Estetik Hikayesi ve Ölüm İronisi

Estetik ve Ölüm Arasında Bir Yanılgı

İnsan, ömrünü uzatamayacağını bildiği hâlde görünüşünü düzeltmeye çalışır. Çünkü ölümle doğrudan mücadele edemez; onun yerine aynayla savaşır. Estetik müdahale zamana karşı verilmiş sembolik bir cevaptır. Modern insan için beden, kontrol edilebilen son alandır. Yüz gerilir, çizgiler silinir, dudaklar dolgunlaşır. Fakat ölüm, düzenlenmiş yüz hatlarını yine de tanır. Takvim, aynanın verdiği güvene göre işlemez.

Estetik Hikayesi, insanın güzellik takıntısını değil; ölüm karşısında geliştirdiği savunma mekanizmasını düşündürür. Beden değişir. Zaman akmaya devam eder. Ölüm ise hiçbir estetik onarımı referans almaz.

Estetik Hikayesi için Bosch tarzında alegorik sahne; ameliyat masasında estetik yaptırmış kadın, arkasında ölüm figürü ve zamanı simgeleyen kum saati, modern insanın ölüm korkusu ve güzellik takıntısını anlatıyor.

“Kadının biri 46 yaşındayken kalp krizi geçiriyor ve hastaneye kaldırılıyor. Ameliyat masasındayken, ölüme yakın birdenbire Azrail’i görüyor ve soruyor: “Benim saatim geldi mi?” Azrail cevap veriyor: ‘Hayır, senin daha 43 sene, 2 ay ve 8 günün var.”

Narkozdan uyandığında estetik yaptırmaya karar veriyor. Yüzünü gerdiriyor, dudaklarını doldurtturuyor ve göğüslerini düzelttiriyor. Kısacası yeniden doğmuş gibi… Daha uzun bir süre yaşayacağını bildiği için o kadar ameliyata değdiğini düşünüyor.

Son ameliyattan sonra hastaneden tamamen yeni bir insan gibi çıkıyor. Tam karşıdan karşıya geçerken ambulans çarpıyor ve ölüyor…

Azrail’e soruyor: “Kırk seneden daha fazla yaşayacağımı söylemiştin. Öyleyse neden o ambulansın çarpmasını engellemedin?” Azrail şaşkınlıkla cevap veriyor: “Kız, Allah canını almasın, o kadar güzelleşmişsin ki ben bile tanıyamadım seni!”

İlgili yazılar

Bir yanıt yazın