Rotasız

 

 

   Bir maymun var daldan dala atlayan. Dalını bulamamış bir maymun. Kaçıncı atlayışta huzura erecek dersiniz? Çalılıklara dolanmış günün birinde. Bir çıkış yolu bulamıyor. Aklını huzura erdirmesi gerek. Gerçekten bu kadar feci mi durumu? Konumu önemli değil insanın. Kendini çöplükte hissetmiyorsa eğer, aldığı kokunun çürümüş bir meyveden geldiğine kim inandırabilir onu?


   Düşüncelerini kanatan çetrefilli bir çalı dikeni işte. Gel de anlat onun sade bir düşünceden ibaret olduğunu. Anlamaz. Duygular doymak istiyor. Nerede bir acı varsa dolan geç etrafından. Mümkün değilse acıyı da kat yaşamın içine. Bir de böyle düşün, yeni rotalar çiz. Ama alışma acıya. Soyunma hemen kaderciliğe. Ben onu alt edebilirim, de. Yara dediğin nedir ki, elbet kabuğunu inşa edecek. Aynı yerden bir kez daha kanaması da ayrıca mümkün. Bırak kanasın. Hepsi bir deneyim.


   Bir maymun var eli kolu bağlı. Debelenip durmakta bir çıkmazın içinde. Görünürlerde yırtıcı da yok üstelik. Tek tehlike, işte böyle debelenip durması. Yaşamın bu tür kurbanlarının kurtarıcıları da vardır. Çekip alırlar onu tüm acılarından. Eğer istediği kurtarıcı o değilse, bir zaman sonra tekrar düşüverir aynı cehenneme. Böyle zamanlarda en büyük acıyı bu kurtarıcılar çekmiştir. Çünkü çıkmaya çalışan maymun, kurtarıcısının her bir hücresini kanatmıştır.


   Yaşam dedikleri şu saçmalık… Sahiden, nedir o muamma gibi görünen? Tek bir kurtarıcı bile kalmayana kadar bir çalıdan diğer bir çalıya dolaşmak mıdır? Aslında pek de mühim bir mesele değil çalılara dolaşmak. Mühim olan, kurtulduğunda ne yöne gideceğindir. Asıl bundan endişelenmeli. İnsan bir bataklıkta debelenip durur. Çünkü bir kez kaybetmiştir rotasını…

 

 

Günay Aktürk

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir