Tanrıyı Arayan Kafa!

 

   Bir fikri anlamak ya da inanmak mı istiyorsunuz? Öyleyse onu çürütmeye çalışın. Yani bilimsel bir kafayla yaklaşın olaya. Eğer kolaycılığa kaçanlardansanız bu yazı size hitap etmez. Buradan çıkın ve bir mabede atın kendinizi.


   Tanrı var mıdır? “Var” fikrini benimsemek için sürekli dini kitaplar okursanız beyniniz sulanır. Ama önce onlardan başlayın. Neyi savunup neyi reddettiklerini bir güzel görün. Her şeyden önce kendinize karşı samimi olun ve kendinize acımayın. Ben bu güne kadar şunu fark ettim ki insan eğer gerçeği öğrenmek istiyorsa gerçek olarak kabul ettiği şeyleri unutmalı. Zor bir süreçtir bu. Bu noktadan sonra kendi gerçeğimin penceresinden konuşacağım.


   Ortada hala devam eden apaçık bir Evrim varken bir tanrıya neden ihtiyaç duyulsun ki? Her şeyi yarattı ve elini eteğini çekti mi? Hadi bir de peygamberler göndermiş olsun. Bu fikir de varoluşçuluk, panteizm ya da hiççilik gibi insan zekâsının ya da hayallemelerinin ürünü. Ama dini görüş bilimi yadsır. Çünkü onun verileri din için tehlikeli ve cevaplayamayacağı sorularla doludur ki bu yüzden düşünmeyi yasaklamıştır. Tek bir kurtuluş yolu vardır ve o da bilimsel bir kafayla düşünmektir.


   Belki “tanrı var” ya da “yok” gibi bir sonuca asla ulaşamayacak ama en azından seçenekleri aza indirir. Her söylenene ya da hayali hurafelere gönlünü kaptırmaz. Bilimsel kafa, apaçık denetlenmeyen her şeyi reddeder. Ha ara sıra bazı şeylerden şüphelendiği olur. Mesela karanlık maddeyi daha düne kadar göremiyordu ama orada olduğunu fark etmişti. Sonunda buldu da. Eğer gerçekten bir Tanrı varsa onu felsefeciler ya da din adamları değil, bilim insanları bulacaktır.


   Bu kitaplar okunmalı. Bilmeden bilge geçinmemeli. Boş kafa kendinden emin konuşur. Ama bilimsel kafa, sahip olduğu inanç günü geldiğinde çürütülse bile, fikirlerini güncelleyebilecek bir mekanizmaya sahiptir artık.

 

 

Günay Aktürk

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir