Carl Sagan Kimdir?
Carl Sagan Kozmoz bilimin evrensel dilini insanlara ulaştıran büyük bir eserdir. Tam adı Carl Edward Sagan olan Amerikalı gökbilimci, 9 Kasım 1934’te New York’ta doğmuş, 20 Aralık 1996’da hayata veda etmiştir. Astronom, astrobiyolojinin gelişimine yaptığı katkılarla ve Cosmos (Kozmoz) dizisi ile bilimin halk arasında sevilmesini sağlamıştır. Sagan, evreni anlamaya çalışan insana rehberlik eden bir düşünür, bilimi popülerleştiren bir öncüdür.

Bilim Nedir?
Bilimin halk tarafından öğrenilmesi denilince Carl Sagan‘ın önemi çok büyüktür. Tıpkı İngiliz Fizikçi Stephen Hawking gibi. Peki, bilimsel bilgiyi halkın kullanımına açmak neden bu kadar önemli ve hatta hayat memat meselesidir? Bunun İçin önce bilimin ne olduğunu anlamamız gerekiyor.
Her şey “ne” sorusunun sorulmasıyla başlar. Bu soru beraberinde “neden” ve “nasıl” sorularını da getirir. Canlılara baktığınızda onların her nesilde giderek değiştiğini görürsünüz. Şöyle ki:
– Ne oluyor? Canlı popülasyonları her nesilde değişiyor (evrimleşiyor).
– Canlılar neden evrimleşiyor? Popülasyon içindeki çeşitliliğin değişen çevre şartları altında her bireyde eşit aynı uyum başarısını sağlamadığı için.
– Canlılar nasıl evrimleşiyor? Bulunduğu ortama daha uyumlu olan bireyler daha kolay hayatta kalıp, daha çok ürediği için, bu bireylerin kendi “uyumlu” genlerini bir sonraki nesle daha çok aktarması yoluyla.
İleri okuma için Evrim Ağacı sayfasını ziyaret edebilirsiniz.

Carl Sagan Kozmoz bize, bilimin yalnızca bilgi değil; olayları ele alma ve yorumlama biçimi olduğunu hatırlatır. Bilim, düşünme yeteneğimizin gelişmesi için gereklidir. Bazı felaketlerin “fıtratımızda” olduğu söylenir — örneğin maden kazaları gibi. Oysa maden ocakları, çökmemesi için gerekli altyapıya harcanacak paradan kaçınıldığı için çöker. Bu bir kader değil, bilimin yok sayıldığı bir insan eliyle işlenmiş cinayettir.
“Neden” sorusu giderek “nasıl” sorusuna doğru evrildiği için bugün daha da zeki varlıklara dönüştük. Havaya attığımız bir nesnenin görünmez bir güç öyle istediği için değil de kütle çekim kuvvetine yenik düştüğü için gerçekleştiğini fark ettik. Bu çok basit bir olgu olmasına rağmen merak yeteneğimizi daha da geliştirmesine yaradı. Merak eden insan daha çok sormaya başladı. Bu yüzden halkını düşünemeyen bir sürüye dönüştürmek isteyen yöneticiler doğa hakkında sorulan bütün soruları yasakladılar.

İyonya Filozofları
Bilimin bir şeytan icadı olarak lanse edilmesinin altında yatan sebep budur. Aslında bu daha büyük bir kötülüğe yol açar. Bundan 2400 yıl önce bilimin ışığı iyonya’da parladı. Evrenin matematik ile çözümlenebileceğini söyleyen pisagor gibi. Sokrates öncesi yaşamış olan Anadolulu Thales gibi. Doğa olaylarının nedenlerini insan biçimli Tanrılardan çok doğanın içinde aramıştır.
Bir başka İyonlu filozof olan Anaksimandros, ilk gök küresini, ilk yeryüzü haritasını yapmıştır. Platon’un matematik, Aristoteles’in biyoloji, zooloji, botanik, astronomi, meteoroloji alanlarında çalıştığını görüyoruz.
Bilimin neden halk tarafından anlaşılıp sahiplenilmesi gerektiğini tam anlamıyla anlamak için Carl Sagan‘ın Kozmoz kitabından şu can alıcı alıntıyı yapalım:
Bilim ve öğrenim genellikle çok küçük bir mutlu azınlığın ayrıcalığıydı. Kentteki halkın çoğunluğu kütüphanedeki buluşlar hakkında en küçük bir bilgiye sahip değildi. Yeni buluşlar açıklanmadığı ve halka mal edilmediği için araştırma ve buluşlardan halk pek az yararlanmış oluyordu. Bilginler hiçbir zaman makinelerin gücünü halkın özgürlüğe kavuşturma açısından değerlendirmediler. Bilim halk yığınlarının ilgisine sunulmamıştı. Durgunluğa, kötümserliğe ve mistisizmin en süfli biçimlerine karşı terazinin öteki kefesini bastıracak bir çaba harcanmadı. Ve sonunda halk güruhu Endülüs kütüphanesini yakmaya geldiğinde, onları durdurabilecek kimsecikler yoktu.
Carl Sagan Kozmoz
Makale boyunca anlatmaya çalıştığım şey tam olarak buydu. Yani bilimin halka açılmasının ve halk tarafından anlaşılıp sahiplenilmesinin önemi. Carl Sagan, Stephen Hawking ya da Neil deGrasse Tyson gibi bilim insanları bunun farkına vardılar. Onlar kendi çağlarında üstlerine düşen görevi fazlasıyla yerine getirdiler. Geleceğin bilim insanlarına da bu anlamda yeni bir bakış açısı sundular. İnsan yığınlarının gelişmesinde payı olan bütün bilim insanlarına, güncel bilgiyi halka bir şekilde yaymaya çalışan bilim okur ve yazarlarına yürekten teşekkür ediyorum.

Carl Sagan Sözleri
Carl Sagan Kozmoz düşüncesi, bilimin yalnız gözlem değil aynı zamanda varoluşu anlama çabası olduğunu hatırlatır. Sagan’ın sözleri, hem bilimin hem de insanın doğasına tutulmuş bir aynadır:

1- “Ben Carl Sagan. Su, kalsiyum ve organik moleküllerin toplamı olan bir varlığım. Siz de öylesiniz, yalnızca adınız başka.”
2- “Varsayımların bilim tarafından kabul edilebilmesi için ciddi kanıt savlarından geçmesi gerekir.”
3- “Venüs gezegeni, Güneş sistemindeki tüm diğer gezegenlerin döndükleri yönün tersine, yani geriye doğru dönüyor. Bunun sonucu olarak güneş batıdan doğar, doğudan batar.”
4- “İnsanların duyguları galeyan halindeyken kendilerini aldatma eğiliminde oldukları kanıtlanmış bir olgudur.”
5- “Biz, hepimiz, ne yapacakları önceden kestirilemeyen ve hoşnutsuzluklarından ötürü homurdanan tanrılara ilişkin hikayeler icat etmek suretiyle yaşam tehlikelerini göğüslemeye çabalayan insan kuşaklarının devamıyız. Uzun bir süre için insanoğlunun olup bitenleri anlama içgüdüsü, Homeros zamanının Yunanistan’ında olduğu gibi, kolaya kaçan dinsel açıklamalar yüzünden köreldi. O zamanki Yunan’da gök tanrısı vardı, yer tanrısı vardı, gök gürültüsü tanrısı, aşk tanrısı, savaş tanrısı ve ateş tanrısı vardı.
6- Evrenin ipleri, görülmeyen ve inceleme konusu yapılamayan bir tanrının ya da tanrıların elinde olan bir kukla durumunda olduğu kavramı, insanları binlerce yıl baskı altında tuttu ve bazılarımızı halen de tutuyor. Derken 2500 yıl önce, İyonya’da muhteşem bir uyanma baş gösterdi. Birden her şeyin atomlardan oluştuğuna inanan insanlar çıktı ortaya.”
7- “Eski tıp üzerine” kitabında Hipokrat şöyle diyor: “İnsanlar sara hastalığının nedenini tanrılara bağlıyor çünkü ne olduğunu anlayamıyorlar. Fakat anlamadıkları her şeyin nedenini tanrıya bağlarlarsa tanrısal işlerin sonu gelmez.”
8- “Atom” sözcüğünü bulan Demokritos’tur. Yunanca “kesilmesi olanaksız” anlamına gelir.”
9- “Platon ve Aristo köleli toplumda rahat hayat sürüyorlar, zulüm için bahaneler bulup önermekten geri kalmıyorlardı. Tiranların emrindeydiler. Platon’un Demokritos’a ait tüm kitapların yakılmasını önerdiği söylenir. Bunun nedeni, Demokritos’un ölümsüz ruhlara inanmayışı olabileceği olabilir.”
10- “Yüz milyon atom, elimizin küçük parmağının ucu kadar yer kaplar. Vücüdunuzdaki atom tutarı yaklaşık on üzeri 28 dir. Yani 1 sayısının sağına 28 tane sıfır eklemek gerek.”
11- “Evreni bizden yana ya da bize karşı diye yorumlamamalıyız. Bize karşı kayıtsız davranıyor, hepsi bu.”
12- “Çok bilmek, çok zeki olmakla eş değildir. Akıl yazlnızca bilgi demek değildir, yargıdır da. Bir başka deyişle, bilgiler arasında bağlantı kurup bunları kullanmaktır. Buna rağmen, elimizin altında bulundurduğumuz bilgi birikimi yine de aklın bir ölçüsü sayılıyor.”
13- “Kitaplar tohum gibidirler. Yüzyıllarca bir yerde uyuyakalmış durumdadırlar, sonra da birden beklenmedik ve umut vaat etmeyen topraklarda çiçek vermeye başlarlar.”
14- “Beş parmağımız var çünkü yüzgeçlerinde beş parmak kemiği bulunan devon balığından türemişiz. Eğer yüzgeçlerinde altı ya da dört kemik bulunan bir balıktan türemiş olsaydık her iki elimizde altı ya da dört parmak bulunacaktı ve pekala bunları da doğal sayacaktık. Temeli on sayısına dayalı aritmatiğe başvurmamızın nedeni, ellerimizde on parmak bulunmasıdır.”