Bir Alıntı Bir Yorum

“Düşünce zihnin, hayal hazzın ürünüdür. Düşüncenin yerine hayali koymak yemeğe zehir katmaya benzer.”
Sefiller
Victor Hugo
Düşünerek hayal etmek! Belki de kurcalamadan düşünmek gerek. Zevk almak için kim bilir, soru sormadan hayal etmeli… Obur gözlerimizi kısmayı öğrenmeliyiz. Yoksa sonu halüsinasyon. Bütün sözcükleri işiteyim derken, gaipten gelen seslerle delirmek içten bile değil. Çekip almalı aklı, tutsak düştüğü o kısacık anlardan.
Belki de bu bir fırsattır. Şu anki anlarımızı iyileştirebilirsek, gelecekteki “ben” daha mutlu olacaktır. Gelecek belki de asla gelmeyecek. Çünkü dün ve yarın, “Bulanık bir zihinde küçük bir kabarcık.” Beş yüz bin yıla kaç ömür sığdı dersiniz? Bizimkisi beş yüz kilometrelik bir yolda ufacık bir çakıl taşı.
Bizler bu çağın, kısa ömürlü olduğu halde hayalin uzun menzilli yanılsamalarına kanan zamane hayalperestleriyiz!
“Ömür geçiyor ömür. Ne beklenen geliyor, ne olması gereken yaşanıyor.” İşte bu son cümle düşüncenin yerine hayali koymaya bire bir misal!
Günay Aktürk