Anzavur Ahmet Kimdir? Milli Mücadele’ye Karşı Bir İsyan

Anzavur Ahmet Nasıl Ortaya Çıktı?

Anzavur Ahmet Paşa, Kuvâ-yi Milliye hareketine karşı ayaklanma başlatmış eski bir Osmanlı jandarma subayıdır. Kuvâ-yi Milliye ise, Anadolu’nun Yunan, İngiliz, Fransız, İtalyan ve Ermeni ordularınca işgal edildiği ve Türk ulusuna ağır koşulların dayatıldığı dönemde doğmuş bir millî direniş örgütüdür.

Başlamadan önce Anzavur Ahmet hakkında kısaca bir şeyler söyleyeyim. Anzavur Ahmet, padişah Abdülhamid’in kayınçosudur. Daha doğrusu kız kardeşi, II. Abdülhamid’in sarayına cariye olarak girer. Anzavur da bu sayede Bakırköy jandarma kumandanlığına getirilir. Sadakate karşılığında padişah tarafından Biga‘da bir konak tahsis edilir. Sonrasında adının bazı yolsuzluklara karışması üzerine Konya’ya sürülür.

Anzavur Ahmet Paşa’nın silahlı halde ayakta durduğu, Osmanlı dönemi askerî kıyafetleriyle betimlenen tarihsel portre çizimi.
Kâzım Özalp’in Osmanlı askerî üniformasıyla, kalpaklı ve ciddi bakışlı şekilde betimlendiği tarihsel portre çizimi.

1909’da Abdülhamid tahttan indirilince hemen İttihat ve Terakki‘ye yamanır, orada bayağı yükselmeye başlar. Ama savaş kaybedilip işgalciler gelince bir kez daha taraf değiştirir. Bu defa Kuvâ-yi Milliyecileri din düşmanı ve vatan hainleri olarak ilan eder. İngiltere’nin kuklası olan Vahdettin ile İngilizler sayesinde iyice güçlenir. Birazdan dinleyeceklerinizi anlatan kişi, eski Millî Savunma Bakanı Kazım Özalp’tır. Kazım Özalp, Balkan Savaşları, Birinci Dünya Savaşı ve Kurtuluş Savaşı’nda görev yapmış bir Türk subayıdır. Rütbesi birinci feriktir; günümüzde bu orgeneral rütbesine eşittir. Tarihler 1920’yi göstermektedir.

Anzavur Ahmet’in Biga’ya Gönderilişi ve İlk İsyan Hazırlıkları

Damat Ferit Paşa taraftarları, türlü yollarla halkı Kuvâ-yi Milliye aleyhine teşvik etmekten geri kalmıyorlardı. Bunlar, 1920 yılının Şubat ayında Anzavur Ahmet Paşa’yı, İstanbul’da hazırlanan fesat planlarını hayata geçirmek için Çanakkale’nin Biga ilçesine gönderdiler. Anzavur, oralarda gizlenip Gavur İmam denilen Fevzi Hoca ile birleşerek kuvvet hazırlamaya başladılar. Peki bu hocaya neden Gavur İmam derler? İmamlık yaptığı dönemde bu işi dine söverek yaptığı için köylüler ona bu lakabı takarlar.

Anzavur Ahmet Paşa ve tek gözü kapalı Gavur İmam’ın 1920 yılında Biga’da Kuvâ-yi Milliye karşıtı isyan sırasında köylüleri kışkırtmasını betimleyen alegorik sahne.

Anzavur Ahmet ile Gavur İmam, 20 Şubat 1920 yılında Biga’yı bastılar ve köylüleri Kuvâ-yi Milliye aleyhinde harekete geçirdiler. Biga köylerinde az miktarda adamlarıyla Kuvâ-yi Milliye Teşkilatı yapmakta olan Köprülü Hamdi Bey’i bir köyde basarak şehit ettiler. Bu hadise, Anzavur ile Gavur İmam’ın nüfuslarının artmasına yardım etti.

Anzavur, padişahın emriyle geldiğini beyan ederek, emrini dinlemeyen Kuvâ-yi Milliye erkânı ile İttihatçıları Allah’ın lütuf ve keremiyle perişan edip, adlarını anacak kimse bırakmadıktan sonra bütün milleti peşine takıp İngiltere’nin Anadolu’ya karşı yapmak istediği harekâtı kendisinin yapıp, Ankara’ya ve daha ötesine kadar her tarafı temizleyeceğini kendine has basit ve çoğu anlaşılmaz ifadelerle sayıp dökerek adeta meydan okuyordu.

Süratle yayılma potansiyeli olan bu tecavüzün bastırılması zorunluydu. Bu yüzden Akhisar cephesinden Yarbay Sabri Bey’i, Kuvâ-yi Milliye kumandanlarından Hafız Bey’i, Kırkağaçlı Emin Bey’i, Edremitli Hazım Bey’i mahiyetlerindeki kuvvetlerle Biga’ya gönderdim. Bunlar Biga’ya girmişlerse de Anzavur ve Gavur İmam’ın adamları her taraftan tecavüze geçtiklerinden Sabri Bey durumu tehlikeli görerek kuvvetleriyle Gönen’e çekildi. Çok vatanperver bir zat olan Kırkağaçlı Emin Bey bu muharebelerde şehit oldu.

Kuvâ-yi Muhammediye Kuruluyor

Anzavur’a katılım çoğalıyordu. Yarbay Rehmi Bey’i yanındaki kuvvetlerle Gönen’de bırakıp diğer kuvvetlerimizi Balıkesir’e gönderdim. İlk teşebbüsümüzde maalesef başarılı olamamıştık. Bu sıralarda İstanbul’da Ali Rıza Paşa kabinesi iktidardaydı. İstanbul’daki fesat ocağı yine Damat Ferit taraftarlarının gayretiyle faaliyetine devam ediyordu. Bunlar, Anzavur’un yaptıklarından cesaret alarak Cemiyeti Ahmediye namıyla bir cemiyet kurdular ve Anzavur’un kuvvetlerine de Kuvâ-yi Muhammediye namını verdiler. Damat Ferit’in tekrar hükümetin başına getirilmesini istiyorlardı.

Kazım Özalp’in 16 Mart 1920 İstanbul’un işgali sonrası askerî ve mülkî makamlara hitaben beyanname hazırladığı sahneyi betimleyen alegorik tarihsel çizim.

16 Mart’ta İngilizler İstanbul’u işgal etti ve karakolları basarak askerlerimizi şehit ettiler. Millet Meclisi dağıldı, birçok milletvekili ve Kuvâ-yi Milliyecileri tutukladılar. İstanbul işgal edildikten bir gün sonra ben bir beyanname hazırlayarak bölgem dâhilindeki bütün asker ve mülkî makamlara bundan sonra yalnız benim tarafımdan emir ve talimat verileceğini ve artık hiçbir makamın İstanbul hükümetiyle haberleşmemesini ilan ettim. Bu beyannameyi toplantıda olan kongre de kabul etti. Bu durum, 1920’ye kadar yani Büyük Millet Meclisi açılıncaya kadar devam etti.

Anzavur, Biga bölgesine hâkim olmuştu. Oradan kuvvetleri ile Gönen’e ilerledi. Bu defa iki top ve makineli tüfekleri de vardı. Gönen’de Yarbay Rahmi Bey’in 200 kişilik nizamiye birliği vardı. Anzavur bunlara taarruz etti. Bu 200 kişi 48 saat boyunca fedakârlıkla müdafaa etti. Vatanperver kumandan Rahmet Bey de dâhil olmak üzere çoğu şehit oldular. Anzavur ve avanesi Gönen’e girer girmez cinayet ve çapulculuğa giriştiler. Ele geçirdikleri subaylarımızı, Kuvâ-yi Milliye mensuplarını tevkif edip Gönen müftüsü Şevket, belediye reisi Hüseyin ve Gönenli Ramiz Beyleri şehit ettiler. Sonra evlere taarruz ettiler.

İstanbul’dan millî hareket düşmanları faaliyetlerini artırmışlardı. Tekrar iktidara getirilen Damat Ferit, Anzavur’a çok yardımlarda bulunuyordu. Anzavur, Gönen’den Bandırma’ya yürüdü. Orayı işgal ettikten sonra İstanbul hükümeti ile daha kolay irtibat tesis etmişti. Milleti din ve padişah namına kendi etrafında toplamaya davet ediyordu. İstanbul’dan kendisine padişahlık unvanı verildi. Artık o saadetli Ahmet Paşa olmuştu.

Anzavur’un Bandırma’daki Güç Gösterisi

Anzavur Bandırma’da çok gururlandı. Beyannameler ve ilanlar çıkartıyor, ecnebilerle mülakatlar yapıyor ve Kuvâ-yi Milliye’yi ortadan kaldıracağını herkese söylüyordu. Anzavur’un katî suretle ezilmesi memleketimizin selameti için elzem olmuştu. 

Ahmet Anzavur isyanı neden çıktı sorusunu anlatan, Bandırma ve Balıkesir hattında Anzavur, Çerkez Ethem ve Demirci Mehmet Efe’nin aynı sahnede resmedildiği çok katmanlı tarihsel çizim.

Cephelerde çok az kuvvet bırakarak çoğunu Balıkesir’e hareket ettirdim. Salihli dolaylarında bulunan Çerkez Ethem’e durumu izah eden bir telgraf çekerek mümkün olduğu kadar çok kuvvetle bizzat Balıkesir’e gelmesini yazdım. Demirci Mehmet Efe’ye de vaziyeti bildirerek yardım için kuvvet göndermesini istedim. Çerkez Ethem iki güne kadar hareket edeceğini, Demirci Mehmet Efe ise 800 atlı zeybeğin Danişmentli İsmail Efe kumandasında iki gün sonra yola çıkacağını bildirdi. Anzavur’un kuvvetleri 5.000’e yakındı ve etraftan kendisine katılım devam ediyordu. Bizim toplayacağımız kuvvetler 5.500’ü bulacaktı. Altı tane de topumuz vardı.

İngiliz Kemal Sahneye Çıkıyor

İyi önlem almak ve tedbirleri isabetli yapabilmek için Anzavur’un planlarını ve ne zaman harekete geçeceğini önceden öğrenmek faydalı olurdu. Bunun, o zaman karargâhında çalışan ve İngiliz Kemal adıyla tanınan Esad Bey’in bu işi becerebileceğini düşündüm, ondan fedakârlık göstermesini istedim. Hemen harekete geçti.

Bandırma Limanı’nda İngiliz subayı kılığındaki İngiliz Kemal’in, Amerikan harp gemisinden çıkmış gibi davranarak Rumlara Anzavur Ahmet lehine konuştuğu sahne.

Bandırma limanında bulunan bir Amerikan harp gemisinden çıkmış gibi yaparak İngiliz subayı kıyafetiyle Bandırma’ya girdi. Etrafını çeviren Rumlar ona İngilizce bilen bir Rum verdiler. Onun tercümanlığı vasıtasıyla Rumlara, Kuvâ-yi Milliye’ye karşı savaşan Anzavur’a yardım etmelerini ve İngilizlerin de yardımda bulunacaklarını söylemiş, onlar da yardım etmekten geri kalmayacaklarını bildirmişler.

Haberi alan Anzavur kendisiyle görüşmek istemiş, buluşmuşlar. Bizim Kemal şunları söylemiş: “Kuvâ-yi Milliye’ye karşı hareket edeceğiniz zaman İngiliz teyyareleri de havadan taarruza iştirak suretiyle size yardım edecek, silah, para ve daha ne isterseniz verecektir.” 

Anzavur Ahmet’in İngiliz Kemal ile gizli görüşmesi, masada Gavur İmam’ın da bulunduğu ironik sahne, 1920 Bandırma

Anzavur bu vaatlere çok memnun olmuş. İngiliz Kemal, Anzavur’un bu sevinçli hâlinden istifade ederek teyyare ile yardım bahsi üzerinde durup Anzavur’un 13 Nisan’da Bandırma’dan harekete geçeceğini, bir kolun Susığırlık üzerinden Balıkesir’e, bir kolun Karacabey üzerinden Bursa’ya ve bir kolunun da Gönen–Balya üzerinden Balıkesir’e yürüyeceklerini öğrenmiş. Arnavut Roma Türkçe söylüyor, Rum da İngiliz Kemal’e İngilizce söylüyor, İngiliz Kemal de güya Türkçe bilmiyor. Anzavur bu oyunun farkına varmıyor.

İngiliz Kemal bu haberi bana 10 Nisan’da yetiştirdikten sonra kendisi de Balıkesir’e gitti. Anzavur’a karşı hareket edecek olan kuvvetlerimiz Nisan’ın 11’inde Balıkesir’de toplanmış bulunuyorlardı. Gönen istikametinden Balya’ya doğru geleceği anlaşılan Gavur İmam kuvvetlerine karşı müdafaa vaziyeti almak ve Bandırma–Susığırlık üzerinden gelecek olanlara karşı giderek karşılaşacağımız yerde çarpışma kararı verdik.

Çerkez Ethem’in kuvvetlerine Demirci Efe’nin gönderdiği zeybeklerden 600 atlı ve cephelerden getirdiğim kuvvetlerin bir kısmını ilave ederek 13 Nisan’da Balıkesir’den Susığırlık istikametine doğru hareket ettik. Aynı günde Balya ile Gönen arasında Sebepli Köyü mevzilerini müdafaa etmek üzere ayrı bir müfreze daha gönderdim. Bu müfrezede Vasıf Çınar ve Mustafa Necati Bey de vardı. İcabında her iki tarafa da yardım edebilmek ve yanlardan sarkması muhtemel olanlara karşı kullanılmak üzere 800 kişilik bir ihtiyat kuvveti karargâhımla beraber Teğmen Nusret, biraderlerin, Fethi, Kenan ve Hüsnü Beyler de bulunuyorlardı.

Çarpışma Başlıyor!

15 Nisan Perşembe günü akşam üzeri Çerkez Ethem’in emrindeki kuvvetlerimiz Susığırlık–Kirmasti arasında, Yaya Köyü sırtlarında Anzavur kuvvetleri ile karşılaştılar. O gece başlayan muharebe, ertesi günü yani 16 Nisan akşamına kadar şiddetle devam etti. Anzavur kuvvetleri hezimete uğrayarak dağıldılar. Anzavur’un kendisi her şeyi bırakıp Bandırma istikametine doğru kaçtı. Süvarilerimiz onu takip etmişlerse de yakalayamamışlardır.

Susığırlık–Kirmasti hattında Anzavur Ahmet’in Çerkez Ethem kuvvetleri tarafından yenilgi sonrası kaçışı ve süvari takibi sahnesi

Gavur İmam’ın Agonya ve Biga’dan getirdiği ve Gönen–Manyas’tan topladığı adamlara karşı Sebepli mevzilerine göndermiş olduğum müfrezemiz fedakârâne müdafaa ediyorlardı. Susığırlık civarında Anzavur’un yenilmesi üzerine hiç vakit kaybetmeden 17 Nisan’da Ömer Köy üzerinden ihtiyat kuvvetiyle Balya’ya doğru hareket ettim ve süratli bir yürüyüşle Sebepli’de müdafaa eden kuvvetlerimizin yardımına yetişerek taarruza geçtim. Gavur İmam ve avanesi perişan bir hâlde dağıldılar.

Bundan sonra Bandırma, Gönen, Manyas, Biga bölgesinde temizleme faaliyetlerine devam edildi, zararlı şahsiyetler cezalandırıldı. Anzavur’un ilk başarılarından fazlaca umuda kapılmış olan İstanbul’daki koruyucu ve taraftarları, firar edenleri kurtarmak için Karabiga iskelesine ecnebi gemilerini göndermişlerdi. Anzavur ve onunla oralara kadar geçebilen avanesi, takip eden süvarilerimizin ateşi altında bu gemilere bindiler.

Muharebeden sonra Demirci Efe’nin gönderdiği zeybeklerle cepheden getirttiğim kuvvetleri yerlerine iade ettim. Çerkez Ethem ise Gönen, Manyas ve Biga bölgelerinde uslandırma işlerine devam etmiş ve daha sonra Atatürk’ün emri üzerine Geyve’de Kuvâ-yi Milliye’ye karşı ayaklananlarla muharebe eden kuvvetlerimize yardım etmek üzere kuvvetleriyle oraya gitmişlerdir.

Yunan İşgali Altında Anzavur’un Zulümleri

İstanbul’dan Paşa unvanını almış olan Anzavur Ahmet, bizim karşımızdan kaçtıktan sonra Kocaeli bölgesine giderek orada da Kuvâ-yi Milliye’ye karşı savaşlara katılmıştır. İzmir şimal bölgesindeki kuvvetlerimizin geri çekilmesinden sonra Anzavur, Yunanlıların işgal ettiği bölgeye giderek Kuvâ-yi Milliye taraftarı birçok vatanperverlere zulmetmiş, onları Yunanlılara ezdirmiş ve öldürtmüştür.

1921 yılında Biga yakınlarında pusuya düşürülen Anzavur Ahmet’in vurularak öldürülmesini betimleyen tarihsel çizim

Nihayet 1921 yılında Yunan işgali devam ettiği sırada şehit olan Köprülülü Hamdi Bey’in adamları gizlice Biga bölgesine giderek Anzavur’u takip etmişler ve onu yolda giderken pusuya düşürüp intikam kastıyla öldürmüşlerdir.

Çerkez Ethem’in, Anzavur’un Kuvâ-yi Muhammediye’sini dağıttıktan sonra şöyle dediği rivayet edilir: “Ben Osmanlı padişahının hışmından titrediği Anzavur’un başına cellat kesildim, onu ve Kuvâ-yi Muhammediye’sini kovalayıp Karabiga’da denize döktüm.

Anzavur Ahmet Nasıl Öldü?

Anzavur Ahmet kimine göre Gürlü Ali ve Mehmet Efe, kimine göre Arnavut Rahman Çetesi tarafından öldürülmüştür. Kafası kesilmiş ve tezekliğe gömülmüştür. Cihadiye adlı Çerkezköy’ündeki mezarında eskiden şunlar yazarmış: “Din, millet ve memleket uğrunda cansiperane çalışırken Kuvâ-yi Milliye tarafından bir sureti gaddaranede şehit edilerek milletin kalbinde unutulmaz bir yara bırakan Kuvâ-yi Muhammediye kumandanı izzetli Arnavut Paşa hazretlerinin ruhuna el fatiha…

Anzavur’un mezarı zamanla hastalıklarına şifa arayanlar tarafından adeta bir türbeye, bir yatıra dönüştürülür. Kurtuluş Savaşı sonrasında mezar kitabesi değiştirilir. Hâlâ şifa bulmaya giden var mıdır, bilinmez…

Bunlara da Bakabilirsiniz

Bir yanıt yazın