Kral Çıplak Ama Çocuk Daha Da Çıplak

Çocuğu Olmayan Kral!

Kral Çıplak ama Çocuk Daha Da Çıplak

Şöyle haykırıyor bir anne: “Ben bir anne olarak şahidim ki çıplak bir çocuk doğurdum. Üzerinde hiçbir şey yoktu. Tanrı da şahidimdir; Ne bir ulusa dair bayrak, ne kimlik, ne de üniforma. Doğurma fiilini bizzat yapan, o mucizevi ana tanıklık eden bir anne olarak yine şahidim ki doğumumdan şu ana kadar üniforma ya da bayrakla bebek doğuran bir anne görmedim ben… Doğurduğum o çırılçıplak bebek, insan soyunun genlerini taşıyor sadece…

 

Ben de bir suç ortağı olarak yardım ettim ona, ben de şahidim. Gerçi hiç çocuğum olmadı fakat bu işlerin böyle olduğundan eminim. Siz hiç Yahudi çocuk gördünüz mü? Ya da dindar bir çocuk? Olsa olsa Yahudi ve dindar bir anne babanın çocuğudur o. Büyüdükçe kirletiyorlar sabiyi. Kral çıplak olduğu için anlamaz bu işlerden.

Artık aslımıza dönme zamanı. Dünyalı bile demeyelim kendimize. Yoksa demekten zarar gelmez mi? Öyle olsun, kozmozlu diyelim. Kozmopolit. Politik değil. Baştan aşağı pespayelik. Zannedildiği gibi hiçlikten de gelmedik. Işıktan geldik biz. Işığın çocuğu diyelim öyleyse. “ışık taifesinden!” Dönüş yeri aynı yer olduğu için Işıklar içinde uyu, deriz. Mekanı cennet olsun der miyiz? Sanmam, cennete sığmaz ışık! Neyse, girmeyelim oraya.

Kral çıplak ama çocuk daha da çıplak. Bu yüzden kim nasıl istiyorsa öyle uyusun. Horlamadan uyusun ama. Daha uyumadan da horlamasın! Doğarken çırılçıplaktı. Cinsiyeti vardı. Ama cinsiyet hakkında hiçbir fikre sahip değildi. Kafasını biz kurcaladık. Dedik ki fıtrat diye bir şey var. Mahalle bakkalında satılır. O kadar ucuzdur ki göçük altında kalsan da hesap soran olmaz. Hayda bre yine sapıttık. Durum feci. Kral çıplak ama çocuk daha da çıplak. Onlar kendi çocuklarından gayrısına her zaman körler. Bazen o kadar köreliyor ki gözleri, kendi kanlarıyla da yıkayabiliyorlar ellerini. Hep o tür dürzülerin başının altından… Başları altında kalsın…

 

Günay Aktürk

[email-subscribers-form id=”1″]