1.513 Defa Görüntülendi

Kırmızı Çizgili Aptallık

 

 

   Hepimiz bu çağın aptallarıyız. Ama üzülmeyelim. Her çağ kendine yakışır düzeyde aptallıklar yaratıyor. Bize de milenyum düştü. Evet, akıl küstahtır. Yere göğe sığdıramaz ki varlığını.

   Kendi hakikatimizi bir başkasının ellerine de bırakmak istemiyorum. Bizler kırmızıçizgili aptallarız. Hatırladınız mı o beylik sözleri? “Bu benim kırmızıçizgim!”, “Bu, ülkemizin kırmızı çizgisidir!” “evlenmeden olmaz!””Ahlaksız!” “vatan haini!” Sanırım kibir ne kadar büyükse aptallık da o kadar derinleşiyor. Çünkü yaşadığız çağın içinde kendimizi devleştiriyoruz. Dünün, hatta bu günün bilgisinden dahi yoksunuz. Oysaki bilgi, insanı bilincin küstahlığından kurtarıp barışçıl yapmakla kalmaz, doğa efendinin evcil varlıklarına dönüştürür bizleri. Okudukça dünya küçülür derler ya da şimdi uydurdum bunu. Evrenin gerçekliğine vakıf oldukça sanıyorum ki kendi varlığımızın hiçliğini de fark etmeye başlayacağız.

Kendi çağıma ayak uydurmak ve onun ruhuyla düşünmek istemiyorum. Bu günün insanı çok değil, bir yüz yıl sonra aptal insanlar olarak anılacaklar. Gelecek geçmişten her zaman zekidir. Geçmişteki insanları anarken, onların bu gün sahip olduğumuz bilgiden mahrum olduklarını tekrarlayıp böbürleniyoruz. Bizim de birilerinin geçmişteki aptal ataları olacağımız günler gelecek. Bugün ki bilimin sahip olduğu bilgilerle 500 yıl öncesine giderseniz o çağın bilgini siz olurdunuz. Düşünün ki adamlar dünyanın yuvarlak olduğunu söyleyenlerin derisini yüzüyorlardı. Bilgiye tamamıyla hakim olamamak ne üzücü. Söylediğimiz ve savunduğumuz her söz ve inanç o kadar ilkel ki ben hiç bir çağa ait olmak istemiyorum.

   Şunu söylüyorum: “bizler geleceğin ilkel atalarıyız, geçmişin süper güçleri. Hangi çağda doğsak faydasız, hep geçmişe gömülüyor medeniyet.

   Doğanın en saf haline bir de işe aklınızı katmadan baksanıza. Yani keyfi yorumlamalardan bahsediyorum. Hiç birimiz hayvanca yaşamasını beceremedik. Hayvanlığın özünü bozmak daha cazip geldi çünkü. Sanki bir marifetmiş gibi kötülüğün simgesi haline getirdik onu. Böyle bir yozluğu aptal bir zihinden başka ne başarabilirdi ki zaten?

   Bir dizi ideolojinin kölelerinden başka neyiz? Ne zaman gökyüzüne baksam, ‘evrensel’ diye yorumladığımız kara kura düzenimizin acizliğini düşünmeden edememem. Biliyor musunuz en çok hangi hallerde aptalız? Trafikte bir noktadan başka bir noktaya yetişmeye çalışırken aptalız mesela. Seviştikten sonra bir sigara yakıp konuşmaya başladığımız anda aptalız. Önemli bir toplantı (!) sırasında takındığımız ciddi hallerimizle aptalız.

   Bir tek uyurken ve bir de dalıp gittiğimizde özümüze döneriz. Ya da hiç alakası olmayan bir zamanda kahkaha attığımızda… Delice tavırlar sergilediğimizde… Çocuklar da özlerine sahip canlılardır.

   Aptallık anayasasının falanca maddesine göre beterin beteriyiz bizler. Lakin kötünün iyisi olduğumuz da söylenebilir. Ama gelin görün ki kanserli hücrenin tek amacı, daha da ölümcülleşmek için gelişmektir. Bunda bir bilinç yasası olduğunu iddia etmiyorum. Yalnızca hayvanların edep yerlerinin görünmesinin cazip olmadığını bir yerlerden okuyana kadar bekleyin! İşte bu beterin beteridir. Ben şimdiden elimde değnek kaz kovalıyorum. Size de tavsiye ederim!

Günay AKTÜRK

 

Okumak İyidir:

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir