Vasiyet

 

 

İyice açın kulağınızı a dostlar.
Öldüğüm zaman, ateşle yıkayın bedenimi.
Kızıl bir kefene sarılsın küllerim.
Sakın ola küfretmeye börtü böcek takımı
ardımdan.
Hem, kim sever ki dedikoduyu
o vakitten sonra?
Ateşle ziyafet çekmek varken şöyle bir güzel,
ne gereği var ki toprağı kirletmenin?


Ölünün ardından ayıptır konuşmak dostlar.
Sövmek, bir de öldü demek.
Konuşmayın, sövmeyin ama övmeyin de.
Ama unutmayın desem?
Nasıl olacak bu iş?
Ölüye çıkmış bir kere adımız.


Kıblesi kayıplar mezarlığı!
İşte bundan ibarettir vasiyetim.
Yaşarken yersiz yurtsuz adama,
ne lazım gelir öldükten sonra bir mekan?


Ama biliyorum ki
yine dinlemeyeceksiniz sözümü.
Mühim bir iş yapıyor görünüp,
ünlü bir mimar edasıyla
işte, diyeceksiniz
vurun şuraya kazmayı!


Sarıp sarmalayıp bembeyaz bir çaputa,
kaldırıp atarsınız bir metrelik çukura.



Günay Aktürk

Posted by Günay Aktürk

Bütün noktalama işaretleri arasında en çok ünlemi severim ben. Boylu posludur o, babayiğittir. Hele ki topuklu giyerse boyu boyuma bile ulaşır. Üç noktayı üst üste koysan bir ünlem etmez. Eğer bir yerde "Gitme ha" çığlığı kopmuşsa, orada kesin ünlemin parmağı vardır. Tehlikelidir de. "Ee, yeter artık" da onun başının altından çıkar. Otoriterdir. "Çık dışarı, gel buraya, çabuk eve git" başlı başına onun icatlarıdır. Efkâr bastı mı, "eh" de, "ah" de yapıştır sonuna ünlemi. Virgül gibi yarım bırakmaz işini. Nokta gibi kestirip atmaz. Ne bok yediği belli değildir işin aslı. Ne alttan tiresi, ne üstten kesmesi vardır. Parantez gibi gizli saklısı da yoktur onun. Bakmayın çok sevdiğime onu. Çok sevilen her zaman yararlı değildir. Vay zavallı! Vah sersem!" Günay Aktürk

Website: http://www.gunayakturk.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir