NİETZSCHE VS YORUMCU FEYLESOF | AŞK

Bu Bölüm Neden Kısa? (Sabit Başlık)

 

   Okumuş olduğunuz bu ve benzeri yazılar, sevgili yazarlarımızın alıntılarına yapılmış ek dırdırlar içerir. İçinde gayet manalı sözlerin barındığı da doğrudur. Hani o: “Atam tutam ben seni, şekere katam ben seni.” türünden cümleler. Çok mu manalı derseniz, biraz derince demek daha doğru olur. Şimdi oturup şahsımın laf sokucu tarzından dem vurabilir, bu yazıları kafası karıştığı ya da incindiğinden ötürü yazdığını izah edebilirdim ama Oğuz Atay‘ın da dediği gibi: “Kelimeler albayım, bazı anlamlara gelmiyor.” Bu yüzden bu bölümdeki yazılanları tam bir makale kafasıyla değil de, anlık bir “ah” çekiş olarak yorumlamanız tavsiye edilir. Tamamen kısa yorumlar.  Hadi bakalım 🙂

 

günay aktürk, yorumcu feylesof, kısa sözler, nietzsche, ağladığında,

 

“Benim düşlediğim aşk iki insanın birbirini sahiplenme çabasından çok daha öte bir şey.”


Nietzsche Ağladığında

 

 

   📌 Benim de öyle düşlerim var baba Nietzsce. Bir ressamın peşinden sürüklenmek istiyorum mesela. Ama nasıl? Önce müstakil bir ev lazım bana. Kasabamda ki çiftlik olmaz zira dedikodusu zifir karası renginde. Muğla olabilir. Eskişehir‘i de severim. Sevgili kadınımız komşumuz olacak bu arada. Bahçemizde kediler, ördekler, tavuklar… On tavuğa bir horoz mesela. insan horozunun keyfini de düşünmeli. Ahmed’imin dediği gibi, birbirine karışmalı tavuklarımız. Sabahları spora gitmeliyiz. Öğle arasında bir saatlik uyku… Tolstoy amca öğütlemişti bunu. Sonra…


   📌 Akşam kahveye çağırırız birbirimizi. O bana yeni resimlerini gösterir, ben ona yenice şiirlerimi ya da denemelerimi. Bahçede çay sefaları, edebiyat konferansı. Canımız çektikçe sevişir, çiğneyiverirdik at gözlüklerini. Onun da benim gibi kendine ait dünyası olurdu. Bir hafta beraber yaşar, bir süre herkes kendi hanesinde kafasını dinlerdi. Yani kısaca sıkmadan, sıkılmadan… Birbirimize fazla gelmeden. Yalansız ve ihanetsiz… Böylece dolu dolu yaşamak bir ömrü. Sıkıntı mı bastı, ver elini ege denizleri. Eğer yer Eskişehir olacaksa.


   📌 Ayda bir kez Jose Saramago‘nun şerefine şarap içerdik karşılıklı. Ne demişti? “Sevmek sahiplenmenin en güzel biçimidir herhalde; sahiplenmek ise sevmenin en kötü biçimi.” İlişkileri bataklık yapan şeylere bakar mısınız! O ilişki sizlere “Sen benim namusumsun.” sözünü söyleme gereği hissettiriyorsa, evdeki ekmek bıçağı eninde sonunda kana bulaşır. Herkes kendi namusunu kendi kafasının içinde oluşturur sonuçta. Sen ahlaklı bir adam olduktan sonra… 


   📌 Öyle bir gün gelecek mi bilmiyorum. Ama insana anaç bir amaç lazım. Bu amaca mana katacak bir de kadın. Aslında her şey bir parça huzur için. Tüketim toplumundayız. Aşk da iyi bir tüketim malzemesi hani bu devride. Herkes merakla son kullanma tarihinin dolmasını bekliyor…

 

 

Günay Aktürk

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir