Erkeklerin Hoşlanma Belirtileri

 

   Erkeklerin hoşlanma belirtileri dişisine kur yapan bir güvercinde rahatlıkla gözlemlenebilir. Hoşlanan erkek nasıl davranır diye soruyorsanız, çevresinde pervane olur mesela. Tabii ki hoşlanma da kademe kademe. Duygular ne kadar yoğunsa bakışlar o kadar ürkektir. Aslında kadın bunu anlar. Kadınların bu konuda erkeklerden daha deneyimli olduklarını düşünüyorum. Cephaneliğe sızmaya çalışan düşmanın ayak tıkırtılarını işitebilen usta bir nöbetçiye benzer kadınlar. Erkek çoğu kez birbirine karıştırır bu sesleri.


   Rakiplerinden bir adım önde olmak için bir takım özelliklerini ön plana çıkartma gayretindedir erkekler. Mesela güçlü kaslar, meslek, servet ya da toplumsal statü gibi. Gerçi bunları bütün kadınlara karşı kullanmak erkeğin huyudur fakat özellikle bazı kadınlara ustaca sergiler bunları. Sahip olduğu bunca şeye rağmen hala yalnız bir adam olduğunu söylemesi gibi. Sergilediği özellikleri fazlaca abartmaması dikkate değer bir ayrıntıdır.


   Şimdi hoşlanmanın bir adım ötesine geçip artık sevmeye başlamış olduğunu düşünelim.  Peki, hoşlanmak ile sevmek ayrı şeyler midir? En nihayetinde hoşlandığımız şeyleri sevebilir, sevdiğimiz şeylerden de pekâlâ hoşlanabiliriz. Fakat insan sevince zamanla saygı duymaya başlar. Zaman ayırır ve en önemlisi de emek verir. Zaten buraya kadar gelebilmek bile büyük bir başarıdır. Artık eskisi gibi değil hiçbir şey. Ruhlarımız istilacı barbarlara dönüşmüş durumda. Hemen olsun bitsin istiyoruz.


   “Karşı cinsi soymadan sevin. Belki vitamini kabuğundadır.” demiş adam. Asıl bunları konuşmalıyız biz. Çünkü artık sorularımız da değişti. Eskiden, hoşlanan erkek ne yapar diye soruyorduk, şimdi ise erkekler kadınların neresine dokunmak ister diye sorar olduk. Ben hayattan kısaca bir şey öğrendim ki vitamini belki de kokusundadır diyorum artık. Bir de koklamayı deneseniz ya. Esansından arındırılmış haliyle yani. Sahip olduğu bütün o ıvır zıvırları çıkartıp atın üstünden. Önce suya sokun mesela. Suyun altında nefes alabiliyor mu bakın! İç çatışmalarını gözlemleyin. Sonra birden bire batırın gemiyi. Sarıldığı filikaya odaklanın. Sizinkini andırıyor mu yoksa civarda yabancı bir gemi daha mı var?


   Belki de gözlerindedir vitamini. Bakışları cam gibi donuk mu yoksa okyanus derinliği mi var? Kendi bakışlarımıza o kadar odaklamışız ki muhatabımızın gözlerinde sürüklenen küçücük bir tekneyi bile fark edemiyoruz.


   Ya da hepsini boş verin gitsin. Hiçbir şey talep etmeyin. Sevmek ile sevilmek arasında bir fark var. Sevmek iyidir. Ama yine de bir talep barındırır içinde. Bizi beslediği için onu kontrol edebilmek de elimizde değildir. Bu yüzden kaybetmek korku vericidir. Ama sevilmek daha kıymetli bir olay. Derler ki sevildiğinden asla emin olamazsın. Neden emin olman gerekir? Sevgini emin olduğun müddetçe canlı tutmak gayretinde misin? Bu bir alışveriş değil. Eğer seviliyorsan, sen de onu sevmek zorundasın. Seni seven birine nefret hissi beslemek daha zordur.


   Demek ki hoşlanma belirtileri tek başına hiçbir anlam ifade etmiyormuş. Bilinç düzeyinin bu kadar düşük olduğu coğrafyalarda kişilikli insan bulmak en zoru. Yeri gelmişken şu aforizmamı da hizmetinize sunayım diyorum: “Bu ülkede adam gibi adam bulmak, kadın gibi kadın bulmaktan daha zordur.” Belki bir yerlerde yorgun bir insanla karşılaşırsınız, arayın bakalım. Kadını ya da erkeği değil aslında, insanı arayın!

 


Günay Aktürk

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir