220 Defa Görüntülendi

Hakk İle Batıl

 

İşidli bir teröristin birkaç sene içinde en az dört yüz kadına tecavüz etmesi neyle açıklanır? Arapların Talkan ve Curcan katliamlarında Türk beyliklerine saldırırken amaçları da buydu: parayla ve kadınla ödüllendirilmek! Zaten yozlaşmış bir dinin çekiciliği de burada. Verdiğin huri ve sonsuz yaşam vaatlerini çek bakalım kaç kişi körü körüne cihat edecek! Şu hadisleri okuyan için iki seçenek var. Ya Muaviye döneminde dine kasten sokulmuş sahte hadis diye reddedip gördüğü her kadına ağzının salyalarını akıtmayı kesecek ya da dini liderinin peşinden gidip onun gibi yaşayacak. Peki, bu nelere yol açar?

İlkin dünya yaşamındaki esaslı amacın seks olduğu fikrini benimseyecek. Evet, cinsellik insan yaşamının önemli bir parçası ve insanı tamamlayan bir olgu lakin bu fikri telkin eden din olunca, cinsellik de ister istemez yaşamın öncelikli ilkeleri arasına giriyor. Din ve milliyetçilik insan içgüdüsüyle beslenir ve beynin en ilkel ve ilk önce gelişmiş parçası olan ‘sürüngen beyin’ tarafından idare edilir. Bu beyincik evrim süresince hemen hemen hiç gelişmemiştir. Kontrolü ele aldığında beynin diğer sistemlerini, mesela ‘düşünen beyin’ diye adlandırılan ‘korteks’i bile devre dışı bırakır. Onun hüküm sürdüğü bir bedende anlayışa yer yoktur. Arzu edilen her ne ise hemen o anda gerçekleştirilmelidir. Yani tecavüz, açlık ya da birilerini dövme gibi arzular. İşte Hitler gibi liderler de insanların bu sürüngen beyinlerine hitap ettiler.

Benim dinlere karşı yaptığım en büyük muhalefet, ‘kutsal’ diye övünülen kitapların, az önce bahsettiğim ilkel beynin telkinleriyle yazılmış olmaları. Bu dinlerin yaratıcısı dikkatle incelenirse, onun kıskançlık, öfke, mükafat ve nefret gibi tamamen insani duygulara sahip olduğu anlaşılır. Tanrısal değil, insani. Bir tanrıya yakışmayacak kadar da dünyevi. Dünyada bu gibi duyguları yok etmenin eşiğine gelmiş insanlar yaşadı. Oysaki hiçbir insan, onu yaratan ilahi gücün sahip olduğu bilgeliğini geçemez. Geçmemeli. Eğer geçiyorsa yanlış giden bir şeyler var demektir. Bu, tanrı var ya da yok meselesi değil lakin bize dayatılan fikirlerdeki çatlaklıklara işaret ediyor.

Günay Aktürk

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir