Ağlama Duvarı

  “Kudüs’e atanan bir Amerikalı gazeteci, Ağlama duvarının önünden gelip geçerken, bir Musevinin her gün duvarın önünde diz çöküp dua ettiğini fark etmiş. Haftalarca aynı manzarayı görünce dayanamamış ve sonunda adamla bir röportaj yapmaya karar vermiş. Adamdan izin aldıktan sonra teybini açmış ve konuşmaya başlamış: – “İsminiz?” – “David. Polonya Yahudisiyim. 65 yaşındayım. Smalla’da bir manav dükkanım var. Evliyim. İki çocuğum Tel Aviv’de bir çiçek serasında çalışıyorlar…” – “Sizi her…

Read More >>

Hay Aksi Şeytan

  Vakitlerden bir sabahtı yeni uyanmış olmalıydı. Sesi titriyordu az biraz. Ah benim bir gıcımık kadınım! Seninle, dedi, konuşmalıyız mutlaka. Ne sorgu ne sual, ne merak ne bir heyecan, hayhay efendimiz dedim. Mutlu bir havadisi olmalıydı. Azdan az çoktan çok, bir iki gün geçti aradan aradı hiç beklenmedik geç bir saatinde gecenin. Sesinin telleri gülüyordu adeta. Seninle, dedi, acilen hem de… hay aksi şeytan! Dur, dedim, dur hele efendimiz, soluklan…

Read More >>

Babadan oğula bir bakış, bir yaşam, bir şiir analizi :))

   Parmak hesabı bir sevdaydı benim için dörtlükler. İlk deneyim. İlk kafiye. Çocukluktan kalma… Yedi ya da sekiz heceli olması zorunluydu sanki: Gü-nay-ım-gör-ki-e-zel-de-ah-tım-kal-dı-çok-gü-zel-de… Babama özenmiş olmalıydım. Çocukluğumun bazı gecelerinde yanan beyaz bir lambanın ışığını hatırlıyorum: uykulu bakışlarımın ötesinde bulanık ve puslu bir siluet yazı yazardı boyuna. Babam. Görüntü iyice netleştiğinde ağzı yarı yarıya açık ve bir elinde kâğıt bir elinde kalem, derin bir düşünceye dalmış görürdüm onu. Hangi sözcüktü acaba…

Read More >>

Aslanlı Heykel

   İnanç konusunda yüzlerce soru vardı kafasında Erdal’ın. Her gün bu parka gelir, saatlerce düşünürdü. İnsanların gözlerine bakınca, o küçücük ışıltıdaki inancı görüyordu. İnancın insana mutluluk veren bir yanı olduğu doğruydu ya,  ya kendisi neden onlar gibi mutlu değildi? Sanki ruhlarını çepeçevre saran her türlü boşluktan arınmış, sanki her şey yolunda ve her cevap anlaşılmıştı! Bu kadarla kalsa iyiydi hani. O ışıldayan inancın içinde bir de korkuyu görüyordu. Ama bu…

Read More >>

İyi Adamın Sorguya Çekilmesi

  Öne çık: Duyduk ki İyi bir adammışsın. Satılık değilmişsin ama Eve düşen yıldırım Satılık değildir o da. Dönmezmişsin bir kez söylediğinden. Neymiş söylediğin? Onurluymuşsun, söylermişsin düşünceni açıkça. Hangi düşünceni? Yürekliymişsin. Kime karşı? Bilgeymişsin. Kimin için? Düşünmezmişsin kendi çıkarını. Kiminkidir o zaman düşündüğün? İyi bir arkadaşmışsın. İyi insanlar da var mı arkadaşların arasında? Dinle şimdi: Biliyoruz düşmanımız olduğunu. Onun için bir duvar önüne götüreceğiz şimdi seni. Ama hizmetlerini, dahası iyi…

Read More >>

Örnek Bir İnsan Portresi

  Demek hiç aç kalmadın sen öyle mi açıkta kalmadın ha? Kirinden gömleğinin dirseğinin yamasından eziklik duymadın ha? Bravo be aşkolsun şu adama vallahi!   Demek hiç sövmediler anana avradına hiç kimseye sövmedin ha? Bir gececik olsun çekip kafayı Şakır şakır oynamadın hıçkırarak ağlamadın öyle mi? Bravo be aşkolsun şu adama vallahi!   Demek yalnızlıktan böğürmedin hiç akrep sokmuş gibi sıçramadın geceleri ha? Hiç sevmedin öyle mi? Kendini öldürmeyi, çekip…

Read More >>

Kuantum Dalgalanma

     Kuantum Fiziği dahilinde Kuantum Dalgalanma (veya Kuantum Çalkalanma, Quantum Fluctuation), uzayın belli bir noktasında, Werner Heisenberg’ün tanımladığı Belirsizlik İlkesi dahilinde, enerji miktarındaki geçici değişmedir. Bu olay, enerji korunumu ilkesinin ihlal edilebileceğini göstermektedir. Ancak bu ihlal; sadece çok küçük zaman aralıklarında olabilmektedir. Buna rağmen fizikçiler, bu ihlalin yapıldığı anda var olan koşullara bağlı olarak sürenin uzatılabileceğini ve hatta, Evren’i yaratabilecek bir baloncuğun yoktan oluşup genişleyebileceğini ileri sürmektedir. Buradaki yazımızda,…

Read More >>

Şili diktatörü:)

    Şili diktatörü Pinochet, bir gün kılık değiştirip sinemaya gitmiş. Salonda yerine oturmuş. Kimse onu tanımamış. Derken ışıklar sönmüş, Film başlamış. Fİlmin bir sahnesinde Pinochet’nin görüntüsü gelmiş perdeye. Sinemadaki bütün seyirciler, ayağa kalkıp alkışlamaya ve Pinochet lehinde tezahürata başlamış. Pinochet, durumdan gayet memnun yayıldıkça yayılmış. Keyfi yerinde, gururla perdeye bakıyormuş. Yan tarafındaki adam eğilerek Pinochet’nin kulağına şunları söylemiş: – Arkadaşım, salon sivil polis dolu. Bu pezevenk için kendini astırmaya…

Read More >>

Bahadın’ı bir de benden dinleyin :)

Anadolu’nun yer yer yobazlıkla çürümüş derinliklerinde Bahadın adında bir kasaba vardır. Bu kasabanın sınır tarlalarından itibaren içeriye doğru bir ışık hüzmesi yayılır. Bu sınır tarlaları aynı zamanda dış dünyanın karanlığına karşı da set görevi görür. Burada yaşayan halk ışık işçileri ve dolayısıyla da ışığın çocuklarıdır. (Işık evleriyle karıştırılmamalıdır!) Geçmiş ile bugün arasında kısa bir bağ kuracak olursam, Osmanlı döneminde de “sıraçlar” ve “ışık taifesi” diye anılmışlardır. Bu nedenledir ki (Topkapı…

Read More >>

Siyasete alet edilen her din bozulmaya mahkûmdur

     İşte aşırılığın gidebileceği en son nokta. Bunun perde arkasında yaşanan çok daha ahlaksız yansımaları olduğu su götürmez bir gerçek. Bu fotoğraf da muhtemelen kadınları köle pazarında satmak için götürülürken çekilmiş bir kare. İnsan ilk baktığında bunun bin yıl öncesine ait bir kare olduğuna inanmak istiyor ama bu bugünün gerçeği. Kaçıncı asırda yaşadığımızın hiçbir önemi yok: nasıl bir medeniyet kurduğumuzun da. Hatta teknoloji çağında yaşıyor ya da yakın gezegenlere…

Read More >>

Zeynebin Güncesi

Sana bir aşk hikâyesi anlatayım mı çocuğum? Ama şu bildiğin bir gecelik aşklardan değil. Hele ki güçlü arzuların beslediği aşklardan hiç değil. İnsanı delirten ama gerçekten delirten ve bir ömür bununla yaşamaya mahkûm kalan bir kadının aşkını dinlemek ister misin? Anlatacaklarımda en ufak bir yalan, kurgu yok. Hani hayal etsek, acaba, desek böylesi bir aşk yaratamayız çocuğum. On dört yaşındaydı Zeynep. Henüz üç aylık bir bebekken annesi Dobey, evi terk…

Read More >>

Çok Okuyan Değil Eleştirel Okuyan Bilir

  Çok kitap okuduğu halde düşünce anlamında sığ kalmış insanlar vardır. Bir dönem bakarsınız bir kişiyi kendisine önder edinip papağan gibi onun sözlerini tekrarlar, bir başka dönemse farklı bir kişinin peşine düşüp bu sefer onun düşüncelerini tekrarlamaya başlar. Duyduğuna hemen inanan, bir fikri körü körüne savunabilen, düşünceleri arasında tutarlılık olmayan bu türden insanların sorunu çok kitap okumalarına karşın eleştirel okuma yetisi kazanamamış olmalarıdır.   Emin Özdemir’in ‘Eleştirel Okuma’ kitabı bir…

Read More >>