76 Defa Görüntülendi

Eyüp Aktürk Kimdir?

 

 

   Eyüp Aktürk, 17 Şubat 1970 tarihinde Yozgat/Sorgun Bahadın Kasabasında dünyaya geldi. Kasabada Güveliğiller diye anılan sülaleden Ali ve Meymune Aktürk’ün ikinci çocuğudur. Üç kardeştirler. İlkokula Bahadın’da başlayıp 1980 yılında Berlin’e göç ederek eğitimine devam etmiş, ilköğretim ve liseyi tamamladıktan sonra, makine üzerine mesleki eğitim yapmıştır. Tu Berlin Üniversitesi Yüksek İnşaat Mühendisliği bölümünü tamamladı. İki yıl Mercedes firmasında çalıştıktan sonra işsizlik dünyasına kesin dönüş yaptı.

   Eyüp can, siyasal yaşamına küçük yaşlarda başlamış, ortaokulla birlikte kitaplarla kardeş olmuş, onlarla beraber büyümüş, gelişmiştir. Seksen dörtlü yıllarda henüz on dört yaşlardayken Yurt Severler Birliğiyle samimiyet geliştirmiş, aynı dönemde Tkp ile flört etmiştir. Seksen yedilere gelindiğinde TKPB (Türkiye Komünist Partisi Birlik) in Gençlik Örgütü Başkanlığı’nı yürütmüştür. Gelişen ırkçı ve faşist saldırılara karşı 89’larda Anti Faşist Gençlik Mücadelesi’nin örgütlenmesinde birebir rol oynayarak Anti Faşist Gençlik Wedding (Amsterdamm Str.) başkanlığını yürütmüştür.

   Doksanlı yıllarda fikir dünyasına akın eden Dostoyevski, Tolstoy, Nietzsche, Bakunin gibi eylemciler ona daha radikal bir dünyanın kapılarını açar. Onun için artık eylem zamanıdır. Özgürlüğün anlamı eylemde biçimlenir. Berlin’de Türkiyeli Anarşistlerle tanışma ve ardından dünya özgürlüğünü kucaklamak için beynelmilel eylemlerin gerçekleşmesinde öncülük zamanları başlamıştır. 1992 yılında Anarşist fikirlerle perçinlenen ÜTOPYA adlı dergiyi dostlarıyla birlikte çıkartır. Bu zaman içinde Edebiyat ve Felsefe söyleşilerine katılır, düşün dünyasını geliştirmeye devam eder. Musikiyi göz ardı etmemiş, Ney muhabbetlerine katılarak Türkiyeli Budist ve Anarşistlerle birlikte ruhunu mest eylemiştir.

   93’lü yılların başlarında Berlin Bağımsız Alevi Gençliği’nin kuruluşunda yer alır. Burada Felsefe üzerine söyleşiler düzenler. Alevi örgütlerinde konuşmacı olarak panellere katılır. Bu dönemde oğlunun annesi Fatma ile tanışır ve uzun süre bu birlikteliği devam ettirir. 94 yılında Berlin Alevi cemiyeti’nin kuruluşunda yer alır. 2000’li yıllarda Gah (Genç Aleviler Harekatı) nın kuruluşunda yer alır. Bu harekât içinde hayatının sonuna kadar bilfiil çalışmıştır.

   97 yılında arkadaşı Fatma’dan İsa Dara adında oğlu dünyaya gelir. Eşiyle birlikte resmi evlilikten uzak durmayı seçer. Çocuklarını beraber büyütürler. O dönemde Eyüp’e sorulan musahiplikle ilgili bir soruya şöyle cevap vermiştir: “Benim musahibim oğlum İsa Dara’dır.) Bu durum birçoklarına her ne kadar yanlış gelse de, anlıyoruz ki Eyüp can yine aykırı bir tavırla kâmilliğini ve de dervişliğini göstermiştir.

   Eyüp can 13.01.2006 yılında hayatını kaybedinceye kadar felsefe, şiir, edebiyatla uğraşmaya devam etmiştir. Dervişane bir hayatı benimseyerek evine ne bir televizyon, eline ne bir telefon aldı. Uzamış sakalı, boynuna dökülen saçlarının perçemiyle hayatını kimseye itaat etmeden sürdürmüş, şiiri, düşünceyi, aklı kendine kılavuz edinmiş, para ve dünya nimetlerine asla meyletmemiştir. Hayatını kaybetmeden önce, sanki ölümünü sezer gibi dost sohbetlerinde vasiyetlerden bulunmuştur. Bunlardan en önemlisi, kesinlikle dini bir törenle toprağa verilmeyi reddetmesi, tamamen Alevi ritüellerine göre duazı imamlarla saz eşliğinde defnedilmek istemesidir. Tanınmış sanatçılarımızdan Emre Saltuk, Erdal Kaya, Cano İsmail gibi sanatçılara hiçbir beklentisi olmadan şiirlerini vererek besteletmiş, söyletmiştir.

   Hayatının son dönemlerinde üzerinde çalıştığı Alevilikle ilgili kitabını çıkaramadan hakk’a kavuşan Eyüp can’ımızın ardından, kalanları toplayıp bir kitap haline gelmesinde emeği geçen tüm dostlara teşekkür ederiz.

 

Hasan Hüseyin Eser
Hüseyin Dirican

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir