Dalga

 

 


   Az önce biz iki devrimci yaklaştık seninle sahile. Sen dalgaların hırçınlığına öfkelenip bir bildiri hazırladın damla yığınları için. Bekledin bir süre. Her şey yolunda göründüğü derecede çıkmıştı çığırından.


   Kılıç balığının narası duyuldu önce. Ardından bilcümle balık takımı, üç saniyeden fazla hatırlamaya başladı! Malum oldu… Sonra karaya vurmaya başladı birer birer köpek balıkları. Derken ağzı mantarlı eski bir şişe bulduk… Deniz’den geliyordu: “Pusulanızı kaybetmiş olabilirsiniz. Ama kuzeyi görebiliyorsunuz artık!”


   Derken kapı çaldı, babam girdi içeriye. Elinde Berkin’in kayıp ekmeği… Ben babama anlatmadım az önce olanları ya, o da renk vermedi o kadar… Ve sen ve öteki ve bilcümle insanlık kapattınız gece yarısı lambalarınızı. Velhasıl beklemeye koyulduk denizden gelecek şişeyi. Kör değildik, hele ki sağır hiç! Marx vergisiydi belki de. Hissedebiliyorduk yaklaşan dalgayı!

 

 

Günay Aktürk

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir