173 Defa Görüntülendi

Sakallı Celal Kimdir?

 

   Sakallı Celal bir Paşa’nın oğludur, zengin bir ailedendir. Galatasaray idadisini bitirmiştir, iyi Fransızca bilir, pantalonu yamalıdır, ayaklarında koca koca galoşlar vardır, başında kasket, elinde Fransızca gazeteler… Bir ara memurluğa niyetlenir. Ankara Lisesinde Müdürlük yaparken mektebin lağımı tıkanır. Bakanlığa bildirir ama “idare et” cevabı gelir. Bunun üzerine tulumu giyer, kolları sıvayıp tamirata başlar. Tam bu sırada müfettişler gelmesin mi? Adamlar sanki suç üstünde yakalamış gibi Bakan’a koşarlar. Sayın Bakan çok kızar, “Cumhuriyet müdürü tulumla lağıma mı girer” diye fırça atar. Sakallı savunmasına “Lağım patladığını haber verdim idare et’ dediniz. Ben idareciliğin necasete oturmak olduğunu sizden öğrendim. Tuluma gelince, çukura setreyle girecek değildim ya” yazar.

   Kaybedecek neyi var? O günlerde hızlı bir değişim yaşanmaktadır. Bir zamanlar sakalsızlara bıyıksızlara “ecnebi” gözüyle bakanlar, sabah akşam berber kovalar, dolgun yanaklarını pudra ve pomatlarla parlatırlar. Celal de mevki kaygısıyla değişenlerin aksine saçını sakalına katar. Marks gibi dolandığı yetmez gibi devlet erkanına “burjuva kalıplarına tıkılan maskaralar, gülünç oluyorsunuz” diye laf atar. Ağzına geldiği gibi konuşur, başını derde sokmaktan korkmaz. Bir ara polisler üzerinde tabanca yakalar ve kimlik sorarlar. Sorarlar ama Celal’de kimlik ne arar? Polis, “sen kimsin, necisin” diye sıkıştırınca “ben Japonum” diye kafa yapar. -Ama Türkçe konuşuyorsun? / -Ben, Türkçe bilen Japonum. / -Peki, bu silahla ne yapacaksın? / -Polisleri vuracağım. / -Niçin? / -Düzenin devamı için. Dün hilafeti savunuyordunuz, bugün Cumhuriyeti. Yarın kime yamanacağınızı nerden bilmeli?

   Celal birkaç kez komünizm propagandası yapmaktan tutuklanır, lakin CHP Genel Sekreteri Recep Peker tarafından arkalandığı için içerde tutamazlar. Hoş, yeri gelsin gelmesin, her sözü Bolşeviklere çıkarır, komşudaki ihtilalcilerden çok şey umar. Hatta pılısını pırtısını toplar Rusya’ya kaçar ama aradığını (ne arıyorsa) orada da bulamaz. Alıştığı gibi konuşunca onu fena hırpalar ve yaka paça sınır dışı yaparlar. Celal üretmez, çalışmaz kimseye hayrı dokunmaz. Arabaya binmez, tramvay beklemez, parayla pulla işi olmaz. Gemilere daima biletsiz dalar, onu çabucak yakalar eline süpürgeyi sıkıştırırlar. Frenk seyyahları La Martin’in eserlerini orijinalinden (ve ezbere) okuyan bir çımacıyla karşılaşınca çok şaşırırlar. Yapı Kredi Bankası’nın kurucusu Kazım Taşkent, Celal’e sahip çıkar, ona Kuledibi’nde bir oda açar. Herkes kanarya beslerken o fareleri ağırlar, hatta onlar için minyatür bir lunapark hazırlar.

   Celal şarapçılar gibi dolanır, asla yıkanmaz, suya sabuna dokunmaz. Sıçanlarla iç içe yaşamasına rağmen mikrop fobisini aşamaz. Kokudan yanına yaklaşılmaz ama eldivensiz bir şeye dokunmaz. Kimsenin elini sıkmaz, kapıları tekmeyle, perdeleri bastonla açar. Kedi köpeğe bayılır ama onları gazete kağıdına sararak okşar. Elbiselerini lime lime oluncaya kadar kullanır, yağ bağlayınca çıkarıp çöpe atar. Gelgelelim davetlerde bile çatalı bıçağı alkollü pamukla siler, üstelik bunu evsahibinin gözüne baka baka yapar. Yanında devamlı bir valiz taşır. İçinden sefertasları, çalar saatler, tarihi geçmiş gazeteler ve Fransızca kitaplar çıkar.

Okumak İyidir:

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir