Padişahım Çok Yaşa!

 

   Bugün yepyeni ve eskisinden daha da rezil bir devrin başlangıcı! Bugün itibariyle tek adam rejimi yasal statüsüne kavuşacak. Pazardaki meyve sebze fiyatlarından tutun da kaç kez imalı imalı öksüreceğinize kadar her şey bu başkan tarafından belirlenecek. Bu güne kadar tersi mi oluyordu diyeceksiniz. Onun da sırası var.


   Bu denli ciddi bir meselede kara mizah yok değil. İlkin bu yüzüne bakalım. Bugün meclis kürsüsünde yemin edecek ve bunu yaparken şu sözleri kullanacak: “… Hukukun üstünlüğüne, Demokrasiye, Atatürk ilke ve inkılâplarına ve laik Cumhuriyet ilkesine bağlı kalacağıma… Adalet anlayışı içinde herkesin İnsan Haklarından ve temel hürriyetlerden yararlanması ülküsünden ayrılmayacağıma… Üzerime aldığım görevi tarafsızlıkla yerine getireceğime… Büyük Türk Milleti ve tarih huzurunda namusum ve şerefim üzerine ant içerim.”


   İyi ki orada olmayacağım yoksa gülesim gelirdi. Neme lazım, kalabalığın içinde kelim görünürdü de, “açılışı yapmadan kan akıtmalı” şeklinde bir fikir tebelleş olurdu akıllarına! Kara mizah da burada zaten. Hani şu yemin kısmı; Adaleti yıllarca şamar oğlanına çevirmiş, insan haklarını birkez olsun umursamamış, Cumhuriyet ve tarafsızlık cephesine yüzünü hiç çevirmemiş… Ama yine de tüm bunlara riayet edeceğine dair namusu ve şerefi üzerine ant içecek!


   Aman canım sende. Yüzmüş yüzmüş kuyruğuna gelmiş, iki sözün lafı mı olur. Hem kafasının içindeki adalet anlayışıyla bizim adalet anlayışımız örtüşüyor mu? Kendini her fırsatta haklı gören bir insan adalet ve taraf anlayışının kusurlu olduğundan şüphe eder mi hiç? Çocukluğumuzdan beri bizler nasıl ki Kerbela ya da Madımak yangınlarıyla yandıysak, onun da kendince yaraları var. Bütün konuşmalarında “Gazi Mustafa Kemal” diyor da neden hiç “Atatürk” demiyor? Şeriatı yıkıp hilafeti kaldırdığı için olsa gerek. Biat sistemini yıkıp özgür düşünce sistemini getirdiği için.


   Özgür iradeyi savunan bir kafa kula kulluğu kabullenebilir mi? Tabii ki de hayır. Bizim penceremiz bu. Biz bu pencereden baktığımızda gözümüze bunlar ilişiyor. Ya öteki pencere ve oradan bakınca görünenler? Bu taraftaki görüş alanı onun bir sonraki hamlesini kapsamıyor. Bazı köşe yazarları hâlâ: “fırsat bu fırsat halkı birleştirebilirsin” gibi saçma sapan sözler ediyorlar. Gidin bakın bakalım onun penceresinde neler var. Umutlu konuşalım da hayali teoriler üzerinden nasıl çıkılacak düze? Bizdeki teorilerin en büyük eksikliği de bu değil mi?


   Yine de umutsuzluğa kapı aralamak yok. İnsanlık nice darboğazlardan geçti. Cumhuriyetin yıllar yıllar önce kurulmuş olması da gericiliğin darboğazı değil miydi? Tarih kendine böyle yol açar. Bir zaman karanlık hakim olur bir zaman aydınlık…

 

 

 

Günay Aktürk

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir