Sıbyan Mektepleri

     Evrensel’den Yasemin Akpınar ve Adile Doğan’ın haberine göre son birkaç yıldır İstanbul’da, özellikle emekçilerin yoğun olarak yaşadığı mahallelerde, hem kreş hem de okul öncesi din eğitimi veren, denetimden muaf sıbyan mektepleri hızla yayılmaya başladı. Devlet okullarında ana sınıflarının yeterli sayıda olmaması, 150-200 lira arasında değişen anasınıfı ücretlerinin aileler tarafından karşılanamaması, okul saatlerinin çalışan kadınlara uygun olmaması nedeniyle yaşanan çaresizlikler bu ‘mektep’leri cazip hale getiriyor.    İstanbul’un Esenyalı mahallesinde…

Read More >>

İşkence

  Uykusuzum. Tutup kapattılar beni bu zindana. Yüreğimin dört bir kösesinde birer kelepçe ve gücümün son deminde üç gecenin yorgunluğu… Bin türlüsünü gördüm bir gecede acının. Bilmem kaçıncı işkencede kaçıncı ayılmalarla tükürdüm karanlık suratlara. Daha da sinirlendiler daha da arttı acılarım. Bir gecede benim gibi binlercesi. İçeride binlerce düşünce suçlusu, dışarıda faili meçhul bir cinayet… Ülkemde menfaat kurbanı bir adalet! devlet suskun ve ardında hayalet devlerin ayak sesleri! Günay Aktürk

Read More >>

Ayıp Değil Ya

       Ne yazıp ne anlatabilirim ki size? İş yaşamaya gelince kırıp döktüğüm bir kadına duyduğum duyguları anlatmanın ne önemi var! Alçakça bir davranış bu. Kendini temize çekmek! İstesem cümlelere öyle bir yön verirdim ki ‘werther’e duyulan acıdan aynı oranda ben de nasiplenirdim. Ama hakkım değil bu övgü! Kendime ondan bahsetmeyi bile yasaklamalıyım. Çünkü gecenin bir yarısı kendi sesimi işitiyorum bomboş bir gezegende ki, uzak mahallelerden duyulan şu köpek…

Read More >>

İki Köpek

    Yaşlı Kızılderili reisi torunuyla birlikte kulübesinin önünde oturmakta ve az ötede birbiriyle boğuşup duran iki kurt köpeğini izlemektedir. Köpeklerden biri beyaz, biri siyahtır. On iki yaşındaki çocuk kendini bildi bileli o köpekler dedesinin kulübesi önünde boğuşup dururlar. Bunlar dedesinin sürekli göz önünde tuttuğu, yanından ayırmadığı iki iri kurt köpeğidir… Çocuk, kulübeyi korumak için bir köpeğin yeterli olduğunu düşünmektedir. Dedesinin ikinci köpeğe neden ihtiyacı olduğunu ve renklerinin neden özellikle…

Read More >>

Ahh İntikam Sesleriyle Çınlıyor Sokaklar…

  Ahh, İntikam sesleriyle çınlıyor sokaklar Ooy O fırtına kopanda, Bedenim o rüzgarın önüne Bir mermi gibi sekende Siz aşağılık asalaklar Nereye kaçacaksınız o günde. Milyonların nasırlaşmış yüreklerinden İnsaf dileyeceksiniz de Patlayan kazan başında Haşlanmış derisiyle Kardeşimin cesedini göstereceğim Sizlere. İnsaf diye inlediğinizde Göçük altında gömdüğünüz Madencilerin seslerini dinleteceğim. Bir daha insanlığın başına bela olmayasınız diye hepinizin kafasını taşlarla ezeceğim. Bu kinimi aşırı bulanlara ise Tek söyleyeceğim; “ Ben bu…

Read More >>

Beynim bir Sürüngen!

  Evrenin bir parçası olduğumuz dışında hiçbir şeyde ne kalıcılık, ne kutsalık ne de gerçeklik var. Bizzat sevginin varlığı bile beynin salgıladığı kimyasaldan fazlası değil. Hepimiz yıldız tozuyuz. Atom yığını… Bu atomlar bizi bu gezegende birleştirerek ‘insan’ formunda bir bedene soktu. Evrim var evet. Lakin evrim, kainatin bu gezegendeki eli yavaş, tembel bir çömlek işçisi. Bizi sürekli en ideal kalıba sokmaya çalışıyor. Tabii eğer biz de uslu durur ve uyum…

Read More >>

İyiyle Kötünün Yüzü Aynıdır

      Leonardo da Vinci, ‘Son Akşam Yemeği’ isimli resmini yapmayı düşündüğünde büyük bir güçlükle karşılaştı. İyi’yi İsa’nın bedeninde, Kötü’yü de İsa’nın arkadaşı olan ve ‘Son Akşam Yemeği’ nde ona ihanet etmeye karar veren Yahuda’nın bedeninde tasvir etmeliydi. Resmi yarım bırakarak bu iki kişiye model olarak kullanabileceği birilerini aramaya başladı. Bir gün bir koronun verdiği konser sırasında, korodakilerden birinin İsa tasvirine çok uyduğunu fark etti. Onu poz vermesi için…

Read More >>

Sokaktakiler

  Sen yaşlardaydım o yıllar. huyum sana akran boyum sen kadar. Sekiz on yıllık bir çocuk canım. sokakta oyun cıvıltısı, sokakta körebe… Beni çağırmaktaydı köpek sesleri.   Meraklı bakışlarıyla ahmet diri diri öperken hatçe’yi hem de sokak ortasında, ne gelsin aklına haylazın, ne anlasındı kötülükten? düşse düş, mertlikse mertlik… On yıl vardı yirmisine basmaya yirmisinde hatçe’siyle kaçmaya. Ünlü bir gazeteci yaşar bizim sokakta ve ünlü bir kabadayı. Ama ünsüzdür yoksullar,…

Read More >>

Bir eşeğin ölüm vakti

    Ah! Vücudum acıdan titriyor. Bu acımasız, zalim iki ayaklı hayvana verdiğim bütün hizmetlerin karşılığı bu işte. Bugün son günüm, bu da benim son tesellim! Sıkıntı, acı ve dert dolu bir hayattan sonra, taşınmaz yüklere, üst üste inen sopalara, yoldan geçenlerin zincirlerine, lanetlerine katlandıktan sonra, Allah’a şükür bu berbat hayata veda ediyorum. Burası Şemiran Yolu. Bugün sahibimin dikkatsizliği yüzünden bir araba kazasında bacaklarım ezildi. Bu durumda olmamın nedeni bu….

Read More >>

Bizler, Halen Avcı Toplayıcı Bedenler İçerisinde Yaşayan ”Modernleşmiş” Bireyleriz!

Sabahları gün ağarırken kuş seslerinin verdiği rahatlama hissinin, ilkel atalarımızdan yadigar “Nereden tehlike geleceği belli olmayan karanlık gece bitti” huzuru olabileceğinin farkında mıyız? Ya da gün batarken yaşanılan hüznün “Nereden tehlike geleceği belli olmayan karanlık gece yine başladı” üzüntüsü olabileceğinin farkında mıyız? İlkbaharda çiçek açan kırların ilkel atalarımızdaki karşılığı bol yiyecek ve doğacak çocukların hayatta kalma garantisi iken, ruhu ve kültürü şehirli, duygulara yön veren hormonal sistemi hala avcı toplayıcı…

Read More >>

Sen Kayıpken

  Sen kayıpken unutuveriyorum işte, nereye ve nasıl koyduğumu seni. Hay aksi kadın! Oysa belli hangi kefede ağır bastığın. Sonra birden aklıma geliyor, hatırlamaya başlıyorum yeniden; ve yazıyorum seni derin kesiklerle, hafızamın huysuz bir köşesine. -ki- bu akılsız terazi kör müdür? Görmezden mi gelir bunca yaranmazlığı? bir kefede sen Ötekinde boşluk. Öfkeleniyorum haksız rekabetine. diş biliyorum bir zaman, Sonra yine unutuyorum sonra yeniden başlıyor. Günay Aktürk

Read More >>