Alevilikte Kadın

  Arap Sünniliğiyle yoğrulmuş bir inanç doğrultusunda yasak elmayı yiyerek Adem’i yoldan çıkartan günahkar Havva inancı, günümüz kadınına hangi pencereden bakıldığını da apaçık ortaya koyuyor. Kadını, dokuz nefisli cinsel bir obje olarak gören anlayış, onu tepeden tırnağa kapatan, eğitimden ve iş hayatından soyutlayan, erkekten aşağı bir statüye koyarak toplumdan tecrit eden bir girişime dönüşüyor. Kadına güvensizliğin başlıca nedeni de budur. Bu durum her ne kadar dinin yarattığı bir dışavurum olarak…

Read More >>

Yazarlık Çıtası

  Yazarları da çıraklık ve ustalık dönemlerine göre eleştirmeli ve okumalı. Bir yazarın yirmili ve otuzlu yaşlarda yazdıgı yazılar elbette bir olmayacaktır. Yirmi yaşından kırk yaşına kadar yazmış olduğu yüzbinlerce cümlenin, okuduklarından elde ettiği tonlarca fikirlerin arasından bazı düşünce kırıntıları birikir. İşte bu biriken fikirlerin kitaplaşması da kırklı yaşlarla başlar. Bir yazarin en kıymetli çeyizi de işte bunlardır. Tabii ki mevbubahis yazarımız, aklı başında ve kendini sürekli geliştiren bir yazarsa….

Read More >>

Sürgün Mü Bu

  Sürgün mü bu? Bu ne rüya, ne bir düş. bu ne kansız bir işkence böyle? Ne çekirge sesi ne bir baykuş gölgesi… Soğuk! Taş gibi soğuk havanın yüzü. Bu ne gardiyansız dört duvarsız kelepçesiz esirlik? Bu ne boktan kaçıp gitmektir böyle? Günay Aktürk

Read More >>

Tuğçe’den Sonra

     Tuğçe Albayrak. Onu hepiniz tanırsınız. Kasabamın güzel yürekli devrimci kadını. Onu hiç görmedim. Hiç konuşmadım da. Türkiye’ye fazla gelmediği için muhtemelen o da beni tanımazdı. Ama bazen insan insanı öyle zamanlarda tanır ki bir daha asla unutamaz onu. Şimdi bütün dünya tanıyor. Hakkında çok şey yazılıp çizildi. Saygıyla, ayakta alkışlandı. Peki ya sonra? Adaletin ayağını sürüye sürüye bir yerlere yetişmeye çalıştığı bir dünyada, katiline “çocuk” diye hitap etti…

Read More >>

Kör Mucit

     Benim de söyleyeceğim şeyler var. Söylenmeye değer şeyler öğrendim bu hayatta. Başka neden yazayım ki? Yazmak yerine yaşamımı daha başka şeylerle de doldurabilirdim. Zevk ve sefa ile sürüngen beynimin arzularını tatmin edebilirdim ve belki bu daha az çekilmez yapardı nefes almayı. Ama artık çok geç. Bir kez fark ettikten sonra bir daha unutamıyorsun uykularını kaçıran gerçekleri. Aslında çok sıradan şeyler onlar. Milyarlarca yıldır da varlar. Ama benim de…

Read More >>

Sor Ve Cevapla Kendini

     Bir daha filizlenebilsin diye özenle kopartılan bir üzüm salkımıdır insan. Tertemiz çizmelerle, özene bezene bir güzel çiğnenir. Üstelik sevgiyle yapılır bu iş! Sevginin ve aşırılığın eşlik etmediği bir acı gerçekten var mıdır dünyada? İnsan sonunda nerede rast gelir kendine bilir misiniz? Kararmış kazanların içinde. Ateşle kaynatılan ve kaynadıkça tava gelen bir dönüşüm ayininde bulur kendini! İnsan ne de güzel kokar ateşte piştikçe! Tadının değerini de evvelce benzer ateşlerde…

Read More >>

Hakk İle Batıl

  İşidli bir teröristin birkaç sene içinde en az dört yüz kadına tecavüz etmesi neyle açıklanır? Arapların Talkan ve Curcan katliamlarında Türk beyliklerine saldırırken amaçları da buydu: parayla ve kadınla ödüllendirilmek! Zaten yozlaşmış bir dinin çekiciliği de burada. Verdiğin huri ve sonsuz yaşam vaatlerini çek bakalım kaç kişi körü körüne cihat edecek! Şu hadisleri okuyan için iki seçenek var. Ya Muaviye döneminde dine kasten sokulmuş sahte hadis diye reddedip gördüğü…

Read More >>

Ressamın Tablosu

         Yetenekli bir ressamdı adam. Yüzlerce tablo, sayısız ödül sahibiydi. Birazcık abartılı da olsa her yerde övgüyle bahsediliyordu. Hatta o kadar övülüyordu ki onun, Davinci’nin ruhunu taşıdığına inananlar bile vardı!    Gelin görün ki gerçekte kimdi bu ressam, adı nedir, nerede yaşar, yüzü neye benzer bilen yoktu. Kimliğini saklamayı seçmişti kendince. Bu yüzden hayranları ona, hayalet anlamına gelen, “Körmüz” ismini taktı. Bu nedenledir ki onun kör olduğuna…

Read More >>

Ahlak İçi Ahlak Dışı

    Bir kadını düşlerken onun gülen gözleri hala yanaklarının yumuşaklığını hatırlatabiliyorsa sana, kusura bakma ama narkozluk hastasın sen. Çünkü bilirsin ki onun o gamzeli yanakları yabancı dudaklara emanettir artık. Yabancı fısıltılara, yabancı dokunuşlara… Hadi acı çektir kendine, daha fazlasını hayalle ve bir de yabancı bir penis ekle buna. Ne olacaktı ki başka? Hangi hayatı yaşıyor zannediyorsun elini bırakıp da gidenlerin? Elini tutanları bırakıp gittiğin hayat, işte o hayat… İki…

Read More >>

Keşke

      Sen yoktun henüz o çağda. Çağ yoktu.  Doğmamıştı henüz yezit’in kahpe hainliği. Ve sen baba bellemezden evvel soysuz kabil’i, kardeşkanı dökülmemişti daha. Kanı dökülecek kardeş de yoktu.   Rahmine can düştü bir gün denizananın. Yaşamla döllendi ölü varlığı. Bilir misin ki şimdi sen, oğul aldı toprak ana bu candan. Aşk ile sevişti yer anayla gök baba.  Yeni suretlerde can peydahladılar. Onlar sevişmese sen olmayacaktın. Keşke hiç sevişmeselerdi….

Read More >>