Yorumcu Feylesof vs Mevlana | Aşk

Bu Bölüm Neden Kısa? (Sabit Başlık)

 

 
 

 

   Okumuş olduğunuz bu ve benzeri yazılar, sevgili yazarlarımızın alıntılarına yapılmış ek dırdırlar içerir. İçinde gayet manalı sözlerin barındığı da doğrudur. Hani o: “Atam tutam ben seni, şekere katam ben seni.” türünden cümleler. Çok mu manalı derseniz, biraz derince demek daha doğru olur. Şimdi oturup şahsımın laf sokucu tarzından dem vurabilir, bu yazıları kafası karıştığı ya da incindiğinden ötürü yazdığını izah edebilirdim ama Oğuz Atay‘ın da dediği gibi: “Kelimeler albayım, bazı anlamlara gelmiyor.” Bu yüzden bu bölümdeki yazılanları tam bir makale kafasıyla değil de, anlık bir “ah” çekiş olarak yorumlamanız tavsiye edilir. Tamamen kısa yorumlar.  Hadi bakalım 🙂

 

 

yorumcu feylesof, mevlana, günay aktürk, kitap alıntıları, kitap sözler

 

“Aşk, topuklarından etine kadar işlemiş bir nasırdır. Ya canın acıya acıya adım atacaksın. Ya da canını acıta acıta söküp atacaksın.”


Mevlana

 

 

 

Aşık Olan Geda Olur

 

 

   Yaşlılıktan desem değil. Gençliğin gücüne hoyratça saldıran bir bakteri bu aşk. Kutsal olduğu rivayet edilir. Kutsal olan böyle sakat mı bırakırmış aklı? Belki de tek marifeti budur, bilmiyorum.


   Bazen rüyalarıma kadar sızabiliyor görüntüsü. Evet, onu davet eden benim. Bilincimin güvertesine dadanmış bir korsan ki anılarıma yuvalandığından da haberdarım. Kan ter içinde uyandığım nice geceler var ki sanırım bu yüzden bu evin en çok tavanına aşinayım!


   Peki, aklımdan zorum mu var benim? İnsan, eline diken battığında dudaklarını hemen olay mahalline götürüp emer de, etini kanatan bir çalı dikenini neden daha derinlerde saklama gayretindedir? Yoksa “anlık bir unutma hastalığı” mıdır bu yara? Belki de bizler bu gezegenin mazoşist yaratıklarızdır. Acı ile zevkin ruhu ateşli bir sonsuzlukta kasıp kavurduğu bilinmedik bir şey değildir ne de olsa…


   Kurtulmaya çalıştıkça daha da diplere batacaksın. Ama bu gerçek korkutmasın gözünü. Baksana, insan ya uzaya merak salıyor ya da okyanus diplerine. Ya zirve ya da karanlık derinlikler… Bilmem anlatabildik mi! En kıymetli hazineleri en diplerde arıyoruz. Bu yüzden fazlaca abartmamak gerek. İnsan en fazla nerede kayboluyorsa en çok da onun rengine bürünüyor. Doğanın bir kanunudur bu. Gelecek yaşamı doğuracak olan şey, ona uyum sağlayabilme yeteneğidir!

 

 

Günay Aktürk

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir