Ölmüş: Geçtan Ağabey!

 

   Ölmüş. Engin Geçtan. Bir anda söyleyince çabucak geçiyor sanki düşündürdükleri. Psikoterapist, öğretim üyesi, yazar, radyo programcısı. “İnsan olmak” kitabı da başucumdaki kitaplardan. Başucu kitabı ama bitirdim bitireli daha açmadım kapağını! Hiç de sadık bir okuyucu değilim. Sanırım yalnızca bir kez geri dönmüştüm. İnsan olmanın ne demek olduğunu unutmuş olmalıydım. Hatırlamak için. Ama ölmüş. Artık insan olmanın onun nazarında hiçbir hükmü kalmadı. İnsan bütün bir erdemi ya da aptallığı, yıllar önce eski bir sevgiliyi öperken bıraktığı duygu gibi bulanık ve sisli görmeye başlıyor. Ancak biz yaşayanlara faydası var geride bıraktıklarının. Belki bir baston. Bizden sonra da çocuklarımıza kalacak.


   Okur kısmı hayranı olduğu yazarların kendilerini terk etmelerine alışıktır. Ölenleri ölüden saymıyor muşuz. Ucuz yollu bir teselli. Bu defa da başkalarınının başına geldi ve biz hala sağız diye sevinirken bir de ölünün üzerinden küstahlık yapıyoruz. Aslında bu bile abartıyı hak etmiyor. Ölüm hiçbir şeyin sonu değil. Ama başlangıcı da değil. Ölüm, iş kıyafetini çıkartıp pijama giymek gibi bir şey. Ama ben çıplak yatmayı severim ve bu yüzden arada kalıyorum.


   Aslında onu kıskanırdım bir zamanlar: Geçtan ağabeyi. Hayatımda hiçbir yazarı kıskanmamışken hem de. O zamanlar bir kadını seviyordum ve o Geçtan’ı benden fazla severdi. Toyluk işte. Yine de kıskandığım şey saf bir sevgiydi. Engin Geçtan ile böyle bir bağım var. Üzüldüm haberi okuyunca. Geriye yalnızca kitaplarındaki bilgi kaldı. Umarım onunla kendimizi anlayabiliriz.

 

 

Günay Aktürk

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir