1.195 Defa Görüntülendi

En/Gerekli Olan

 

Ne olmalı biliyor musun Roza? İç sesini duyabileceğin biri olmalı hayatında. Duvara dayanmış bir bardak olmalı hislerin: en gizli yakarışlarını bile hissedebilmelisin onun.

Kimsenin kendisini anlamadığından şikayetçi herkes. Anlaşılmadan önce anlamak gerek oysa. Kendimiz dışında en çok kiminle vakit geçirdik son zamanlarda?

O her döndüğünde onu limanda bekleyen kişi olmak, dalıp gittiği yerleri işgal etmekten çok daha değerlidir! İnsan esaslı seçimini yorulduğu yeri terk ettiğinde değil, yorgunluğu geçip de tekrar o yere ayak bastığında verir. Her nereye bırakmışsa onu orada bulamaz ama o yerde karşısına mutlaka bir yabancı çıkar.

Herkes aynı anda hem yolcudur hem durak. Ama herkes yalnızca yürürken duranı, dururken de yürüyeni fark eder.

Yüreğine dokunacak sıcak bir el aramakta insanlar Roza. Fakat nerde yüreğiyle övünen biri varsa, tam da bileğinden kesiktir elleri. Isıtmakta beceriksizdir yanaklarını okşayan elleri. Gözler ilkin beğenilmek arzusuyla açılır ya, zamanla kendini hiç de borçlu hissetmeden kapanıverir.

Kullanılmayan organlar gün gelir körelir. Bir gün hepten yitirecek işlevini kulaklarımız. Bir de ne istediğini bilmeyen insanlar vardır. Onlar mı? Onlar sizin hangi yöne gideceğinizi sizden iyi bilirler!

Bu ölümlü diyarında bize ölümsüzlüğü aratan sebep ne ola ki? Yıkıcı bir kasırgaya dayanabilmenin tek koşulu ona alışmakken, bir yandan kollarımızı açıp bir yandan da gözlerimizi kapatmak avanaklık değil midir? Arzular da medeniyetler gibi bir yıkılıp bir yükselirler. Hal böyleyken gitgide değişen ve kabaran yeni beklentilerin yanında verilen sözlerin değeri nedir ki?

Bir burun, bir dudak, bir çift de göz… Güzellik dediğin, hoş bir görüntünün ruhumuzla uyumlu yerleşkesinden başka nedir? Güzellik denilen o soylu şehir de ihtiraslarımızın boyutuyla ölçülmüyor mu? Ve öyle ironiktir ki güzellik de her zaman “sahipli” diye tanımlar kendini!

Bazen kaybolur insan. Aslında kaybolmaz da, aradığını zanneder. En kötüsü de lanet okuyacak kadar kirlenmektir: “şimdi bir yılan türüdür o en/gerekli olan” demektir. Oysa bilmez ki her mutlu başlangıç akıbetiyle birlikte çıkar yola.

Günay Aktürk

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir