GALİLEO GALİLEİ KİMDİR | BİR BİLİM İNSANININ CESARETİ

İNKAR ET GALİLEO!

 

 

Galileo Galilei, bilim insanları
İnkar et Galileo!

 

 

“Bir ile bin arasındaki oran nedir? Bu konuda yaygın söz, bin kişinin bir adam etmediği yerde tek bir kişinin bin kişiye bedel olduğu şeklindedir.”


Galileo Galilei

 

 

 

   Galilei’nin yaşadığı dönem  (15 Şubat 1564 – 8 Ocak 1642 İtalya ) Avrupa’nın kilise gericiliğinin elinde daha da gerilere gittiği bir dönemdi. Evren hakkındaki genel kanı, dünyayı merkeze koyan bir anlayıştı. Yani, dünya yerinde duruyor ve geri kalan her şey onun etrafında dönüyor şeklindeki anlayış. Bunun tersini söylemek anlaşılacağı üzere kilise yasalarının hükmünü yitireceği anlamına geliyordu. O meşhur insanlık dışı Engizisyon mahkemeleri de bu yüzden doğdu. Yaratıcıyı reddetmek şöyle dursun, kilise çıkarlarını zedeleyecek en ufak bir söz bile o mahkemelerde vahşice öldürülmeye yeterdi. Mesela Galileo’nun o bilindik: “Ama Dünya dönüyor!” çıkarımı gibi. Bugün bu durum saçma gelebilir ama Orta Çağ karanlığının inancı, dünyanın düz olduğu ve yerküremizin evrenin merkezinde yer aldığı bilgisiydi. Kiliseyi yalanlamak demek, aynı zamanda onun çöküşünü de hazırlamak demekti.


   Tarihte sırf gerçekleri söyledikleri için kâh eziyet görmüş, kâh öldürülmüş nice bilim insanı var.  Mesela “Sayılar evreni yönetiyor” diyen filozof/matematikçi Pisagor ve öğrencileri diri diri yakılarak öldürülmüştür.


   İtalyan filozof ve gök bilimci Bruno, evrenin sonsuz ve eş dağılımlı olduğunu ve bu evrende dünyadan başka birçok gezegenin bulunduğunu ortaya koymuştur. Ancak bu görüşleri de Roma Katolik kilisesi ile ters düştüğü için Engizisyon mahkemesinde yargılanıp sapkın ilan edilmiştir. Ona, iddialarını reddetmesi ve suçlarını kabul etmesi durumunda kilise tarafından affedileceği söylense de Bruno, düşüncelerinden vazgeçmektense ölmeyi tercih etmiş, 8 yıl süren hapis hayatının ardından diri diri yakılarak idam edilmiştir.

 

 

İskenderiyeli Hypatia
İskenderiyeli Hypatia

 


   Sonra İskenderiyeli Hypatia! Dünyanın gördüğü en kaliteli insanlardan birisi. Belki de kadın olması durumu daha da önemli hale getiriyor. Doğayı mantık, matematik ve deney ile açıklamaya çalışarak dönemine ışık tutmaya çalışmıştır. Dönemin din adamı Cyril, “Kadın sessizliği ve uysallığı öğrenmelidir. Kadının ne ders vermesine ne de erkeğin üzerinde yetki sahibi olmasına izin vermeyeceğim. Suskun olacak ve sessiz kalacaktır. Çünkü önce Âdem, sonra Havva yaratılmıştır.” diyerek ölüm emrini vermiştir. Bu sözlerden kısa bir zaman sonra Hypatia, kalabalık bir grup tarafından sokaklarda sürünmüş, taşlanarak acımasızca öldürülmüş üzerine cansız bedeni ateşe verilmiştir.


   Sokrates, Roger Bacon, Ockham’lı William, Alan Turing, Aristoteles, Nicolaus Copernicus ve daha niceleri ya öldürülmüş, ya yıllarca hapislerde yatırılmıştır. Ulrike meinhof‘un bir zamanlar hapishanede söylediği “Üzgün olmaktansa öfkeli olmayı yeğlerim!” sözünün önemini anlayabiliyor musunuz?


   Tekrar Galileo’ya dönecek olursak, İncil’deki bazı kısımlar dünya merkezli evren teorisini destekliyordu. Bu yüzden güneş merkezli dünya anlayışını savunmak yasaklanmıştı. Papaya karşı gelmek mi? Papa, 1616’da Galileo’ya güneş merkezcilikten vazgeçme ve bu konuda hiçbir şey söyleyip yazmama emri verdi. Galileo on yıl boyunca tartışmalardan uzak durdu. Ancak 1623’te bu konuda kitap yazma projesini arkadaşı ve hayranı olan Kardinal Maffeo Barberini’nin teşviki ile yeniden canlandı. Galileo’nun kitabı, “İki Ana Dünya Sistemi Üzerine Diyalog” 1632’de basıldı. Güneş merkezcilik konusundaki çalışmaların yer aldığı bu kitap büyük yankı yaptı.


   Papa’nın sözlerini kitaptaki bir karakterin ağzından yazarak onu sinirlendirmişti. 8 Ocak 1642’de, 77 yaşındayken ateş ve kalp çarpıntısı nedeniyle hayatını kaybetti. Peki, ne oldu sonra? Bir zamanlar Galilei’yi yargılayan Kilise bugün dünyanın güneşin etrafında döndüğü gerçeğini kabul etmiş durumda. Tarihin trajedisi bu olsa gerek.


   Galileo Galilei “İki Büyük Dünya Sistemi Hakkında Diyalog” eserinde şunları söyler:


   “Bize duyularımızı, mantığımızı ve zekâmızı bağışlayan Tanrı’nın, bizim onları kullanmamızı kısıtlamak istediğine inanmayı reddediyorum. Doğal sorunları tartışırken, konuya dini yazıtlarla değil, deneyler ve kanıtlarla giriş yapmamız gerekir.


   Galileo’dan bir alıntı daha yapmak istiyorum. Bu satırları lütfen dikkatle okuyun.


   “Bildiğiniz üzere birkaç yıl önce göklerde çağımızdan önceki dönemlerde bilinmeyen birçok şeyi bulup ortaya çıkarttım. Bu buluşların yeniliği ve akademisyen filozofların edindikleri fizik kavramlarıyla genellikle çelişen sonuçları, küçümsenmeyecek sayıda profesörün bana karşı vaziyet almasına yol açtı. Bu profesörlerin çoğu kilise adamlarıdır. Doğayı ve ona ilişkin bilimsel yasaları ters yüz etmek için göğe bu cisimleri sanki ben kendi ellerimle yerleştirmişim gibi bana kızıyorlar. Gerçeklerin gün ışığına çıkarak birikim yaratmasının çeşitli sanat kollarındaki araştırmayı ve gelişmeyi kamçıladığını unutuyor gözüküyorlar.


   Son olarak bu konuyla alakalı Carl Sagan’ın Kozmoz kitabında şu satırlara denk geldim. Bir bilim insanının karanlığın karşısında nasıl bir tavır takınması gerektiğine dair önemli bir ayrıntıdır! Okuyun ve siz karar verin.


   “Dünyanın güneş çevresinde döndüğü görüşünü ortaya atma konusunda Galileo’nun ve Kepler’in gösterdikleri cesareti öteki düşünürlerin davranışlarında rastlayamıyoruz. Avrupa’nın düşünce bağnazlığının ortalığı kasıp kavurmadığı ülkelerde bile bu cesareti göremiyoruz. Örneğin 1634 yılında Hollanda’da yaşayan Descartes’ın bir mektubunda şu görüşlere yer verdiğine tanık oluyoruz:


   “Galileo’nun yerküremizin güneş çevresinde döndüğü yolundaki görüşünün kilise tarafından reddedildiğini biliyorsunuz. Kitabımda ele aldığım konular – bunların arasında yerkürenin devinimi de vardır- birbirine öylesine bağlıdır ki bunlardan birinin yanlışlığı ötekileri de silip süpürür. Her ne kadar bu görüşlerimin kesin ve doğru kanıtlı temeller üzerine oturtulduğunu biliyorsam da, kiliseye karşı gelmek istemem… “İyi yaşamak için göze batmadan yaşamak gerek!” sloganıma uygun olarak yaşamımı sürdürmek niyetindeyim!”

 

 

 

 

 

 

This article has 1 Comment

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir