Kitap Özetleri – Umudun Çocuğu | Günay Aktürk

Umudun Çocuğu – Günay Aktürk

 

 

 

 

TOPLUMSAL BAKIŞLI VE AŞK SURETLİ BİR KİTAP

 

 

   İnsanlık öldü mü, kitap özetlerine bir de kendi kitabımızı ekleyelim. Umudun Çocuğu, ilk göz ağrımdır. İçindeki şiirler 2010-1014 yılları arasında zihnimin acı çekmekten sorumlu bölümünde yoğrulmuş, 2014 yılının kasım ayına gelindiğinde ise Kurgu Kültür yayınları tarafından sezaryenle alınmıştır. İçli ve sert tonda bir şiir kitabıdır bu. Toplumsal bakışlı ve aşk suretlidir. “Uykularım duman, uykularım bulanık, zehir zemberek uykularım.” diyerek kasıp kavurur ortalığı.


   Öldürülen bütün çocuklar nezdinde Berkin Elvan‘a adanmıştır. Şu ana kadar çocukların öldürülmesine engel olamadık ama orman yangınına su taşıyan karınca misali bizim de bir katkımız olsun dedik. Hangi coğrafyada yaşarlarsa yaşasınlar, çocukların ideolojik savaşlara kurban gitmemelerini istedik. Onları parçalanmış toplumlarda kaybediyoruz. Sağcısıyla solcusuyla ve muhafazakarıyla kardeşçe yaşayamazsak daha çok öldürüleceğiz diyoruz. Bakış açısı bu. 


   Bu kitap herkese hitap ediyor kanısındayım. Çünkü en başta insanı ilgilendiriyor. Kastettiğim şey o dizelerde kendini bulmak meselesi. Mesela şu dizelerde kim kendini bulmayı beceremez: “Sesleriniz geliyor uzaklardan. Siz bu dünyanın yerlileri, hem barbarım ben hem ilk insan.” Çünkü bizler bir düğün alayında bile kendini yapayalnız hisseden canlılarız. Henüz kimseye ve hiçbir yere ait hissedemedik kendimizi. Bir baltaya sap olmak deyimini bilirsiniz! Baltasını kaybetmiş saplar ordusu! Umarım bir gün işler yolunda gitmeye başlar.


   “Kimi zamansa karşıdan karşıya geçirmeli beni yaşlı bir adam...” Bu cümle “Acemi yaşantılar” isimli şiirden alıntı. Demek ki bu kitap yaşamın acemileri için yazılmış. Orta yolunu bulamamış olanlar için… “Sorunu bulduysa çözüm adına ne vaat ediyor?” diye sorabilirsiniz. O halde sizi aşağıdaki pasaja yönlendirelim:


   “Bu kitap kimseye kuru kuruya umut dağıtan, pembe gözlük hediyeli, her şey çok güzel olacak, hadi evrene mesaj gönderelim filan türünden bir kitap değil; aksine bulunduğumuz karanlık içinde uyanmamız gerektiğini (ne kadar zordur karanlıkta uyanmak) yoksa karanlığın bile aranacağı günlerin çok uzakta olmadığını değişik bir dille ifade eden bir şiir kitabı. Acı konusunda gerçek bir balık hafızasına sahip olan insan ırkının en seçkin türlerinin yaşadığı canım ülkemde umudu mücadele ile taçlandırmanın şartlılığı artık anlaşılması gereken bir şey… Okumak iyidir…”

 

 

PEK DE SİSTEM YANLISI OLDUĞU SÖYLENEMEZ

 

 

Kitap Özetleri, umudun çocuğu,  Günay Aktürk
Günay Aktürk – Umudun Çocuğu

 


   Evet… Kitap özetleri başlığı altında son hızla devam ediyoruz. Kadına odaklanan şiir yok mudur? Ne münasebet! “Kadınım! Ben en son gelecek olanım sana!” diye haykırır da işitmez misiniz? Bir başka şiirde ise: “Oysa sen… erkeğe sunulmuş bir huri değilsin kardeşim.” dizeleriyle: “Bir yüzüm erkeksidir, bir yüzüm feminist.” şeklinde açıklar kendini, duruşunu belli eder. Bu yüzden aykırıdır. Pek de sistem yanlısı olduğu söylenemez. Bu sebepten bazı okurlarına ağır gelebilir. “Ne boyuna ters düz konuşuyorsun be adam!” eleştirilerine maruz kalabilir. Tetikte olmak gerek!


   Ölüme bakışı da tuhaftır hani. Aslında tuhaf değildir ya, herkes gibi yerin dibine gömülmek istemez. “Öldüğüm zaman ateşle yıkayın bedenimi!” der. Görülmüş duyulmuş şey olmasa da yine de imkansız değildir. Eğer okuyucu bu durum karşısında öfkelenirse acele etmemesini salık veririm. Zira: “Yaşarken yersiz yurtsuz adama ne lazım gelir öldükten sonra bir mekan?” sorusunu cevaplaması gerekecektir. Eğer buraya kadar gelebilme dirayetini gösterebilirse: “Aslında haksız da sayılmaz ha!” diye mırıldanacaktır. Bu kitap ömründe en az bir defa bu şekilde mırıldanmışların kitabıdır. 


   Düşük titreşimlerde düşünmez bu kitap. “Kimlere bozduruyorsun gönül kumbarandaki sevdaları?” diye hesap sorar insana. Kadın ya da erkek olarak olarak değil, insan donunda görür bu iki ayaklı mendebur ya da sevimli canlıyı. Evliliği şiddetle eleştirir. “Her kabus, bir düşe yolcu.” der çünkü: “İhanet orduları kuşatmış evliliği.” tespitinde bulunmuştur bir kere. Demek ki insanı henüz dekore edilmemiş çıplak bir oda ya da söküğünden bile haberdar olmayan yamalı bir don gibi görür. Belki de karşılaştırma yapabileceği tamamlanmış bir insan örneğine henüz rastlayamamıştır.


   Neredeyse unutuyordum. Kitap önerileri makalemizin bu sayısının sonuna yaklaşırken umut ile alakalı keskin bir eleştiriye değinmek istiyorum. Evet, bu kitap bir çok yönüyle sarsıcı ve derin duygularla nakış nakış işlenmiş bir eser fakat bu güne kadar aldığım birkaç eleştiriden biri de kitabın umutsuz bir dille yazılmış olduğuydu. “Çürümüş et parçasına giden kudurmuşluklar deli saçması.” sözü pek rağbet görmüştü. Tabii ki olumsuz anlamda. Sanırım zevklerine ket vurmuştuk da ondan! “Görmedi mi gözlerin, gözleri kör edilen yoksul dünyayı?” satırlarını okurken acaba tam olarak neresi umutsuz görünmüştü gözlerine! Fakat ben sanki sorunun kaynağını anlamış gibiyim. Korkuyorlar. Yapmaları gereken şeyi yapmadıkları için hesap soruluyor çünkü. Ya da yaptıkları şeyin saçma sapan bir iş olduğunun söylenmesi hoşlarına gitmiyor.

 

 

UMUDA DAİR SON SÖZLER

 


   Konu en başından beri umut ile alakalı olduğu için kısaca şunu söylemek istiyorum. “Bugünün dünyasında umut ile umutsuzluk arasında ince bir çizgi var.” Umutlu ya da umutsuz olmanız ise çizginin neresinde durduğunuzla alakalı. Yaşanmakta olan “acı gerçekler” içimizde umutsuz duygular doğururlar. Eğer gözünüzü kapatmak niyetindeyseniz basit bir musluk damlası bile çılgına çevirecektir sizi. Sorunu tespit ettiniz, musluk sinir bozucu bir halde damlamaya devam ediyor. Bu hiç de hoş duygular yaratmayacaktır. Öyleyse kalkın ya bir tamirci çağırın ya da kendiniz tamir edin. Yani demem o ki bize gerekli olan şey umut falan değil, cesaret. Çünkü cesareti olanın umuda ihtiyacı yoktur. 


   Benim adım Günay Aktürk. Umudun Çocuğu adlı şiir kitabımı tanıttım sizlere. Yani azdan az çoktan çok. Yeni bir kitap önerileri ve kitap özetlerinde görüşmek üzere. Umudunuz meşaleniz olsun, sevgiyle ve hasretle 🙂

 

 

 

Günay Aktürk

 

Temin edebileceğiz online kitap satış siteleri:

 

D&R
İdefix

 

Posted by Günay Aktürk

Bütün noktalama işaretleri arasında en çok ünlemi severim ben. Boylu posludur o, babayiğittir. Hele ki topuklu giyerse boyu boyuma bile ulaşır. Üç noktayı üst üste koysan bir ünlem etmez. Eğer bir yerde "Gitme ha" çığlığı kopmuşsa, orada kesin ünlemin parmağı vardır. Tehlikelidir de. "Ee, yeter artık" da onun başının altından çıkar. Otoriterdir. "Çık dışarı, gel buraya, çabuk eve git" başlı başına onun icatlarıdır. Efkâr bastı mı, "eh" de, "ah" de yapıştır sonuna ünlemi. Virgül gibi yarım bırakmaz işini. Nokta gibi kestirip atmaz. Ne bok yediği belli değildir işin aslı. Ne alttan tiresi, ne üstten kesmesi vardır. Parantez gibi gizli saklısı da yoktur onun. Bakmayın çok sevdiğime onu. Çok sevilen her zaman yararlı değildir. Vay zavallı! Vah sersem!" Günay Aktürk

Website: http://www.gunayakturk.com

This article has 1 Comment

  1. Kitabın ilk şiirinden itibaren umutla cesareti harmanlamış ve insan ruhuna hitap ediyor. İlk okuduğum şiir kitabı,okuyucusuna vicdan yoklaması yapıp toplum yarası öldürülen çocuk .Berkin Elvan ve birçok çocuk adına umut arzediyor..

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir