Güzel Kadınlar Ve Ötesi

Bugün sabahın o yoğun kalabalığında otobüse bir kadın bindi. Hemcinsleriyle arasındaki en çarpıcı fark ise, diğer kadınların hepsinin de ona bakmalarıydı. Güçlü ve Güzel kadınlar yürüdükleri zaman yerdeki tozu az biraz kaldırırlar! Bizimki de üzerine açık renkli takım elbise gitmişti. Şaşırmış olmalıyız.
“Hanımefendi, siz bu halk otobüsünü kullanmamalısınız. Sizler özel taksilere layıksınız! Makam aracınız yolda mı kaldı?”
Belki böyle düşündüler. Ben başka şeyler de gördüm. Adımlarındaki dirayeti gördüm. Genel kurul toplantısındaki baş yönetici izlenimi. Kendinden emin. Ve dahi elbisenin hakkını fazlasıyla veren bir fizik.
“Rica ederim böyle gelin, şu demirden rahatça tutunabilirsiniz.”
Diğer kadınlara haksızlık olmasın diye yer vermedim. Yer vermem gerektiği fikri de nereden çıktı şimdi? İnsan aklının kuyuları pek derindir azizim, kadın güzel olur da kuyular dolmaz mı?
Yolculardaki genel durum! Sel yatağını değiştiren bu güçlü akıntı neler söylemiyor ki. Giyim tarzı bir kişilik belirtisi olsa da çoğu zaman hak etmediği algılarla donatıyor sahibini. Dünya, İnsan için güç ve güzellik etrafında dönen bir gezegenden ibaret.
Elbette çekimine kapılırız kimi insanların. Bu olunca başka açılardan bakarım gözüme güçlü ve güzel görünenlere. Zor günlerinde hayal ederim onları. Sorunlarla başa çıkış yöntemleriyle. Ya da sohbet konularıyla, düşünüş biçimleriyle, yalnızken mırıldandıklarıyla, suskunlıklarıyla…
Çok güçlü görünmüşlerse açken düşünürüm onları, çıplakken düşünürüm. Hastalığın bir geçit bulup yayıldığı vücutta yarattığı faniliği düşünürüm. Verdikleri vaatlerini, tutamadıkları sözleri ve ne yana kayacağı belli olmayan gözlerindeki ikircikli arzuları…
Bütün bunların toplamında… Tanımak istediklerimizin içinden tanımaya değer kaç kişi çıkar sizce?
Günay Aktürk