Sanrılar ve Yüzleşme – Kitap Önerisi

16 Haziran 2019

Sanrılı Bir Kitap Önerisi – Günay Aktürk “Sanrılar”     Yüzleşme       Aslında kitabın adını “yüzleşme” koysam daha isabetli olurdu. Gerçi sanrılar da on ikiden vurdu ya… Her ne kadar öyle görünse de bu bir aşk romanı değil. Olay örgüsü başka türlü de gelişebilirdi. Sıklıkla kitap önerisi yaptığımız halde bir kitabın nasıl okunması gerektiğini bilmiyoruz. Bakın bu çıkarımda son derece ciddiyim.    Her kitabın bir ana teması vardır ve…

Read More >>

Yıkım

24 Şubat 2019

        Mevsim kış. Sefaletin, cehaletin ve yabanıllığın hüküm sürdüğü sıradan ve ilkel bir akşam vakti… Küçük bir çocuğun bir köşede kendi halinde misket yuvarlaması gibi ağır ağır yanmakta soba. Üstünde güğüm, içinde su, o da kendi halinde fokurdamakta. Yükselen buğunun altında ıslık çalar gibi ninni tonunda bir ses duyulmakta. Evin yaşlı ninesi her zaman ki köşesinde, adına “rezil uyku” dedikleri doyumsuz bir horultunun kucağında uyuklamakta… Bastonlu dede köy…

Read More >>

Ölüler Konuştuğunda

5 Şubat 2019

            İki arkadaş Samsun da iki bin onun yirmi mayıs öğleni az düzgün çok tezekli bir yoldan ağır ağır yürümeye başladılar. Birinin adı Osman’dı. Yaşı nereden baksan kırkı bulmuştu. Tam bir vatanseverdi. Takvimler ne zaman özel bir günü gösterse Bandırma Vapurundan girer Samsun’dan çıkar, anlatır da anlatırdı. Dinleyenler o sözleri bir yerlerde okusalar, o’nun Samsun’a Atatürk ile beraber çıktığını düşünürlerdi. Atatürkçüydü. Nutuk’u hiç okumamıştı. Anıtkabir’e de gitmemiş…

Read More >>

“Sanrılar”Kısa Romanımız Çıktı

19 Aralık 2018

KİTAP ÖNERİSİ | SANRILAR – GÜNAY AKTÜRK    “Sanrı” kelimesinin ruhbilimindeki karşılığı şöyledir: “Uyanık bir kişinin, kendi dışında var sandığı ancak gerçekte olmayan olguları algılaması, yaşaması, varsanı, birsam, halüsinasyon” Ne diyordu Attila İlhan: “Olmaz, gerçek olamaz bu yaşadığımız, ya sanrı ya sanrıya çok yakın bir şey.”    Kapaktaki siyah olan surat da içimizdeki “ben.” Yani küçük sanrı. Dışarıya çıkıp kendince terör estirebilmek için bazı ihtiyaçlarımızı cicili bicili renklere boyayıp bizlere…

Read More >>

İç Savaş

25 Mayıs 2018

      İç savaş tüm ülkeyi kasıp kavuruyordu. İnsanlar; sağcı, solcu, Alevi, Sünni diye ayrıştırılmış, her mahallede bir barikat, her barikatta yüzlerce genç kurşun sıkmaktaydı birbirlerine. Kimi şehirlerde soykırıma varan katliamlar yapılıyor, yaşlarına ve de cinsiyetlerine bakılmaksızın bin bir yollu işkencelerle öldürülüyordu insanlar. Ölümün belli bir adresi yoktu. Bazen güpegündüz sokak ortasından, bazen de işkence hanelerinden yükseliyordu çığlıklar. Sanki gizli bir el durdurulması imkânsız bir hızla öfke ve kinin hâkim…

Read More >>

Bir Mezarlık Anısı

25 Mart 2018

         Nereden baksan iki yüz elli binin üzerinde mezar barındıran Karşıyaka Mezarlığı bir mermer ormanını andırıyor. Koca bir şehir, ikici Ankara. Bir köy mezarlığı olsa, göreceğin tek kalabalığa doğru yürürdün. Vay anam vay! Ucu bucağı yok ki Karşıyaka’nın. Ne yöne gideceksin? Bir ucu yaşadığım bu rezil cennet, bir ucu kim bilir hangi cehennem! Tabutta olsan koca bir kalabalıkla giderdin ama şimdi ille de ille bir pusula!   …

Read More >>

Kendini Arayan Adam

23 Mart 2018

     Kendini arayan adam, sonunda bir çöplükte buldu onu. Onu orada bulacağını nereden bildiğini sormayın. Bilmiyordu. Bütün bir şehri dolaşan ve çıkarttığı gürültüyle kedisinden köpeğine, ağacından otuna kadar tüm yaşamı huzursuz eden bir çöp kamyonu tarafından atılmıştı oraya. Bir belediye kamyonuydu bu. Farkında olmadan hizmet götürürdü böylelerine.    Gözlerini açıp kendine geldiğinde kokudan burnunun direği kırıldı. Ne büyük bir çöp yığınıydı böyle! Üstüne üstlük bir şehrin bu kadar temiz…

Read More >>

RESSAMIN TABLOSU

18 Kasım 2017

  KÖRMÜZ’ÜN İŞTAR’I        Yetenekli bir ressamdı adam. Yüzlerce tablo, sayısız ödül sahibiydi. Birazcık abartılı da olsa her yerde övgüyle bahsediliyordu. Hatta o kadar övülüyordu ki onun, Leonardo da vinci‘nin ruhunu taşıdığına inananlar bile vardı!    Gelin görün ki gerçekte kimdi bu ressam; adı nedir, nerede yaşar, yüzü neye benzer bilen yoktu. Kimliğini saklamayı seçmişti kendince. Bu yüzden hayranları ona hayalet anlamına gelen “Körmüz” ismini taktı. Bu nedenledir…

Read More >>

Kurt Hikayesi

29 Ekim 2017

   Çok çetin geçiyordu kış. Kar o sene o kadar çok yağmıştı ki, tüm kasaba bütün bir kış boyunca dışarı adımını atamamıştı. “Adeta bembeyaz bir kara kış” diye söylendi İsmail. Beyazın kara ile kurduğu ahenge şaşırmıştı. Kötülükler güzelliklere musallat mıydı her zaman? Bu düşüncesinden ötürü huzursuzluk hissine kapıldı. Kalkıp, bir alev topu gibi yanmakta olan sobaya doğru yürüdü. Mutfaktan aldığı ince belli bardağa çayını doldururken, dışarıdan gelen rüzgâra kulak kesti….

Read More >>

Ateş Ve Sanat

25 Ekim 2017

   Adı her neyse işte… Bilmem nerede doğup büyümüş. Güneyli ya da kuzeyli, dünyanın içinde kayıp bir beden… Ateşli sıvılara merak salmış! Yakmış. Yakacak. Ama yanmamış kıvılcımında onun, yananların onda biri kadar… Bir tek sudan nefret etmiş: suyun bilgeliğinden… Korkmuş boğulmaktan. Korkmuş kaybolmaktan. Ama korkmamış boğmaktan ve de yakmaktan. Belli ki okumuş iki satırını üç beş kelamın! Ama okuduklarından pek bir şey anlamamış. Eline aldığı her kitabı (mutlak dokunmuştur onlardan…

Read More >>

İNANÇLA GELEN KORKU | ASLANLI HEYKEL

İnançla Gelen Korku, Aslanlı Heykel, günay aktürk
25 Temmuz 2017

  İNSANOĞLUNUN İNANÇ İLE SINAVI     Birbiri üstüne istiflenmiş soru işaretlerinden artık bıkkınlık gelmişti Erdal’a. Her gün bu parka gelir, saatlerce düşünürdü. İnsanların gözlerine bakınca, o küçücük ışıltıdaki inancı görüyordu. İnanmış olma halinin insana mutluluk veren bir yanı olduğu doğruydu ya, kendisi neden onlar kadar mutlu değildi? Sanki ruhlarını çepeçevre saran her türlü boşluktan arınmış, sanki her şey yolunda ve her cevap anlaşılmıştı! Bu kadarla kalsa iyiydi. O ışıldayan inancın…

Read More >>

YAŞANMIŞ GERÇEK BİR AŞK HİKÂYESİ

21 Temmuz 2017

ZEYNEBİN GÜNCESİ    Sana bir aşk hikâyesi anlatayım mı çocuğum? Ama şu bildiğin bir gecelik aşklardan değil. Hele ki güçlü arzuların beslediği aşklardan hiç değil. İnsanı delirten ama gerçekten delirten ve bir ömür bununla yaşamaya mahkûm kalan bir kadının aşkını dinlemek ister misin? Anlatacaklarımda en ufak bir yalan, kurgu yok. Hani hayal etsek, acaba, desek böylesi bir aşk yaratamayız çocuğum. Bu öykü, yaşanmış gerçek bir aşk hikâyesidir. ***    On…

Read More >>

HOŞÇAKAL BU SON MEKTUP

12 Temmuz 2017

     KÖPECİK UYUYOR      O uyurken ne yapıp edip bir şeyler yazmalı. Belki yenice görünecek son bir mektup daha. Ona… Postalamasam da olur. Mühim olan yazılması. Ama yazı masasına oturmak gelmiyor içimden. Çünkü bunu yapınca ille de ille ciddi bir şeyler koyasım geliyor ortaya. Oysa belki de sırf karalayıp atmak yeterli olacaktır. Bu yüzden bu satırları balkonun demirlerine oturmuş bir halde yazıyorum. Yani ciddiye almaz görünerek. İçimden hoşçakal…

Read More >>