472 Defa Görüntülendi

Tek/çok eşlilik

 

 

   Tek/çok eşlilik. Bizim geleneğimizde şöyle bir söz vardır : “Yarin yanağından gayrı her şeyde ortağız! ” Şeyh Bedrettin’in söylediğine inanılan bir sözdür. Yani der ki yediğimiz içtiğimiz bir, yarimiz tektir. Onu paylaşmayız.

   Peki insan doğasına yansıması da böyle midir? Çevrenize bakının önce. İlk izlenim orada görülür. Eşini aldatmayan kaç aile tanıyorsunuz? Bunun ille de ille eyleme dökülmesi gerekmez. Evli bir bireyin karşı cinsten bir yabancıyı arzulaması da çok eşliliğin belirtisidir. Eğer onu kısıtlayan evlilik ya da inandığı bir dizi ahlak kuralları olmasaydı onu ne durdurabilirdi?

   Aslında bizler sadakate gerçekten inandığımız için desteklemiyoruz bu fikri. Cinsel kiskancligin tek nedeni, bu hareketiyle artık onu kaybedeceğimizin huzursuz sinyallerini aldığımız için destekliyoruz. Namus kavramını bu yüzden yarattık. İhanete uğradığınız ya da bundan şüphelendiğinizde hissettiğiniz duyguya odaklanın. Nedir o duygu?

   Onun bir başkasıyla yatarak bir tercih yaptığını düşünür ve bu yüzden inanılmaz acılar çekerseniz. Size verecek pek bir şeyi kalmadığını düşünürsünüz. Evlilikler karşılıklı alışverişler gibi: sevgi ve zevk duygusu talep edersiniz ondan ve de o da sizden. Eğer ortada bir sadakatsizlik varsa, hakkınız olduğunu düşündüğünüz şeyi bir başkasının gasp ettiği fikrinin ölümcül sonuçları olması da bu yüzdendir. Sahiplenmenin en acımasız sonucu.

   Evet, ahlaklı olduğumuz için savunmuyoruz sadakati. Lakin kılavuzumuz böyle söylüyor: örnek yaşantılar. Eğer bu örnek yaşantı çok eşliliği onaylayan bir toplum olsaydı, o zaman da namus kavramının çağ dışı bir fikir olduğunu savunacak, yetmeyecek bir de yasalarca koruma altına alacaktık. Her gelenek toplumda şekillenir. Toplumun öğretileri değiştikçe ahlak kuralları da değişir. İnsanın özünde çok eşli olduğunu ben söylemiyorum. Kendi gösteriyor bunu.

Günay Aktürk

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir