29 EKİM 1923 CUMHURİYET BAYRAMI

29 EKİM NEDİR?

 

 

29 ekim nedir, 29 ekim cumhuriyet bayramı

 

 

   Osmanlı Devleti, 1876 yılına kadar mutlak monarşi, 1876-1878 ve 1908-1918 yılları arasında meşruti monarşi ile yönetilmiştir. Birinci Dünya Savaşından sonra bizimle birlikte olan devletler yenildi. Savaş kurallarına göre biz de yenilmiş olduk. Ülkemiz İngilizler, Yunanlılar, Fransızlar, İtalyanlar tarafından paylaşıldı. Ulusuna inanan, güvenen Mustafa Kemal Paşa, 19 Mayıs 1919′da Samsun’a çıktı. Erzurum’da, Sivas’ta kongreler düzenledi. Mustafa Kemal PaşaTek bir egemenlik var, o da Milli egemenliktir. Ülkeyi yine ulusun kendi gücü kurtaracaktır.” diyordu.


   Cumhuriyet Bayramı, TBMM’nin 29 Ekim 1923‘te Cumhuriyet yönetimini ilan etmesidir. Dışarıda sömürücü devletlerin baskısı ve içerideki iç hainlerin isyanlarına rağmen.


   İngiliz Büyükelçi R. Lindsay 1925 yılında diyor ki: “İngiltere ve Batılı devletler Ankara’ya karşı sistematik olarak direnirlerse, Türkiye’deki yeni rejim (Cumhuriyet) ve Mustafa Kemal devrilebilir.”


   İngiltere, Fransa ve İtalya gibi devletler Cumhuriyetin ilanından iki yıl sonra bile (1925) Büyükelçilerini hala İstanbul’da tutmuşlar, Ankara merkezli bir Cumhuriyet rejimini kabul etmemişlerdi. Peki neden? O dönemdeki dünyanın emperyalist gücü olan İngiltere, tek bir adamı (halifeyi) kontrol etmenin, koca bir milleti kontrol etmekten daha kolay olacağını biliyordu. Yunan ordularını Ankara’daki TBMM’yi etkisiz hale getirmek için kullandılar. Padişah Vahdettin’i koruyup kontrol ettiler.


   Ülkeyi esir etmek için yarattıkları Sevr Antlaşmasında Cumhuriyet değil, Osmanlı saltanat ve hilafetinin devam edeceği belirtiliyordu.


   “İngiliz emperyalizmi, Osmanlı monarşisinin küllerinden doğan Cumhuriyeti tanımak istemedi. Lozan’ın onayını geciktirdi. TBMM’nin yıkılmasını, saltanatın yeniden dirilmesini, Atatürk’ün devrilmesini bekledi. Cumhuriyetin çok değil, iki yıl içinde yıkılacağını öngördü.” (Sinan Meydan)

 

29ekimcumhuriyetbayramı

 

 

 

EGEMENLİK KAYITSIZ ŞARTSIZ MİLLETİNDİR

 

 

   29 Ekim 1923 yalnız İngiliz emperyalizmine karşı değil, içerideki hilâfete karşı da kazanılmış bir zaferdir. Hilâfet deyince kutsal anlamlar çıkartılmasın bundan. “Osmanlı” bir aile, bir hanedandı. Babadan oğula geçen bir krallık. Yüzeyde islam kurallarını uygulayan bir padişah ama derinde Monarşi denilen tek adamlık sistemi! “Tez zamanda boynu vurula!” ne demektir? Yüzeyde “Allah’ın verdiği canı yalnız Allah alabilir!” derken, çok daha yüzeyde o canı kendisi alarak tanrıcılığa soyunmak.


   Biz yoksul halklara bakalım. Hastalıklı, eğitimsiz, biat kültürü tarafından diz çöktürülmüş; sarayın, defterdarın, kadıların ve ağaların elinde üzüm gibi ezilen halka. “Köylü milletin efendisidir!” derken amaç tüm bu zorbalıklara karşı bir dur demekti. Akıl ve bilim, yobazlığın kıskacı altında katlediliyordu. Şah diyenin dilini kesen bir yobazlık. Ülkenin yarısı yoktu ülkede: yani kadınlar. Boşanma hakkına bile sahip değillerdi. Cumhuriyet, bütün bu gericiliğe karşı kullanılmış bir panzehirdir.


   Bugün Cumhuriyetten nefret edenler, Cumhuriyet bayramını bilinçli olarak kutlamayanlar kaybettikleri krallıklarına ağlıyorlar. Ne hilâfet ağıdı?! Laiklik denilen şey din ile devlet işlerini birbirinden ayırıp dini, kişinin kendi özeline verdi. Herkes okuduğunu anlasın diye Kuranı Türkçeye çeviren Atatürk idi. Diyaneti kuran da. Halbuki Cumhuriyet rejiminin dini kurumu olmaz. Olmamalı. Eğer olursa farklı dinler ile kendi dinine eşit uzaklıkta kalamaz. Bugün gelinen noktada gerek harcamalarıyla gerekse de fetvalarıyla adeta bir haramzade krallığına dönüştü. Bakın dünyadaki dinlere! Kendi peygamberleri bugün yaşasa, onların bile oturmayacakları saraylar inşa ediyor, asla yaşamayacakları hayatları benimsiyorlar. Vatikan örneğine bakın. Hilafete gelene kadar tonlarca kayıp var ortada.


   Şimdi bugün Hilâfet ile Cumhuriyet arasında seçim yaparken aslında neyi seçtiğinizi anlayabiliyor musunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir