevfik / Geçer   Izdırabın sonu yok sanma, bu alem de geçerÖmr-i fani gibidir, gün de geçer, dem de geçerGam karar eyliyemez hande-i hurrem de geçerDevr-i şadi de geçer, gussa-i matem de geçerGece gündüz yok olur, an-ı dem adem de geçer Bu tecelli-i hayat aşk ile büktü belimi,Çağlıyan göz yaşı mı, yoksa ki hicran seli miİnleyen saz-ı kazanın acaba bam teli miÇevrilir dest-i kaderle bu şu’unun fili miNey susar,…

Read More >>