Güneşli Günler

“Güzel günlerdi onlar… O ilk güzel günler, en azından aynı güzellikte bir daha tekrarlanmamıştı.”
Dönüşüm / Franz Kafka
Güzel günler göreceğiz. Yine de ve her şeye rağmen. Ama önce insanın ruhuna doğmalı o günler. Yoksa güzel bir günde de mutfağa astığı bir iple öte tarafa postalayabilir kendini. Acaba diyorum ruhumuzu bir ceylan bataklığına çeviren şu kötü günler mi? Belki de kendi içimize çok fazla daldığımız için kötüleşiyoruz. Ama kendi içine dalan ve kendisiyle baş başa zaman geçirenlerin mutlu olmaları gerekmez miydi? Belki de kendi içimizde çıktığımız yolculuklarda kaybediyoruz yolumuzu. Eh doğruya doğru, kendi içinde düze çıkamayan başka hiçbir yerde bulamaz yolunu.
Güzel günler göreceğiz çocuklar ve koca koca insan yavruları! Hadi öyleyse kurgu başına! Adam, onun hâlâ bir yerlerde nefes aldığını hatırlayarak gülümsedi. Sonra başka güzel günler yaratmak için dış kapının dış mandalında asılı olan gömleğini sırtına geçirdi. Kuşkusuz yaklaşmakta olan güzel günler de sırra kadem basacaklardı. Fakat işin püf noktası sadece yaratıcılıkta değil ki. Güzel günleri, mutlu yaşam için sürdürülebilir bir kaynak haline getirebilmek. Yılan gibi deri değiştirme olayı. Yılanı sevmediyseniz kertenkele de yapıyor o işi. Gerçi yılana kurban olsun şu insan yığınları…
Bu cümlelerin çok tuhaf anlamları çıktı ortaya. Sürekli güzel günler yaratmak! Bugün onunla yarın bununla mı demek istiyorum yani? Tam olarak değil. En azından cümledeki aşağılayıcı anlam kadar değil. Ne olacaktı? Ruhunu bit pazarındaki bir soysuza kaptıran suratsızlara mı kalacaktı dünya! Ayağa kalkamazsan hayat orada görür işini.
Güzel günler göreceğiz derken, birileri o günleri ayağımıza kadar getirecek demiyorum. Oldu canım, taze sıkılmış portakal suyu? Hem de yatağına mı istiyorsun? Yahu önce birbirimizi tanısaydık! Güzel şeyler bu yüzden mi çabucak unutuluveriyor? O güzel günlere kendimizden bir parça emek katmadığımız için mi?
Çark edelim konumuza doğru. Unutmayalım! Saplantılarımız ayak bağlarımızdır. Doğrusu bazı değerleri çok fazla abartıyor insan. Sonuçta tilki derisi bu dünya yaşamı, içini neile süslersen süsle, neye dönüşmesini umuyorsun? İnsan ol ve sev şu sevme işini. Bu durum başkalarına ucuz işçilik gibi geliyorsa da, gitsinler ve kendilerine bir deccal bulsunlar dost ya da bir eş niyetine. Güzel günler görmek istiyorsan bunu her sabah tekrarlamalısın. Ulu bir kurt gibi başını göğe kaldır ve tekrarla sözlerimi: “Güzel günler göreceğiz, göreceğiz, göreceğiz…” Sonra kalk ve tut ucundan bucağından bu işin!
Günay Aktürk
[email-subscribers-form id=”1″]