Sen Kayıpken

  Sen kayıpken unutuveriyorum işte, nereye ve nasıl koyduğumu seni. Hay aksi kadın! Oysa belli hangi kefede ağır bastığın. Sonra birden aklıma geliyor, hatırlamaya başlıyorum yeniden; ve yazıyorum seni derin kesiklerle, hafızamın huysuz bir köşesine. -ki- bu akılsız terazi kör müdür? Görmezden mi gelir bunca yaranmazlığı? bir kefede sen Ötekinde boşluk. Öfkeleniyorum haksız rekabetine. diş biliyorum bir zaman, Sonra yine unutuyorum sonra yeniden başlıyor. Günay Aktürk

Read More >>

Zaaf Delikleri

  Benim zaafım bir fare deliği, senin kibrin aç bir lağım haşaratı. Ben, kudretli bir dağ eşkıyasıyken, sen, ıssızda gezinen bir tarla sıçanı. Tüm tuzakları baştan çıkartan bir şeytan! Kılık mı değiştirdik ki aynı çatı altında savaş veriyoruz? Ama savaşmakla dökülmüyor şeytanın kanı. Gel bakalım! Tüm deliklerini kapattım zaaflarımın. Günay Aktürk

Read More >>

Bu Gidiş Nereye

  Bu gidiş nereye? Bu arayış kimden? Ölü bilincimde kâbus ve gün ortasında ayan ve beyan, nicedir hem duyar hem görürüm seni; kıstırmaktasın kuyruğunu nicedir. Nicedir sarhoş, umudun elini bırakmış bir anne güdüsüyle, kendi yamacında gönenmektesin. Delirdin mi sen? İstilacılara mı erdin? Çiğ bir sevinçte kuşkuya dahi meyletmeden kadınım, bir garip hal eylemektesin… Bu gidiş nereye? Bu arayış kimden? Delirdin mi sen? Günay Aktürk

Read More >>

Ağlar Mı Sandın

  Bana kabir arama be can dostum Kefenim toprağa bağlar mı sandın Dinimle bağımı çok oldu kestim Kabrimin azabı dağlar mı sandın Çürümüş dünyanın bağı tarumar Dört kıtada sefalet var acı var Âlemden âleme fani göçü var Âlemin sahibi sağlar mı sandın Enel Hak ilminde Mansur olalı Gözümde perdeler sırrı göreli Hak sırının menzilinde duralı İki âlem gönlüm eyler mi sandın Günay’ım can bir hiç, Görüyor belleme, körlükmüş meğer Boş…

Read More >>

Kalbim Dinamit Kuyusu

    Şafakları, taaa şafakları Nice bir Yangınları düşer alın çatıma Gencecik ölüme gitmenin. Yığılır boşkovanlar, dumanlı Ve susar mitralyözler kuytularda. Suskundur, Karanlıktır, Kayıtsızdır, Her namlu. Beni kurşunlar götürür Kollarım vurulu Gözlerim açık. Şafakları, Taaa şafakları, Kınalı tavşanlar suya inmeden, İlk çığlıklarındayken martılar, Kamplarda idamcılar Azgın ve manyak Tan yerinde kızartılar… Tan yerinde kızartılar Hey canım, Orada, Sularla Sınırlarla Uzaklar uzağında Ve benim şuncağızımda hemencecik Göğüs kafesimin altında, solda, Barajlar,…

Read More >>

Acemi Yaşantılar

  Elime ayağıma bulaştırmalıyım her işi. Her gün kovulacak bir işim olmalı. Her işte bir hayır, “evet” olmalı ara sıra. Parasız kalmam mühim değil, öyle aç karnına homurdanmamalı midem.   Bazen yalnız yürümeliyim kalabalıkta. Ama ille de ille geride bırakmalıyım adımlarımı arada bir.   Sokakta çarpışacak kadar dalgın dolaşmalıyım kimi zaman. Kimi zamansa karşıdan karşıya geçirmeli beni yaşlı bir adam… Yaşamaya alışmalıyım alelacele!   Kalbim küt küt atmalı arada bir….

Read More >>

Kırmızı Çizgili Aptallık

       Hepimiz bu çağın aptallarıyız. Ama üzülmeyelim. Her çağ kendine yakışır düzeyde aptallıklar yaratıyor. Bize de milenyum düştü. Evet, akıl küstahtır. Yere göğe sığdıramaz ki varlığını.    Kendi hakikatimizi bir başkasının ellerine de bırakmak istemiyorum. Bizler kırmızıçizgili aptallarız. Hatırladınız mı o beylik sözleri? “Bu benim kırmızıçizgim!”, “Bu, ülkemizin kırmızı çizgisidir!” “evlenmeden olmaz!””Ahlaksız!” “vatan haini!” Sanırım kibir ne kadar büyükse aptallık da o kadar derinleşiyor. Çünkü yaşadığız çağın içinde…

Read More >>

Ağrıyan Yer Kalbim Değil

    Ağrıyan yer kalbim değil; düşüncelerim, duygularım, arzularım… Yaşanılmamış bir anısızlık değil içimdeki burukluk. Yaşanmışlıkların hiç yoktan yaşanılmış olmasından. Gün bugün değil, bugün bir başka acıyor zaman. Sahile vuran ıssız dalgalar gibiyim derinlerimde uğuldayan bir basınç, derinlerimde yaşam yok… Sen değil misin ki kalbimi burkan sen değilmişsin gibi görünen? Sel basan evim değil beni kaygılandıran. Bir avuç suyun alıp götürebildikleri. Aysız bir gecede bir damla sudur ummanı bulandıran… Yaşadım…

Read More >>

Yoldaştın Bir Zaman

  Ey beni kendine el gören yoldaş, Ben gibi bir dostun var mıdır acep, Sevgisi gönlünde can veren yoldaş: İkrarsız dost sana yar mıdır acep. Nerde o kültürün inancın nerde, Bir zaman döndüğün semahın nerde, Zay ettin sevgiyi görünmez ser’de: Görmez mi gözlerin kör müdür acep. Nasıl da değişmiş kirlenmiş özün, Uymuyor sözüne bir diğer sözün, Dostluk kervanın da görünmez izin: Dönmezsin bu yola darmıdır acep. Günay’ım canımda candın bir…

Read More >>

Yaktın Beni

  Cilven ile nazın ile O tertemiz özün ile Her şakanda dozun ile Yaktın beni kül eyledin. Seni sevmek sana azdı, Son baharım senle yazdı, Aşkın bana büyük hazdı; Yaktın beni kül eyledin. Yanmaz idim görmeseydim, Anmaz idim sevmeseydim, Keşke gönül vermeseydim; Yaktın beni kül eyledin. Günay Aktürk

Read More >>

Bilgiye Dair

     En iyi olduğumuzu düşündüğümüz konularda bile öğrenmenin yaşı ve sınırı olmadığını okuduğumuz kitaplardan anlıyoruz. Bu anlayış, kendimizde gördüğümüz eksikliklerin, bilginin en tepesiyle bulunduğumuz gelişim noktası arasındaki uçurumdan gösteriyor kendini. Nasıl ki doktorlukta profesörlüğe kadar uzanan bir kademe silsilesi var, yaptığımız meslekte ya da izini sürdüğümüz fikirde de aynı kademe söz konusu.    Otuz yaşındaki bir adamın karşınıza dikilip siyaset hakkında sizinle tartıştığını düşünün. Aşağı yukarı yirmi yaşında okumaya…

Read More >>

Yaşamaya Dair

  İhanet orduları kuşatmış evliliği. Çocuk özlemleriyle bozulmuş nikâh. Hayallere kadar çekilmiş bir yuvaya duyulan hasret. Her kâbus, bir düşe yolcu.   Aşk dedikleri şey iki bacak arasından doğuyor artık! Modern mecnunlar, bir parça kalça, dolgun bir göğüs için düşer oldular çöle. Bu kadar mı kolay çıkılır insanlıktan?   Artık gözlerini kaçırır oldu dostum benden. Rastgele bakışmalarla buluşuyoruz ara sıra! İmalı sözlerle kalp kıran deyyus, Uzaklaştığı yerden küfrediyor şimdi!  …

Read More >>