1.313 Defa Görüntülendi

Geceye Birkaç Söz

 

 

İnsanlar hep yanlış zamanlarda karşılaşırlar birbirleriyle. Birinin arayışı, ötekinin gönül yarasına denk gelir. Bu hep böyle olmuştur. Bir çift yaşlı gözün, “neden daha önce karşıma çıkmadın” diye bağırması, yaşamın özü haline gelmiştir. Bir akşam üstü bir kahveciden dışarı çıkarsın. Biraz daha kalmanda fayda vardır halbuki. Hava soğuktur. Kapının önünde durup sağa sola bakarsın. O hissi bilmem yaşadınız mı hiç. Başka zaman olsa, mesela keyifli bir gününde, havanın o griliğini hissetmezsin. Yaşam rengarenktir.

Oysa kokusuz bir soğuk vardır havada. Yüzün gülüyorsa mavi, yalnızsan siyahtır yaşamın rengi. Halbuki hava ya mavidir ya da siyah. Beyin ruh durumuna göre kimyasal üretir ve o ne üretiyorsa senin için yaşam tam olarak odur. Felsefenin, “aslında hiçbir şey yok” demesi gibi yani. İnsanlar yanlış zamanda karşılaşırlar hep. Bir de kimseyle karşılaşmamak var. Hiç kimseyle. Havanın daima gri olduğu bir dünyadır orası. Çığlığı hissedersin. Bazı çığlıklar ruh hastalığını getirir. Her yaşantı için çok daha kötü ihtimaller her zaman olasıdır. Bence bir insanın bir ömür boyu aradığı insanı bulamamasından daha kötü bir şey varsa, o da bulduğunu sanmasıdır.

Sizin kader dediğiniz şey, bir kez doğru zamanda doğru yerde ya da yanlış zamanda yanlış yerde bulunduktan sonra, devamında gelişen olaylar değil midir? İnsanın kaderinin kendi ellerinde olduğu felsefesinin izahatı.

Yalnız insanların şaşılacak derecede geleni gideni çok olur. Ama bu geliş gidişler onu boğar. İster ki kimse gelmesin. Lakin öyle zamanlar vardır ki birileri olsun ister yanında. Böyle zamanlarda bir kişi bile çalmaz kapısını. Bu olsa olsa kara mizahıdır yaşamın. İnsanlar hep yanlış zamanda karşılaşırlar birbirleriyle. Bir de hiç karşılaşmayanlar vardır…

 

Günay Aktürk

Bu yazının 1 Yorumu Var

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir