Kalbim Dinamit Kuyusu

Şafakları, taaa şafakları Nice bir Yangınları düşer alın çatıma Gencecik ölüme gitmenin. Yığılır boşkovanlar, dumanlı Ve susar mitralyözler kuytularda. Suskundur, Karanlıktır, Kayıtsızdır, Her namlu. Beni kurşunlar götürür Kollarım vurulu Gözlerim açık. Şafakları, Taaa şafakları, Kınalı tavşanlar suya inmeden, İlk çığlıklarındayken martılar, Kamplarda idamcılar Azgın ve manyak Tan yerinde kızartılar… Tan yerinde kızartılar Hey canım, Orada, Sularla Sınırlarla Uzaklar uzağında Ve benim şuncağızımda hemencecik Göğüs kafesimin altında, solda, Barajlar, yeşeren çöller,…

Read More >>

Kırmızı Çizgili Aptallık

       Hepimiz bu çağın aptallarıyız. Ama üzülmeyelim. Her çağ kendine yakışır düzeyde aptallıklar yaratıyor. Bize de milenyum düştü. Evet, akıl küstahtır. Yere göğe sığdıramaz ki varlığını.    Kendi hakikatimizi bir başkasının ellerine de bırakmak istemiyorum. Bizler kırmızıçizgili aptallarız. Hatırladınız mı o beylik sözleri? “Bu benim kırmızıçizgim!”, “Bu, ülkemizin kırmızı çizgisidir!” “evlenmeden olmaz!””Ahlaksız!” “vatan haini!” Sanırım kibir ne kadar büyükse aptallık da o kadar derinleşiyor. Çünkü yaşadığız çağın içinde…

Read More >>

Ağrıyan Yer Kalbim Değil

Ağrıyan yer kalbim değil; düşüncelerim, duygularım, arzularım… Yaşanılmamış bir anısızlık değil içimdeki burukluk. Yaşanmışlıkların hiç yoktan yaşanılmış olmasından. Gün bugün değil, bugün bir başka acıyor zaman. Sahile vuran ıssız dalgalar gibiyim derinlerimde uğuldayan bir basınç, derinlerimde yaşam yok… Sen değil misin ki kalbimi burkan sen değilmişsin gibi görünen? Sel basan evim değil beni kaygılandıran. Bir avuç suyun alıp götürebildikleri. Aysız bir gecede bir damla sudur ummanı bulandıran… Yaşadım ve gördüm…

Read More >>

Yoldaştın Bir Zaman

  Ey beni kendine el gören yoldaş,Ben gibi bir dostun var mıdır acep,Sevgisi gönlünde can veren yoldaş:İkrarsız dost sana yar mıdır acep. Nerde o kültürün inancın nerde,Bir zaman döndüğün semahın nerde,Zay ettin sevgiyi görünmez ser’de:Görmez mi gözlerin kör müdür acep. Nasıl da değişmiş kirlenmiş özün,Uymuyor sözüne bir diğer sözün,Dostluk kervanın da görünmez izin:Dönmezsin bu yola dar mıdır acep. Günay’ım canımda candın bir zaman,Şimdiyse kaybolmuş içinde sevdan,Yolun mu tutuldu kapandı kardan;Bir…

Read More >>

Yaktın Beni

  Cilven ile nazın ileO tertemiz özün ileHer şakanda dozun ileYaktın beni kül eyledin. Seni sevmek sana azdı,Son baharım senle yazdı,Aşkın bana büyük hazdı;Yaktın beni kül eyledin. Yanmaz idim görmeseydim,Anmaz idim sevmeseydim,Keşke gönül vermeseydim;Yaktın beni kül eyledin.   Günay Aktürk

Read More >>

Bilgiye Dair

       En iyi olduğumuzu düşündüğümüz konularda bile öğrenmenin yaşı ve sınırı olmadığını okuduğumuz kitaplardan anlıyoruz. Bu anlayış, kendimizde gördüğümüz eksikliklerin, bilginin en tepesiyle bulunduğumuz gelişim noktası arasındaki uçurumdan gösteriyor kendini. Nasıl ki doktorlukta profesörlüğe kadar uzanan bir kademe silsilesi var, yaptığımız meslekte ya da izini sürdüğümüz fikirde de aynı kademe söz konusu.    Otuz yaşındaki bir adamın karşınıza dikilip siyaset hakkında sizinle tartıştığını düşünün. Aşağı yukarı yirmi yaşında…

Read More >>

Yaşamaya Dair

    İhanet orduları kuşatmış evliliği.Çocuk özlemleriyle bozulmuş nikâh.Hayallere kadar çekilmişbir yuvaya duyulan hasret.Her kâbus, bir düşe yolcu. Aşk dedikleri şeyiki bacak arasından doğuyor artık!Modern mecnunlar, bir parça kalça,dolgun bir göğüs için düşer oldular çöle.Bu kadar mı kolay çıkılır insanlıktan? Artık gözlerini kaçırır oldu dostum benden.Rastgele bakışmalarla buluşuyoruz ara sıra!İmalı sözlerle kalp kıran deyyus,Uzaklaştığı yerden küfrediyor şimdi! Kalbim çarpmıyor artık hiç kimse için.Bedenim soğuk, hissedebiliyorum yaşarken öldüğümü.Gel gör ki inancım…

Read More >>

İyinin ve Kötünün Yüzü Aynıdır

       Leonardo da Vinci “Son Aksam Yemegi” isimli resmini yapmayı düşündüğünde buyuk bir güçlükle karşılaştı… İyiyi İsa’nın bedeninde, kötüyü de İsa’nın arkadaşı olan ve son akşam yemeğinde ona ihanet etmeye karar veren Yahuda’nın bedeninde tasvir etmek zorundaydı.    Resmi yarım bırakarak bu iki kişiye model olarak kullanabileceği birilerini aramaya basladı. Bir gün bir koronun verdiği konser sırasında, korodakilerden birinin İsa tasvirine çok uyduğunu fark etti. Onu poz vermesi…

Read More >>

Anneannemin Anısına

    Nihayete Ermiş Bir Ömrün Anatomisi        “Bugün, bir kadının davul zurnayla çıktığı eve yas ve matem havasıyla girmesinin ne anlama geldiğini gördüm. Mezara indirilen bir ölünün, insanda yaratabileceği en derin duyguları gördüm. Akşam olup da taziyecilerin evlerine çekildiğinde gecenin sessizliğini ve o sessizlikte insanın neler düşünebileceğini gördüm. Toprağın altında uyuyan bir bedenin hiç de tek başına uyumadığını gördüm ilk defa. Kırkını aşmış kız çocukları gördüm; hala…

Read More >>

Ağlama Duvarı

       “Kudüs’e atanan bir Amerikalı gazeteci, Ağlama duvarının önünden gelip geçerken, bir Musevinin her gün duvarın önünde diz çöküp dua ettiğini fark etmiş. Haftalarca aynı manzarayı görünce dayanamamış ve sonunda adamla bir röportaj yapmaya karar vermiş.    Adamdan izin aldıktan sonra teybini açmış ve konuşmaya başlamış: – “İsminiz?”– “David. Polonya Yahudisiyim. 65 yaşındayım. Smalla’da bir manav dükkanım var. Evliyim. İki çocuğum Tel Aviv’de bir çiçek serasında çalışıyorlar…”– “Sizi…

Read More >>

Hay Aksi Şeytan

Vakitlerden bir sabahtıyeni uyanmış olmalıydı.Sesi titriyordu az biraz.Ah benim bir gıcımık kadınım!Seninle, dedi, konuşmalıyız mutlaka.Ne sorgu ne sual,ne merak ne bir heyecan,hayhay efendimiz dedim.Mutlu bir havadisi olmalıydı. Azdan az çoktan çok,bir iki gün geçti aradanaradı hiç beklenmedikgeç bir saatinde gecenin.Sesinin telleri gülüyordu adeta.Seninle, dedi, acilen hem de…hay aksi şeytan! Dur, dedim, dur hele efendimiz,soluklan hele sen,dinle bir yol sustuklarımı!Sustu, kulak kesti pür dikkat!Seviyorum seni, dedim,Seviyorum efendimiz!Ne gündüz ne gece,molası yook,…

Read More >>

Babadan oğula bir bakış, bir yaşam, bir şiir analizi :))

       Parmak hesabı bir sevdaydı benim için dörtlükler. İlk deneyim. İlk kafiye. Çocukluktan kalma… Yedi ya da sekiz heceli olması zorunluydu sanki: Gü-nay-ım-gör-ki-e-zel-de-ah-tım-kal-dı-çok-gü-zel-de… Babama özenmiş olmalıydım. Çocukluğumun bazı gecelerinde yanan beyaz bir lambanın ışığını hatırlıyorum: uykulu bakışlarımın ötesinde bulanık ve puslu bir siluet yazı yazardı boyuna. Babam. Görüntü iyice netleştiğinde ağzı yarı yarıya açık ve bir elinde kâğıt bir elinde kalem, derin bir düşünceye dalmış görürdüm onu.  …

Read More >>