Hikaye Nedir, Hangi Özelliklere Sahiptir?

HİKAYE NEDİR

 

 

 

 

 

   Hikâye”, Türk kültür tarihinde en azından bin yıllık geçmişe sahip giderek zenginleşen bir mânâ çemberi içinde, hem kelime hem de kavram olarak kullanılan “hikaye” sözcüğü Arapçadaki “hakave” kökünden gelmektedir.


   İngiliz edebiyatında “Story”, fransızcada “histoire” , Almancada “Geshichte” olarak kullanılan hikaye, Yaşanmış ya da yaşanabilecek şekilde tasarlanmış olayları kişilere bağlı olarak belli bir yer ve zaman içinde anlatan türdür.

 

 

ÖZELLİKLERİ

 

1 – Olay kişi yer ve zaman unsurlarından oluşur.
2- Olay ve kişiler gerçeğe uygundur.
3 – yaşanılan yer ve zaman bellidir.
4- Yer betimlemeleri ile kahramanların ruhsal ve kişisel özelliklerine yer verilir.
5 – Ele alınan bir olay ya da durum seri düğüm ve çözüm planına uygun işlenerek sonuçlandırılır.
6 – Açık yalın ve akıcı bir dil kullanılır.

 

 

YAPI UNSURLARI

 

 

1- OLAY: Hikâyede üzerinde söz söylenen yaşantı ya da durumdur
2) KİŞİLER: Olayın oluşmasında etkili olan ya da olayı yaşayan insanlardır.
3) YER: Olayın yaşandığı çevre veya mekândır.
4) ZAMAN: Olayın yaşandığı dönem, an mevsim ya da gündür.
5) DİL VE ANLATIM: Hikâyenin dili açık, akıcı ve günlük konuşma dilinden farklı olarak, etkili sözcük, deyim atasözü ve tamlamalarla zenginleştirilmiş güzel bir dil olmalıdır.

 

 

   Anlatım ise iki şekilde olur. Hikâye kahramanlarından birinin ağzından yapılan anlatım “hikâyede birinci kişili anlatım” ve olayları uzaktan gözlemleyen, üçüncü kişi ağzından yapılan anlatım; tarafsız bakış açısıyla yapılan anlatım, her şeyi bilen kişi ağzından yapılan anlatım “İlahi bakış açısıyla.“

 

 

HİKÂYEDE PLÂN

 

 

   Hikâyenin planı da diğer yazı türlerinde olduğu gibi üç bölümden oluşur; ancak bu bölümlerin adları farklıdır. Bunlar:

 

1) SERİM: Hikayenin giriş bölümüdür.Bu bölümde olayın geçtiği çevre , kişiler tanıtılarak ana olaya giriş yapılır.
2)DÜĞÜM: Hikayenin bütün yönleriyle anlatıldığı en geniş bölümdür.
3)ÇÖZÜM: Hikayenin sonuç bölümü olup merakın bir sonuca bağlanarak giderildiği bölümdür.

 

   Ancak bütün hikayelerde bu plân uygulanmaz , bazı öykülerde başlangıç ve sonuç bölümü yoktur. Bu bölümler okuyucu tarafından tamamlanır.

 

 

HİKAYE ÇEŞİTLERİ

 

 

    Hikâye, hayatın bütünü içinde fakat bir bölümü üzerine kurulmuş derinliği olan bir büyüteçtir. Bu büyüteç altında kimi zaman olay bir plan içinde , kişi, zaman, çevre bağlantısı içinde hikaye boyunca irdelenir. Kimi zaman da büyütecin altında incelenen olay değil, hayatın küçük bir kesiti, insan gerçeğinin kendisidir Bu da öykünün çeşitlerini oluşturur. Buna göre;

 

 

   1) OLAY ( KLASİK VAK’A ) HİKÂYESİ: Bir olayı ele alarak, serim, düğüm, çözüm plânıyla anlatıp bir sonuca bağlayan öykülerdir. Kahramanlar ve çevrenin tasvirine yer verilir Bir fikir verilmeye çalışılır; okuyucuda merak ve heyecan uyandırılır. Bu tür, Fransız yazar Guy de Maupassant ( Guy dö Mopasan) tarafından yaygınlaştırıldığı için “Maupassant Tarzı Hikâye” de denir.

 

   Bu tarzın bizdeki en önemli temsilcileri: Ömer Seyfettin, Refik Halit Karay, Hüseyin Rahmi Gürpınar ve Reşat Nuri Güntekin’dir..


   2) DURUM ( KESİT ) HİKÂYESİ:
Bir olayı değil günlük yaşamın her hangi bir kesitini ele alıp anlatan öykülerdir Serim, düğüm, çözüm planına uyulmaz Belli bir sonucu da yoktur. Merak ve heyecandan çok duygu ve hayallere yer verilir; fikre önem verilmez, kişiler kendi doğal ortamlarında hissettirilir. Olayların ve durumların akışı okuyucunun hayal gücüne bırakılır.


   Bu tarzın dünya edebiyatında ilk temsilcisi Rus yazar Anton Çehov olduğu için “Çehov Tarzı Hikâye” de denir.


   Bizdeki en güçlü temsilcileri : Sait Faik Abasıyanık, Memduh Şevket Esendal ve Tarık Buğra’dır.

Posted by Günay Aktürk

Bütün noktalama işaretleri arasında en çok ünlemi severim ben. Boylu posludur o, babayiğittir. Hele ki topuklu giyerse boyu boyuma bile ulaşır. Üç noktayı üst üste koysan bir ünlem etmez. Eğer bir yerde "Gitme ha" çığlığı kopmuşsa, orada kesin ünlemin parmağı vardır. Tehlikelidir de. "Ee, yeter artık" da onun başının altından çıkar. Otoriterdir. "Çık dışarı, gel buraya, çabuk eve git" başlı başına onun icatlarıdır. Efkâr bastı mı, "eh" de, "ah" de yapıştır sonuna ünlemi. Virgül gibi yarım bırakmaz işini. Nokta gibi kestirip atmaz. Ne bok yediği belli değildir işin aslı. Ne alttan tiresi, ne üstten kesmesi vardır. Parantez gibi gizli saklısı da yoktur onun. Bakmayın çok sevdiğime onu. Çok sevilen her zaman yararlı değildir. Vay zavallı! Vah sersem!" Günay Aktürk

Website: http://www.gunayakturk.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir