Hoşçakal

Sanki aynı havayı soluyoruz, neredesin ki?
Hiç duymadığım sesini işitir gibiyim.

Her an yanı başımdaydın değil mi?
Her an yakınımda bir yerlerde!
Ve hayalindi değil mi o gördüğüm gözler?

Meğer günlerdir sayıklayarak
yalnızlığa uyanırmışım kan ter içinde.
Yokluğunun acısından kaçıp
sana sığınmakmış tek amaç!
Ama nerden bilebilirdim ki, bülbül gül’ü
hiç göremezmiş gün doğumunda…

Nasıl bir sancıydın beynimin içinde anlayamadım.
Bir hastalık olsan biterdin elbet, elbet de bitecektin.
Ama tesiri büyük olurmuş ilk sancıların.

Seni mutlu görmeyi umuyorum yarınlarda.
Ama tekrar karşılaşmayı değil.
Eğer ki tekrar karşılaşmalar umulsaydı hayattan,
ne gereği vardı böyle vaktinden önce gitmelerin

Günay Aktürk

Posted by Günay Aktürk

Bütün noktalama işaretleri arasında en çok ünlemi severim ben. Boylu posludur o, babayiğittir. Hele ki topuklu giyerse boyu boyuma bile ulaşır. Üç noktayı üst üste koysan bir ünlem etmez. Eğer bir yerde "Gitme ha" çığlığı kopmuşsa, orada kesin ünlemin parmağı vardır. Tehlikelidir de. "Ee, yeter artık" da onun başının altından çıkar. Otoriterdir. "Çık dışarı, gel buraya, çabuk eve git" başlı başına onun icatlarıdır. Efkâr bastı mı, "eh" de, "ah" de yapıştır sonuna ünlemi. Virgül gibi yarım bırakmaz işini. Nokta gibi kestirip atmaz. Ne bok yediği belli değildir işin aslı. Ne alttan tiresi, ne üstten kesmesi vardır. Parantez gibi gizli saklısı da yoktur onun. Bakmayın çok sevdiğime onu. Çok sevilen her zaman yararlı değildir. Vay zavallı! Vah sersem!" Günay Aktürk

Website: http://www.gunayakturk.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir