Arap İstilası

Ne diyelim? Diyen demiş. Doğunun peygamberleri, batının filozofları var, demiş. Güney Asya’nın da Buda’sı var. Bizim neyimiz var? Arap istilası var bizde. Hep ABD emperyalizminden bahsedilir. Araplar tarafından dejenere edilmişiz. Neden bahsi açılmıyor? Asimilasyon yalnız devletin kendi halkına karşı yaptığı şey midir? Bilakis efendim. Çevir yüzünü uğradığımız değişimin, o da bir simülasyon.
Önce diyeceğimizi diyelim. Bilim nedir diye sormadan önce yediğimiz vurgunun etkilerine bakalım.
Bilimin olmadığı yerde tarih öncesinden kalma mitolojilere maruz kalıyorsun. Çocuklara anlatsan uykuları kaçar. Zaten altına kaçırıyor yavrucaklar. Ejderha masallarında en azından finalde ejderha ya yenilgisini kabul ediyor ya da imana geliyor. İmana geliyor derken öyle değil, ateşini kötülerden yana çeviriyor. Bizde bir şeytan var ki maşallah, yaratıcısına bile kafa tutuyor kafir!

Çocuk ürperiyor bunları dinleyince. Büyüyünce geçiyor ama. Büyüyünce namluyu bizden yana çeviriyor. Biz kimiz? Işığın çocukları. Çocuk şeytanı ve şeytanın müritlerini neden yanlış yerde arıyor? Çünkü onlara yalnızca bilim mi ilim mi diye soruyorlar ama hangi terim ne anlama gelir öğretmiyorlar. Bilim kafirliktir diyorlar. Bundan haberdar mısın?
Bilimsiz Kültürün Öğretileri
Doğunun üstünde karanlık bir gölge var. Karanlığın hakiki sureti ise batıda. “Demokrasinin kalbi batıda atıyor!” Vay anam vay! Rögar kapaklarını doğuya kurmuşlar ama. Onların biliminden, onların yazdığı “insan hakları Beyannamesi”nden yalnız kendi halkları yararlanıyor. Bir bilim ahlakına sahipler ama kapitalizm ahlakına da sahipler.

İki uygarlık arasında yaşanan ölümler de farklı. Doğuda ölmekle batıda ölmek aynı değil. Doğuda ölürsen yalnız mezarın kutsal sayılır. Doğuda canlılar kutsal değildir. Batıda öldürülen kadının arkasında yasalar var. Yaşarken de var. Vay haline doğuda yaşayan kadının…
Bilim Nedir
Bilim mi ilim mi diye sormadan önce bilim nedir sorusunu yanıtlayalım. Bilim, evrende ve doğada gerçekleşen olayları bir dizi yöntemlerle deneyleyerek gerçeğe ulaşma işlemidir. Bunu yaparken bazı doğa yasalarını keşfeder. Mesela bunlardan birisi kütle çekim yasasıdır. Bu yasayı Isaac Newton keşfetmiştir. Kütle çekimiyle beraber hareketin üç kanununu da. Newton’un bulduğu şey, doğadaki nesnelerin hareketleriyle evrendeki yıldız gibi büyük gök cisimlerinin hareketlerinin aynı yasa tarafından kontrol edildiğidir.

Bu yasa evrenin dokusunda vardır. Evrenin dokusu değişmedikçe yere attığınız nesneler düşmeye devam edecektir. Madem öyle, ay neden dünyaya düşmüyor diye de sorabilirsiniz. Burada bir başka doğa yasası devreye giriyor: eylemsizlik yasası. Eylemsizlik yasasına göre cisimler hareketlerindeki genel durumlarını koruma eğilimindedirler. Büyük kütleli cisimlerde eylemsizlik çok daha yoğundur. Buna göre aslında yere düşen bir elmanın amacı düşmek değil, dünyanın yörüngesine girmek. Fakat çekim kuvveti o kadar güçlü ki eylemsizlik halini korumayı başaramıyor.
Peki, bu bilgi insanlığın ne işine yarar? Şu işine yarar ki kütle çekim yasasını anlayamadan uçaklarınızı uçuramazsınız. Suyun kaldırma kuvvetini anlayamadan da gemilerinizi suyun üstünde yüzdüremezsiniz. Bu bilimsel bilgi de Arşimet Prensibi diye geçer.
Eğer fizik yasalarından haberdar olmasaydık ibadethanelerimiz hala bezden çadırlarla sınırlı kalmış olacaktı. Mesela musluğu her açtığınızda su akmayacaktı çünkü bizlere baraj yapmasını öğreten matematik bilgisinden yoksun olacağımız için mimar ve mühendislerimiz olmayacaktı.
Çeşitli Bilim Dalları

Bununla da sınırlı değil. Etnografya bilimi sayesinde toplumların kültürlerini, gelenek ve göreneklerini öğreniyoruz. Arkeoloji bilimi sayesinde suyun ya da toprağın altına gömülmüş medeniyetleri bulup çıkartıyoruz. Antropoloji Bilimi, insanlığın kökenini araştırır. Biyolojik, toplumsal ve kültürel yönlerini ayrıntılı bir şekilde önümüze koyar. Filoloji Bilimi, medeniyetlerin kullandıkları dilleri çözümler. Epigrafi Bilimi, kitabe olarak da tanımlayabileceğimiz taş ve metallerin üzerine yazılmış yazılardan sorumludur. Bu sayede geçmişimize ışık tutar. Paleografi Bilimi, eski yazılardan sorumludur. Sosyoloji Bilimi, toplumu inceler.
İlim Nedir
Bence bilim ile ilim birbirine karıştırılıyor. Eğer Hacı Bektaşi Veli gerçekten “İlimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır.” demişse vay halimize. Şahsen ben bilim terimini kullandığına inanmak istiyorum. Peki, ilim nedir? Bunun için gelin Kur’an-ı Kerim’e başvuralım.

1- “De ki: Ey Rabbim! İlmimi artır.”Tâhâ sûresi (20), 114
2- “De ki: Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?”Zümer sûresi (39), 9
3. “Allah içinizden iman edenlerin ve kendilerine ilim verilenlerin derecelerini yükseltir.”Mücâdele sûresi (58), 11
4. “Allah’tan kulları içinde ancak ilim sahibi olanlar korkar.”Fâtır sûresi (35), 28
Hadisler İlim Hakkında Ne Diyor?
1- Ebû Mûsâ el-Eş’arî radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre:“Allah’ın benimle göndermiş olduğu hidâyet ve ilim, yeryüzüne yağan bol yağmura benzer.“
2- Ebû Hüreyre radıyallahu anh:“Dünya ve onun içinde olan şeyler değersizdir. Sadece Allah’ı zikretmek ve O’na yaklaştıran şeylerle, ilim öğreten âlim ve öğrenmek isteyen öğrenci bundan müstesnadır.”
3- Abdullah İbni Mes’ûd radıyallahu anh:“Yalnız şu iki kimseye gıpta edilir:* Allah’ın kendisine ihsân ettiği malı hak yolunda harcayıp tüketen kimse,* Allah’ın kendisine verdiği ilimle yerli yerince hükmeden ve onu başkalarına da öğreten kimse.”
4 Enes radıyallahu anh:“İlim tahsil etmek için yolculuğa çıkan kimse, evine dönünceye kadar Allah yolundadır.“

Tüm bu bilgilerin ışığında ilim ile bilim aynı anlamları içermiyor. Açıkça görüyoruz ki ilim öğrenmek için kutsal kitabı okumalıyız. İlim oradadır. Eğer bu yolu seçseydik bugünkü teknolojiye ulaşabilir miydik? İslam ülkeleri bu yüzden bilim üretemiyor. Ne deseniz: “Bunlar zaten kur’an’da yazıyor.” diye cevap veriyorlar. Madem yazıyor bulup çıkartsanız ya.
Kuşkusuz Müslüman bilim adamları da vardı. Harizmi, Abdülhamid İbn-i Türk, Hayyam, Fergani, Battani, Biruni, İbn El-Heysem, Nasirüddin Tusi, Batruci, Zic Uluğ Bey, Ali Kuşçu, İbn-i Sina bunlardan bazıları.
Orta Çağ karanlığının aydınlık insanlarıydı bunlar. Fakat bu insanlara ilim insanı diyebilir miyiz? Keşiflerini Kur’an ayetlerini okuyarak yapmadılar. Bunlar deneye ve gözleme dayalı başarılardı ve tam da bilim nedir sorusunun yanıtıdır. “Bilim, deneye ve gözleme dayalı bir bilgi türüdür. Medeniyetler bilimin omuzları üzerinde yükselir.” Bilim ve onunla gelen bilgi birikimi insanlığın en büyük mirasıdır.

Bilim mi İlim mi?
İslam anlayışına göre bilim, bir nevi İslamı anlama yöntemidir. Daha çok hadis ilmidir. Peygamberin hem sözlerini hem de hayatını anlamak ve ezberlemek, Allah’ın emirlerinden haberdar olarak sınırın dışına çıkmamak… İslam alimlerinin bilimden anladığı şey budur ama hatalıdır. İslam alimi bilim insanı değildir. İslam alimi, İslam hakkında kendini donanımlı bir hale getirmiş olan kişidir. Tarihten aldığı bir dizi bilgiyi hem kendi çağına hem de gelecek nesillerin Müslüman alemine aktarmakla yetinir. Bu sınırlar içinde zaten bilim yapması da beklenmemelidir. Ama gözleme dayalı yöntemlere başvurursa o zaman bilim insanı diye tanımlayabiliriz. Fakat o bilgiyi İslami verilerden değil, bilimsel yöntemlerden edinmiş sayılır. Olacaksa da sürülmesi gereken yol budur.
Son söz olarak biz de yenice aklı cilaladık. Bizim yolumuz bilim, yöntemimiz bilim okurluğu. Yoksa bu çirkef kuyusundan çıkılası değil. “Okusam kâfir olurdum.” diyorlar. Doğunun kafiri var, bu doğru. En büyük kâfirlik cehalettir!
Bilmi ve ilmi terazinin iki kefesine benzetiyorum dengeyi sağlamak için hangisi ilerideyse diğerine erişmeli. Bilim öndeyse de terazinin diğer kefesi “ilim”olmalı ki denge bozulmasın.
Bence sen bir kez daha oku makaleyi 🙂
Makaleye giriş ” zavallı yavrucaklar” annelik iç güdüsüyle birçoğumuzun küçükken yaşadığımız bir durumu dramatize et ve konuya yumuşaklık getir ki bu yanlış bir giriştir. Bu olgu doğanın bir parçası olarak kabul edilir ve dramatize edilerek örneklendirilemez. 21.yüzyılda bebeği olan her anne babanın bebeğinin altını temizlemesiyle aynı şeydir. O durumu yazmadınız çünkü ordaki dramatize tek taraflı olmayacaktı. Biraz ilerde feminizmin hissedildiği yer. Kadına acıma durumu ki burda da geçmişi örneklendirirseniz ki yine biz türküz ve kadına değer ve bir ulu önder Atatürk’ün evlatlarıyız. Bizim kadına bakış açımız apayrı bir olgudur. Makalede vurgunuz yanlış. Bir kaç fizik biliminin basit kanunuyla girişe devam ediliyor ki bu yasalar ve basit tanımlar lisede sayısal bölüm okumuş her bireyin bilip unuttuğu veya unutmadığı tanımlardır. Hemen ardına batı-doğu karşılaştırması ve batının üstün tutulması. Sizin örnekleriniz taraflı ve makalede doğunum tamamen körpe yanlarını batının ise büyütülmüş yanlarını anlatmışsınız. Ufak bir örnek ile aslında rahmetli Erbakının ve bazı mühendislerimizin zamanında devrim arabamızı üretmesi ve batının çabalarıyla bunun halk tarafından başarısızlık olarak görülmesi ve bunun sonucunda Eskişehirde rafa kalkmasıdır. Konu ilerledikçe dini tarafları sorguluyorsunuz ki bu başlı başıba yanlıştır. Yine biz türküz islamiyeti kabul etmeden önce asyanın ortasında çok tanrılı dinde bile adaletin, eşitliğin… yaşandığı bir ecdadız. Burda islamiyet öncesi aslında türkler için yine utanç değil bir gururdur. Ordaki hanımlarımızın da nasıl ata bindikleri nasıl kılıç kuşandıkları nasıl söz hakkı olduklarını araştırabilirsiniz. Ki o sırada batıda bir araştırın batıda neler oluyordu. İslamiyeti kabul etmemizle birlikte ki karşılaştırmanız ve batıdan ve doğudan verdiğiniz örnekler taraflıdır. Bilime kazandırılan şeyleri taraflı anlatmanız yanlıştır. İlim konusuna basit girmişsiniz ki biz ne aranız ne batının ortasıyız. Biz dinimizi doğuya göre yaşayacak olsak mescidi aksanın ortasına batılılara gökdelen inşa ettiririz. Batı gibi yaşayacak olsak 3.dünya ülkelerine zulmederiz. Bilimi ahlaksız ve güç olarak kullanırız. Aslında şu 3 sayfalık makalede o kadar çok yanlış ve zararlı bilgi var ki. Ama hepsinden tek tek bahsedemem. Konuyu bu kadar geniş tutmanız ve dallandırmanız zaten yanlış bir yaklaşım olmuş. Rezalet.