Devletin Malı Deniz Diyen Domuz

Onur Yitiminin Tuhaf İtibarı

Devletin malı deniz anlayışı, bireysel ahlaksızlıktan çok daha fazlasını anlatır. Bu yazı, kamusal mülkiyetin nasıl sıradan bir yağma alanına dönüştüğünü; itibar, çıkar ve toplumsal kabullerin nasıl çarpıklaştığını ironik ve sert bir dille ele alıyor.

Devletin malı deniz anlayışını temsil eden, teknede oturan domuz figürü ve çevresinde ahlaki çöküşü anlatan Bosch tarzı alegorik sahne

Stendhal, “Kırmızı ve Siyah” adlı kitabında diyor ki: “Devlet gemisinde herkes gemiciliğe ve kaptanlığa heves edecek çünkü parası iyi.” Ne de olsa itibarlı bir iş. Takım elbiseli kravatlı falan. Sakın ağzından kaçırıp da devletin malı deniz yemeyen domuz demeyesin! Diyenlerin de başlarına bir şey gelmiyor gerçi. Yedikleri için sanırım. Artık herkesin dilinde bir söz. Bir defa dile düşen bir düşünce, zamanla ahlak kuralı haline geliyor her nedense! Cehennemlik bir davranış da olsa, şık bir şapka gibi alıp geçiriyorlar başlarına!

Devam edelim. İyi yere kapak atarsan araba da verirler. Öğle yemeği en fazla üç lira. Sıkı pazarlık yaparsan bir liraya düştü say. Maaşı dolgun. Zaten maaşla geçinmeyeceksin ki. Onu bahşişe sakla. Vekillikte filan gözün olmasın. Eskisi kadar fosforlu değil. Sırtından sopayı eksik etmezler. En iyisi mi sen belediye başkanlığına oyna. Muhtemelen orayı da sana yedirmeyeceklerdir. Ama muhtarlık, hatta azalık bile iş görür. Aza olup da azma sakın ha. Hovardalık istemem!

Aslında bu iş için “itibar” ulvi bir gereklilik değil. Devlet gemisine binince anında yapışıyor alnına. Bu gemide ne hikmetse keriz görmek her gün daha da zorlaşıyor. Sen de çok para kazanmak istiyorsan deve götü yağlamasını öğrenmelisin. Bu günlerde bir söylenti dolaşıyor ortalıkta. Ben eskilerden örnek vereyim de sen ne olduğunu anla. Bunu bir nevi iç hesaplaşma yerine sayalım biz.

Pir Sultan Abdal‘ın iki köpeği vardır ve adları “Sarı Kadı” ile “Kara Kadı”dır. Düşmanları gidip iki kadıya söylerler. Adlarının köpeklere verildiğini duyan kadılar küplere binerler. Hemen Pir Sultanı tutuklatıp Sivas’a, huzurlarına getirirler. Köpeklerinin adlarını sorduklarında Pir Sultan gerçeği saklamaz. “Evet!” der: “Benim köpeklerimin adı Kara Kadı ve Sarı Kadı’dır. Ama onlar sizden daha iyidir. Çünkü benim köpeklerim haram yemezler.

At izi it izine karışmış. Sen bari haramzadelerden olma. Şaka canım bunca söylev. Anlayasın diye sözün manasını. Devletin malı deniz yemeyen domuz! Hadi bunu söyleyen söylüyor, çıkarı var kendince. Ya bir milletin böyle bir sözü içselleştirerek atasözleri listesine geçirmekteki başarısına ne demeli? İşte onu aklım almıyor. Bu atasözü kütüphanemdeki “Türkiye Türkçesinde Atasözleri” isimli kitapta 5930. söz. 5926. söz ne biliyor musunuz? “Devlet, sırtına binmediği eşeğe yem yedirmez!” Burası ne garip bir ülke yahu!

 

Günay Aktürk

Bunlara da Bakabilirsiniz

Bir yanıt yazın