Beynim bir Sürüngen!

9 Ekim 2017

  Evrenin bir parçası olduğumuz dışında hiçbir şeyde ne kalıcılık, ne kutsalık ne de gerçeklik var. Bizzat sevginin varlığı bile beynin salgıladığı kimyasaldan fazlası değil. Hepimiz yıldız tozuyuz. Atom yığını… Bu atomlar bizi bu gezegende birleştirerek ‘insan’ formunda bir bedene soktu. Evrim var evet. Lakin evrim, kainatin bu gezegendeki eli yavaş, tembel bir çömlek işçisi. Bizi sürekli en ideal kalıba sokmaya çalışıyor. Tabii eğer biz de uslu durur ve uyum…

Read More >>

Kırmızı Çizgili Aptallık

29 Ağustos 2017

       Hepimiz bu çağın aptallarıyız. Ama üzülmeyelim. Her çağ kendine yakışır düzeyde aptallıklar yaratıyor. Bize de milenyum düştü. Evet, akıl küstahtır. Yere göğe sığdıramaz ki varlığını.    Kendi hakikatimizi bir başkasının ellerine de bırakmak istemiyorum. Bizler kırmızıçizgili aptallarız. Hatırladınız mı o beylik sözleri? “Bu benim kırmızıçizgim!”, “Bu, ülkemizin kırmızı çizgisidir!” “evlenmeden olmaz!””Ahlaksız!” “vatan haini!” Sanırım kibir ne kadar büyükse aptallık da o kadar derinleşiyor. Çünkü yaşadığız çağın içinde…

Read More >>

Aşk Tanımlaması

18 Ağustos 2017

     İyi bildiğimi zannederdim aşkı. Köpek gibi sevmek değil, köpekleşmek gibiydi oysa bu! Mutluydum; ama iyi gitmiyordu aslında işler. Acı çektiğim halde kopmak istemediğim şey gerçekte neydi? Ne olacaktı acaba sürekli yüzünü görünce? Onu öpmekte özgür olsam, dudaklarını seçmemekle pişman olur muydum? Özlüyordum onu evet? En çok da neyini özlüyordum? Güzel bedeni vardı. Dokunmak ister miydim ona? En çok da neresine? Gerçek miydi bu duygular? Hayvani olmadığını kabullenebilir miydim?…

Read More >>

Anneannemin Anısına

29 Temmuz 2017

  8 Kasım 2016 / Ankara      “Bugün, bir kadının davul zurnayla çıktığı eve yas ve matem havasıyla girmesinin ne anlama geldiğini gördüm. Mezara indirilen bir ölünün, insanda yaratabileceği en derin duyguları gördüm. Akşam olup da taziyecilerin evlerine çekildiğinde gecenin sessizliğini ve o sessizlikte insanın neler düşünebileceğini gördüm. Toprağın altında uyuyan bir bedenin hiç de tek başına uyumadığını gördüm ilk defa. Kırkını aşmış kız çocukları gördüm; hala eksik, hala…

Read More >>

Babadan oğula bir bakış, bir yaşam, bir şiir analizi :))

25 Temmuz 2017

   Parmak hesabı bir sevdaydı benim için dörtlükler. İlk deneyim. İlk kafiye. Çocukluktan kalma… Yedi ya da sekiz heceli olması zorunluydu sanki: Gü-nay-ım-gör-ki-e-zel-de-ah-tım-kal-dı-çok-gü-zel-de… Babama özenmiş olmalıydım. Çocukluğumun bazı gecelerinde yanan beyaz bir lambanın ışığını hatırlıyorum: uykulu bakışlarımın ötesinde bulanık ve puslu bir siluet yazı yazardı boyuna. Babam. Görüntü iyice netleştiğinde ağzı yarı yarıya açık ve bir elinde kâğıt bir elinde kalem, derin bir düşünceye dalmış görürdüm onu. Hangi sözcüktü acaba…

Read More >>

Aslanlı Heykel

25 Temmuz 2017

   İnanç konusunda yüzlerce soru vardı kafasında Erdal’ın. Her gün bu parka gelir, saatlerce düşünürdü. İnsanların gözlerine bakınca, o küçücük ışıltıdaki inancı görüyordu. İnancın insana mutluluk veren bir yanı olduğu doğruydu ya,  ya kendisi neden onlar gibi mutlu değildi? Sanki ruhlarını çepeçevre saran her türlü boşluktan arınmış, sanki her şey yolunda ve her cevap anlaşılmıştı! Bu kadarla kalsa iyiydi hani. O ışıldayan inancın içinde bir de korkuyu görüyordu. Ama bu…

Read More >>

Zeynebin Güncesi

21 Temmuz 2017

Sana bir aşk hikâyesi anlatayım mı çocuğum? Ama şu bildiğin bir gecelik aşklardan değil. Hele ki güçlü arzuların beslediği aşklardan hiç değil. İnsanı delirten ama gerçekten delirten ve bir ömür bununla yaşamaya mahkûm kalan bir kadının aşkını dinlemek ister misin? Anlatacaklarımda en ufak bir yalan, kurgu yok. Hani hayal etsek, acaba, desek böylesi bir aşk yaratamayız çocuğum. On dört yaşındaydı Zeynep. Henüz üç aylık bir bebekken annesi Dobey, evi terk…

Read More >>

Yalancı Darbe

15 Temmuz 2017

    Çocukluğumdan Bu Güne Caanım Ülkem!    Türkiye’nin gündemi tıpkı bir kara borsa gibi her saniye yeni bir değişime gebe. Keşke bu değişim geriye doğru akan zehirli suları taşımasaydı yurduma. Arkama dönüp bakıyorum da, çocukluğumdan beri her gün ama her gün, güne yeni bir haberle uyanıyormuşum. Aklıma çivi gibi kazınmış bazı görüntüler var. Özellikle de gazetecilere düzenlenen suikast haberleri aklımın paslı çivileri arasında. Kaç yıl geçti hala söküp atamıyorum…

Read More >>

Mektup

12 Temmuz 2017

     Köpecik uyuyor. O uyurken ne yapıp edip bir şeyler yazmalı bu gece. Belki bir mektup. Ona… Postalamasam da olur. Mühim olan yazılması. Ama yazı masasına oturmak gelmiyor içimden. Çünkü bunu yapınca ille de ille ciddi bir şeyler koyasım geliyor ortaya. Oysa belki de sırf karalayıp atmak yeterli olacaktır, ne belli? Bu yüzden bu satırları balkonun demirlerine oturmuş bir halde yazıyorum. Yani ciddiye almaz görünerek. İşin o yüzünde ciddiyetsizlik…

Read More >>

Kurt Hikayesi

12 Temmuz 2017

  KURT HİKÂYESİ Çok çetin geçiyordu kış. Kar o sene o kadar çok yağmıştı ki, tüm kasaba bütün bir kış boyunca dışarı adımını atamamıştı. “Adeta bembeyaz bir kara kış” diye söylendi İsmail. Beyazın kara ile kurduğu ahenge şaşırmıştı. Kötülükler güzelliklere musallat mıydı her zaman? Bu düşüncesinden ötürü huzursuzluk hissine kapıldı. Kalkıp, bir alev topu gibi yanmakta olan sobaya doğru yürüdü. Mutfaktan aldığı ince belli bardağa çayını doldururken, dışarıdan gelen rüzgâra…

Read More >>