Günah Sicili!

“Babaannem hep derdi: “İnsanlar kendi işlediği kocaman günahları çuvala basar, senin küçük yanlışını duvara asar.” diye.”
Ben her zaman küçük ve insani günahların sahiplerini sahiplenmişimdir. Kalabalık kitlelerin homurdandığı günahları! Üstelik meselenin dokusuna ahlak ipi de işlenmişse. Üstelik geri kafalı yargıçlar tarafından cezalandırılmış, siyasilerin ağızlarına da iyice pelesenk olmuşsa. Yargı binasını insan hakları üzerine inşa ederim. Özgür seçimlerin cezalandırıldığı tezek kokulu bir yüzyıl!
Herkes karşı çıkıyorsa orada gizlenen bir şeyler var demektir. Ne mal olduğunu bilirim çünkü insanoğlunun. Kendine “ademoğlu” demiş ve ilk günahı taşlamıştır çünkü. İlk günah ilk isyan idi. Edebin manası, edepsiz kafalarca yorumlanamaz. Yorumlanıyorsa kendi edepsizliğini sırça köşklerde yaşatmak içindir.
Yeri gelmişken… Nedir o ilk günah? Cennetten kovuluş mu? İsyan mı edilmişti yoksa cehaletten miydi? Ya bugünün günahları? Dünyadaki bu cehennemin yaratıcıları tanrıcılık mı oynuyor? Tanrı adına konuşan küçük zebanicikler!
Eskilerin bilgeliğine pek güvenmem. Eskinin vampir dişleri vardır. Bilgiden uzak bir karanlığı temsil ederler. Bugünün vampirleri de eskinin tohumu değil mi? Onlar körelmiş masallar uğruna merhameti çöpe attılar. İçlerinden pek azı ömürleri boyunca dişe dokunur üç beş öğüt biriktirebilmişler.
Artık dişleri döküldüğü için sadece homurdanmakla yetiniyorlar. Açıp da bakmalı eski defterlere. O sivri dişlere kaç masumun kanı bulaşmıştır kim bilir…
Günay Aktürk