Fırtına Kopanda

Çıraktım,
Ustanın şarap parası için
Çırpı bedenimi ateşe attım.


İşsiz kaldı babam
Hıncını dayakla çıkardı anamdan.


Bizden biri öldü ilaçsızlıktan,
Bir zengin piçi araba sürdü üstüme,
Giremedim ışıklı mağazalardan içeri
Bir kere bile.


Dayak yedim polisinizden,
Anama sövdü yalaka ustabaşı.
Taze bir gül gibiydi Ayşe,
para yüzünden vardı itin birine.
Parasızlıktan,
Çocuklarının yüzüne bakamadığından
İncecik yaşlar indi de çenesine
Mehmet astı kendini bir gece.


Kara geceler gibi ağırlaşıyor da milyonların yüreği
Burjuvaların suratını dağıtmaya yetmiyor
binlerin emeği.
Ama biz milim rüzgarın esmediği
günleri de biliriz.
Biliriz bir gök patlamasıyla yarılır da
kainatın yüzü
bir fırtına kaplar yeryüzünü.


Ahh
İntikam sesleriyle çınlıyor sokaklar
Ooy
O fırtına kopanda!
Bedenim o rüzgarın önüne
bir mermi gibi sekende,
siz aşağılık asalaklar
nereye kaçacaksınız o günde.


Milyonların nasırlaşmış yüreklerinden
insaf dileyeceksiniz de
patlayan kazan başında
haşlanmış derisiyle
kardeşimin cesedini göstereceğim
sizlere.
İnsaf diye inlediğinizde
Göçük altında gömdüğünüz
madencilerin seslerini dinleteceğim.


Bir daha insanlığın başına
bela olmayasınız diye
hepinizin kafasını taşlarla ezeceğim.
Bu kinimi aşırı bulanlara ise
tek söyleyeceğim;
“Ben bu kadar vahşi olmayı
siz burjuvalardan öğrendim.”

 

 

Bekir Kilerci

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir