Umut Etmek Güzel Şey vs Yorumcu Feylesof

Bu Bölüm Neden Kısa? (Sabit Başlık)

 

 

   Okumuş olduğunuz bu ve benzeri yazılar, sevgili yazarlarımızın alıntılarına yapılmış ek dırdırlar içerir. İçinde gayet manalı sözlerin barındığı da doğrudur. Hani o: “Atam tutam ben seni, şekere katam ben seni.” türünden cümleler. Çok mu manalı derseniz, biraz derince demek daha doğru olur. Şimdi oturup şahsımın laf sokucu tarzından dem vurabilir, bu yazıları kafası karıştığı ya da incindiğinden ötürü yazdığını izah edebilirdim ama Oğuz Atay‘ın da dediği gibi: “Kelimeler albayım, bazı anlamlara gelmiyor.” Bu yüzden bu bölümdeki yazılanları tam bir makale kafasıyla değil de, anlık bir “ah” çekiş olarak yorumlamanız tavsiye edilir. Tamamen kısa yorumlar.  Hadi bakalım 🙂

 

 

umut etmek güzel şey, yorumcu feylesof, francis bacon, günay aktürk, kitap alıntıları, kitap sözler
Francis Bacon

 

“Umut iyi bir kahvaltı, kötü bir akşam yemeğidir.

francis bacon

 

 

Evimiz bezden, ne umarsın bizden!

 

 

   Öyleyse siz de sabahları sıfırlanmış bir halde kullanmaya başladığınız zihninizi akşama kadar şehir atığına çevirmeyin.


   Sizlere umutlarınızın ya da tutkularınızın kölesi olmayın diyorum. Bir şeyi şiddetli bir arzuyla isteyebilirim. Öyleyse yıkıma da hazırlıklı olmalıyım.


   Kasırgayı çağıran, onun yıkıcı etkilerini bezden bir çadırın içinde karşılıyor. Peki, ondan geriye ne kalır? Tir tir titreyen çıplak bir beden.


   “Çok üşüyorum, üzerimi ört!” tonunda bir romantizm kalır geride. Belki bir umut, çıkışa giden bir kapı aralığı! Hiç mi beceremiyorsunuz kendinizi korumayı? Öyleyse toprağı kazın ve girin içine.


   Kendinizi öldürün değil, kendinizi ısıtın diyorum. Daha önce yazmıştım: “Unutma! Toprağın tek bir zaafı koskoca bir yanardağını yarattı! Ve gönlünde isyan koptu kopacak!


   Akıl, ele avuca sığmaz bir yaban atı olabilir. Ama medeniyetin köklerinde de evcilleştirme olayı var! Umudu evcilleştirme fikri kulağa hiç de tuhaf gelmiyor.


   Ama yine de bir parça tuhaf değil mi? Umut ile başa çıkabilmenin yollarını arıyoruz. Aslında tam olarak öyle değil. Nietzsche bunun tanımını çok önceden yapmıştı: “Umut, kötülüklerin en kötüsüdür çünkü işkence süresini uzatır.


   Yani her türlü duyguyu sakin karşılamak gerekiyor. Olduğu gibi. Ellerimiz cepte, ağzımızda serseri bir ıslak ile beklemeliyiz umut edilen şeyi! 

 

 

Günay Aktürk

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir