Çilek Ve Hain Korkuluk

 

 

Belalı bir karar: Çilek Yetiştiriciliği!

 

 

   Bizimkiler kasabada (Yozgat Sorgun) çilek yetiştiriciliği işinde bayağı çığır açmışlar. Çilek tohumunu toprağın bağrına emanet ettikten sonra: “Bu bahçeye anlı şanlı bir korkuluk gerek!” demişler. Daha sonra: “Acaba alüminyum korkuluk mu yapsak!” diyerek kafalarını kaşımış: “Aslında paslanmaz korkuluk olsa iyi olur.” demişler. En büyük tasaları ise kargaların yemi yutup yutmayacağı. Ne de olsa kurnaz hayvanlar. Sözün kısası ortaya böyle fistanlı bürüklü tuhaf bir şey çıkmış.  


   Ertesi gün sabah kahvaltısında pencereden bakan babam bir de ne görsün! Kargalar korkuluğun çevresinde toplanmış, çilek harekâtı için konsey toplantısı yapıyorlar. Babam durumu kavramakta gecikmemiş. Bir süre düşündükten sonra aile efradını toplayıp şu açıklamayı yapmış: “Korktuğumuz başımıza geldi. Kargalar bu şirin korkuluğu kendi zekâlarına karşı yapılan bir hakaret olarak algıladılar. Bana öyle geliyor ki pek de uzak olmayan bir gelecekte kendimizi şiddetli bir çatışmanın tam ortasında bulacağız.

 

 

KARA GÜNLER YAKLAŞIYOR



   İlerleyen günlerde, o bölgede görmeye pek de alışık olmadığımız kuzgunlar görülmeye başlamıştır. Görgü tanıklarının anlattıklarına göre, her sabah imamın 140 desibellik ezanından sonra çilek bahçesini uzaktan gözetliyor, ertesi güne kadar da ortalıkta görünmüyorlardı. Bu olayın bir süreliğine halkta korku ve paniğe yol açtığını itiraf etmek zorundayız. 

   İlk konsey toplantısından yaklaşık bir ay kadar sonra kuzeyden bir kuzgun gelir. Çiftliğin tepesini üç kez turladıktan sonra pençesindeki mektubu korkuluğun ayaklarının dibine tam isabet bırakarak tekrar geldiği yöne doğru uçuşa geçip gözden kaybolur. Mektupta şunlar yazılıdır:


   “Bizler kuzeydeki kuzgun imparatorluğunun zeki şirin ve hırsız savaşçılarıyız. Bölgenizde ikamet etmekte olan Alaca Karga devleti ile aramızda yaklaşık üç yüz yıllık bir husumet vardır. Bu husumet, on beş nesil önce yaşamış olan dedelerimiz ile bölgenizde konumlanmış olan Alaca Karga devleti arasında vuku bulmuştur. Bu devlet bir sabah meşe palamudu cephanemize zeki, şirin, hırsız ve hain bir saldırı düzenleyerek imparatorluğumuzu tam tamına beş kış boyunca sefil bir kıtlığa mahkum etmiştir.


   Geçen hafta onlardan bir elçi gelmiş ve çilek bahçenizdeki şirin ucubenin icabına bakmamız karşılığında her ay imparatorluğumuza yetecek miktarda meşe palamudu gönderecek ve bu anlaşmayla beraber üç yüz yıllık husumet de sona erecektir.


   Bu sebepten ötürü… Aşağıdaki maddeler bizim koyduğumuz, sizin de uymanız gereken kurallardır.

 


EN YÜCESİNDEN YEDİ MADDE

 

   1- Eğer bütün maddelere uymazsanız, geçen hafta çöp bidonunuza karşı düzenlediğimiz saldırılar daha da şiddetlenip çekilmez bir hâl alacaktır.

   2- Kendini korkuluk sanan o sevimli ucubeyi oradan kaldırıp yerine bir insan anıtı dikecek ve çilek bahçesini utanç müzesine çevireceksiniz.

   3- Sizin Ağ Toprak, bizim ise “İyi huylu, karga dostu Dursun Efendinin tarlası” olarak adlandırdığımız tarlanın size ait olduğunu keşfetmiş bulunmaktayız. O tarlaya her sene düzenli olarak mısır ekecek ve hasada dokunmayacaksınız.

   4- Kilosunu yirmi liraya satmış olduğunuz o beyhude pekmez işinden vazgeçip o üzümlerden şarap vuracaksınız.

   5- Evin reisi olarak algılamış olduğumuz İsmail Aktürk’ün artık imamdan önce kalkarak boyuna sağı solu kazmasını yasaklıyoruz. Bunun yerine kendisini, civardaki karga dostlarımız için belirleyeceğimiz yerlere sekiz on koşam su koymakla görevlendiriyoruz.

   6- Siz oralarda keyif çatarken Ankara’larda ser sefil bir hayat yaşayan oğlunuz Günay’a civar köylerden bir kız bakacak, en geç önümüzdeki yaz baş göz edeceksiniz. Çünkü yazar olduğunu öğrendiğimiz bu şahsı, kadim karga imparatorluğunun kutlu tarihini yazmakla görevlendiriyoruz. Andolsun ki o, bizim tarafımızdan seçilmiş kişidir.

   7- Uyarılarımıza uymamanız halinde ilk iş olarak belediye başkanınız Yurtseven Bozdemir’i Kuzgun imparatorluğumuza kaçıracak ve yerine ihtiyar heyetimizden bir kayyum atanacaktır.


Dinleyin! Dinleyin!
Yaşasın Kuzgun İmparatorluğu

 

 

   Şimdilik yurttan haberler bu kadar. Korkuluğun başına ne geldi, çilek yetiştiriciliğe hala devam ediyorlar mı bilmiyoruz. Yeni havadisler geldikçe paylaşım yapmaya devam edeceğiz. Saygılar vs vs

 

 

Günay Aktürk

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir