584 Defa Görüntülendi

“Sanrılar”Kısa Romanımız Çıktı

 

   “Sanrı” kelimesinin ruhbilimindeki karşılığı şöyledir: “Uyanık bir kişinin, kendi dışında var sandığı ancak gerçekte olmayan olguları algılaması, yaşaması, varsanı, birsam, halüsinasyon” Ne diyordu Attila İlhan: “Olmaz, gerçek olamaz bu yaşadığımız, ya sanrı ya sanrıya çok yakın bir şey.”

   Kapaktaki siyah olan surat da içimizdeki “ben.” Yani küçük sanrı. Dışarıya çıkıp kendince terör estirebilmek için bazı ihtiyaçlarımızı cicili bicili renklere boyayıp bizlere güzel göstermeye çalışıyor. Arka sıralardaki izleyiciler de görsün diye abartılı makyaj yapan bir tiyatro sanatçısı gibi. Buna göre aşk, gerçeklik algılarımızla oynayan yoğun bir duygulanım hali olmalı.

   Adının anlamını bilmediği halde çağırıldığında dönüp bakan bir delidir aşk! Var olup olmadığını kestirmek zordur fakat şiddetli acılarını koyacak bir kalıp bulmak kolay mıdır? Kızgın alevlere sarılır da öyle gelir çünkü. Kadın cinayetlerinin: “Çok seviyordum hâkim bey!” savunmasını düşünürsek, belli ki yeterince anlaşılmamış. Freud’un: “Aşk yoktur, libido vardır.” sözünü de unutmamalı. İşte bütün bunlara “Sanrılar” ın diyecek bir sözü var. 

    Velhasıl üç yıllık bir fikir kasırgasının ürünü olan bu kitap tastamam çıkmış bulunuyor benden. Artık sizindir!

   Bunlar da kitaptan atıştırmalık olsun 🙂

   ✍️ “Hâlbuki onu pervaneler gibi ateşlerde yakıp kavuran acı basit bir et parçasına karşı duyduğu yoksunluk hissiydi. Ete âşıktı o: bir gün boylu boyunca uzanacağı mezarında pis bir kokudan başka bir şey bırakmayacak olan ete…”

   ✍️ “Bu hikâye, milyonlarca yıllık insan içgüdüsünün tek eşlilik ve sadakatle çatışmasının hikâyesidir!”

   ✍️ “Hep kendi acısıyla beslenir, göğüs kafesinde yasayan esirler…”

   ✍️ “Dünya yalnız kalmak için fazla kalabalık.”

   ✍️ “İnsanın bir ömür aradığını bulamamasından daha kötü bir şey varsa o da bulduğunu sanmasıdır.”

   ✍️ “Bugün bütün ölüler yüksek sesle konuşmaktalar. Ama hangi ses hangi mezara ait belli değil…”

Online Satış:

 

Kitapyurdu

D&R 

İdefix 

Kitapseç

 

 

(Tanıtım Bülteninden)

 

   “Kişinin yaptığı her seçim, kendi doğasına açtığı savaşın bir cephesidir aslında. Özgür irade dedikleri şey koca bir yalan. Bir şeyi seçmek zorunda kalmak o konuda hiçbir özgürlüğün olmadığının en bariz göstergesi değil midir? İnsan meyleder, arzular ve bir şeye sahip olmak ister. Sahip olduğunda sanki bütün büyü bozulur ve eski iştahının zerresine bile özlemle bakmaya başlar. Burada sahip olunan şey değil, onu elde etme sürecinde duyulan derin kazanma arzusudur. Hedeflenen şeyler sadece cinsel dürtülerle tanımlanamayacak kadar geniştir. Saygınlık, sevgi açlığı, beğenilme arzusu, ego, kibir, maddi-manevi çıkarlar işin içine girince cinsellik denilen faaliyet yirmi dört saatin en fazla yarım saatini kapsar; Hâlbuki diğer arızalı duygular uykuda bile çalışmaya devam eder.”

Günay Aktürk

 

 

 

 

 

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir