Yazarlık Çıtası

 

   Yazarları da çıraklık ve ustalık dönemlerine göre eleştirmeli ve okumalı. Bir yazarın yirmili ve otuzlu yaşlarda yazdığı yazılar elbette bir olmayacaktır. Yirmi yaşından kırk yaşına kadar yazmış olduğu yüz binlerce cümlenin, okuduklarından elde ettiği tonlarca fikirlerin arasından bazı düşünce kırıntıları birikir. İşte bu biriken fikirlerin kitaplaşması da kırklı yaşlarla başlar. Bir yazarın en kıymetli çeyizi de işte bunlardır. Tabii ki mevzubahis yazarımız, aklı başında ve kendini sürekli geliştiren bir yazarsa.


   Bu sadece roman yazarı içinde geçerli değil. Sanatın er dalında görebiliriz. Mesela Yunus Emre’yi ele alalım. Olgunluk çağına kadar yazdığı şiirlerin temasına bakın. Orada ağır bir ilahi aşk görürsünüz. Ama belli bir pişmeden sonra o şu söyleyecektir: “Yola baktım yol bozuk, her işim yanlış benim!” Yunus’un bu sözü bir dergahta kırk yıl piştikten sonra söylemiş olması tesadüf değil ve belli ki kendi kendiyle yüzleşmesi sancılı ve en üst seviyede olmuş.


   Bir yazarın çıraklık dönemiyle ustalık döneminde yazdığı yazılar arasında dağlar kadar fark olsa da bu fikirler yine de küçük bir civcivken evrim geçirip antilopa dönüşmez. Sadece artık yanıldığına iyice emin olduğu fikirleri çıkartarak, bu fikirleri yenileriyle güncelleyip daha lezzetli ve gerçekçi eserler vermiş olur. Bu yüzden yazarının seksek yaşına doğru yazdığı “sefiller” romanı bu yüzden bu kadar canlıdır ve gerçek yaşamda bir yansıması vardır. Kitapları okurken böyle bir eleştiri zihniyetiyle okumakta yarar var.

 

 

Günay Aktürk

Posted by Günay Aktürk

Bütün noktalama işaretleri arasında en çok ünlemi severim ben. Boylu posludur o, babayiğittir. Hele ki topuklu giyerse boyu boyuma bile ulaşır. Üç noktayı üst üste koysan bir ünlem etmez. Eğer bir yerde "Gitme ha" çığlığı kopmuşsa, orada kesin ünlemin parmağı vardır. Tehlikelidir de. "Ee, yeter artık" da onun başının altından çıkar. Otoriterdir. "Çık dışarı, gel buraya, çabuk eve git" başlı başına onun icatlarıdır. Efkâr bastı mı, "eh" de, "ah" de yapıştır sonuna ünlemi. Virgül gibi yarım bırakmaz işini. Nokta gibi kestirip atmaz. Ne bok yediği belli değildir işin aslı. Ne alttan tiresi, ne üstten kesmesi vardır. Parantez gibi gizli saklısı da yoktur onun. Bakmayın çok sevdiğime onu. Çok sevilen her zaman yararlı değildir. Vay zavallı! Vah sersem!" Günay Aktürk

Website: http://www.gunayakturk.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir