267 Defa Görüntülendi

Yazarlık Çıtası

 

Yazarları da çıraklık ve ustalık dönemlerine göre eleştirmeli ve okumalı. Bir yazarın yirmili ve otuzlu yaşlarda yazdıgı yazılar elbette bir olmayacaktır. Yirmi yaşından kırk yaşına kadar yazmış olduğu yüzbinlerce cümlenin, okuduklarından elde ettiği tonlarca fikirlerin arasından bazı düşünce kırıntıları birikir. İşte bu biriken fikirlerin kitaplaşması da kırklı yaşlarla başlar. Bir yazarin en kıymetli çeyizi de işte bunlardır. Tabii ki mevbubahis yazarımız, aklı başında ve kendini sürekli geliştiren bir yazarsa.

Bu sadece roman yazarı içinde geçerli değil. Sanatın er dalında görebiliriz. Mesela Yunus Emre’yi ele alalım. Olgunluk çağına kadar yazdığı şiirlerin temasına bakın. Orada ağır bir ilahi aşk görürsünüz. Ama belli bir pişmeden sonra o şu söyleyecektir: “Yola baktım yol bozuk, her işim yanlış benim!” Yunus’un bu sözü bir dergahta kırk yıl piştikten sonra söylemiş olması tesadüf değil ve belli ki kendi kendiyle yüzleşmesi sancılı ve en üst seviyede olmuş.

Bir yazarın çıraklık dönemiyle ustalık döneminde yazdığı yazılar arasında dağlar kadar fark olsa da bu fikirler yine de küçük bir civcivken evrim geçirip antilopa dönüşmez. Sadece artık yanıldığına iyice emin olduğu fikirleri çıkartarak, bu fikirleri yenileriyle güncelleyip daha lezzetli ve gerçekçi eserler vermiş olur. Bu yüzden yazarının seksek yaşına doğru yazdığı “sefiller” romanı bu yüzden bu kadar canlıdır ve gerçek yaşamda bir yansıması vardır. Kitapları okurken böyle bjr eleştiri zihniyetiyle okumakta yarar var.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir