Yıkım

24 Şubat 2019

   Mevsim kış. Sefaletin, cehaletin ve yabanıllığın hüküm sürdüğü sıradan ve ilkel bir akşam vakti… Küçük bir çocuğun bir köşede kendi halinde misket yuvarlaması gibi ağır ağır yanmakta soba. Üstünde güğüm, içinde su, o da kendi halinde fokurdamakta. Yükselen buğunun altında ıslık çalar gibi ninni tonunda bir ses duyulmakta. Evin yaşlı ninesi her zaman ki köşesinde, adına “rezil uyku” dedikleri doyumsuz bir horultunun kucağında uyuklamakta… Bastonlu dede köy odasına gitmiş….

Read More >>

Ölüler Konuştuğunda

5 Şubat 2019

            İki arkadaş Samsun da iki bin onun yirmi mayıs öğleni az düzgün çok tezekli bir yoldan ağır ağır yürümeye başladılar. Birinin adı Osman’dı. Yaşı nereden baksan kırkı bulmuştu. Tam bir vatanseverdi. Takvimler ne zaman özel bir günü gösterse Bandırma Vapurundan girer Samsun’dan çıkar, anlatır da anlatırdı. Dinleyenler o sözleri bir yerlerde okusalar, o’nun Samsun’a Atatürk ile beraber çıktığını düşünürlerdi. Atatürkçüydü. Nutuk’u hiç okumamıştı. Anıtkabir’e de gitmemiş…

Read More >>

Kadının Gidişi

21 Ocak 2019

     Bir kadını düşlerken onun gülen gözleri hâlâ yanaklarının yumuşaklığını hatırlatabiliyorsa, kusura bakma ama narkozluk hastasın sen. Çünkü bilirsin ki onun o gamzeli yanakları yabancı dudaklara emanettir artık, yabancı fısıltılara… Hadi acı çektir kendine, daha fazlasını hayalle ve bir de yabancı bir penis ekle buna. Ne olacaktı ki başka? Hangi hayatı yaşıyor zannediyorsun elini bırakıp da gidenlerin? Elini tutanları bırakıp gittiğin hayat, işte o hayat…    Geride bırakılan yüreğindeki…

Read More >>

“Sanrılar”Kısa Romanımız Çıktı

19 Aralık 2018

     “Sanrı” kelimesinin ruhbilimindeki karşılığı şöyledir: “Uyanık bir kişinin, kendi dışında var sandığı ancak gerçekte olmayan olguları algılaması, yaşaması, varsanı, birsam, halüsinasyon” Ne diyordu Attila İlhan: “Olmaz, gerçek olamaz bu yaşadığımız, ya sanrı ya sanrıya çok yakın bir şey.”    Kapaktaki siyah olan surat da içimizdeki “ben.” Yani küçük sanrı. Dışarıya çıkıp kendince terör estirebilmek için bazı ihtiyaçlarımızı cicili bicili renklere boyayıp bizlere güzel göstermeye çalışıyor. Arka sıralardaki izleyiciler…

Read More >>

Çıplak Çocuk

28 Kasım 2018

     Ben de bir suç ortağı olarak yardım ettim ona, ben de şahidim. Gerçi hiç çocuğum olmadı fakat bu işlerin böyle olduğundan eminim. Siz hiç Yahudi çocuk gördünüz mü? Ya da dindar bir çocuk? Olsa olsa Yahudi ve dindar bir anne babanın çocuğudur o. Büyüdükçe kirletiyorlar sabiyi.    Artık aslımıza dönme zamanı. Dünyalı bile demeyelim kendimize. Kozmozlu diyelim. Kozmopolit. Politik değil, siyasi de değil. Zannedildiği gibi hiçlikten de gelmedik….

Read More >>

Hasta ile Cerrah

26 Kasım 2018

     “Hadi batır iğneni, damarı bul, işini yap. İçimdekini bir de sen gör, özel tüplerinde sakla beni. Koyuver ötekilerin yanına. Lazım olur belki soğuk kış gecelerinde… Neşteri çal, derimi kes. Yakından bak yaralarıma. Urlu bölgeyi söküp at. İyi becer işini, içimde koyma neşterini. Uzak tut narkozu burnumdan. Korkma, bayılmam. Senin de ilk ameliyatın değilse bu işi götürürüz.”    En son bunları söylediğimi hatırlıyorum. Yani sen beni kesip biçmeden önce….

Read More >>

Dalga

18 Ağustos 2018

     Az önce biz iki devrimci yaklaştık seninle sahile. Sen dalgaların hırçınlığına öfkelenip bir bildiri hazırladın damla yığınları için. Bekledin bir süre. Her şey yolunda göründüğü derecede çıkmıştı çığırından.    Kılıç balığının narası duyuldu önce. Ardından bilcümle balık takımı, üç saniyeden fazla hatırlamaya başladı! Malum oldu… Sonra karaya vurmaya başladı birer birer köpek balıkları. Derken ağzı mantarlı eski bir şişe bulduk… Deniz’den geliyordu: “Pusulanızı kaybetmiş olabilirsiniz. Ama kuzeyi görebiliyorsunuz…

Read More >>

Hakiki Aşk Dedikleri

18 Ağustos 2018

   İnsan emek vereceği kişiyi iyi seçmeli. Yoksa bedeli fena oluyor. Çok mu güzel? Alımlı ve de baştan çıkartıcı mı? Meziyetler pek önemsenmez. Kimse birine sırf profesyonel bir ressam diye âşık olmaz. Ama tanınmış bir ressam ise kollarında poz vermek için canı çıkar. Aynı şey bir doktor ya da avukatlar için de geçerlidir. Cüzdanları kabarık olur onların. Ya da bazen devlet dairesinde memur olması da kâfidir. Duygu yoktur bunlarda ve…

Read More >>

İç Savaş

25 Mayıs 2018

          İç savaş tüm ülkeyi kasıp kavuruyordu. İnsanlar; sağcı, solcu, Alevi, Sünni diye ayrıştırılmış, her mahallede bir barikat, her barikatta yüzlerce genç kurşun sıkmaktaydı birbirlerine. Kimi şehirlerde soykırıma varan katliamlar yapılıyor, yaşlarına ve de cinsiyetlerine bakılmaksızın bin bir yollu işkencelerle öldürülüyordu insanlar. Ölümün belli bir adresi yoktu. Bazen güpegündüz sokak ortasından, bazen de işkence hanelerinden yükseliyordu çığlıklar. Sanki gizli bir el durdurulması imkânsız bir hızla öfke ve…

Read More >>

Bir Mezarlık Anısı

25 Mart 2018

       Nerden baksan iki yüz elli binin üzerinde mezar barındıran Karşıyaka Mezarlığı bir mermer ormanını andırıyor. Koca bir şehir, ikici Ankara. Bir köy mezarlığı olsa, göreceğin tek kalabalığa doğru yürürdün. Vay anam vay! Ucu bucağı yok ki Karşıyaka’nın. Ne yöne gideceksin? Bir ucu yaşadığım bu rezil cennet, bir ucu kim bilir hangi cehennem! Tabutta olsan koca bir kalabalıkla giderdin ama şimdi ille de ille bir pusula!    Yürüdüm….

Read More >>

Kendini Arayan Adam

23 Mart 2018

  Kendini arayan adam, sonunda bir çöplükte buldu onu. Onu orada bulacağını nereden bildiğini sormayın. Bilmiyordu. Bütün bir şehri dolaşan ve çıkarttığı gürültüyle kedisinden köpeğine, ağacından otuna kadar tüm yaşamı huzursuz eden bir çöp kamyonu tarafından atılmıştı oraya. Bir belediye kamyonuydu bu. Farkında olmadan hizmet götürürdü böylelerine.    Gözlerini açıp kendine geldiğinde kokudan burnunun direği kırıldı. Ne büyük bir çöp yığınıydı böyle! Üstüne üstlük bir şehrin bu kadar temiz görünüp…

Read More >>

Hangi Çağın Erdemi?

15 Aralık 2017

     Bu adamın beni derinden sarsabileceğinin bu sabaha kadar farkında bile değildim. Ama Sadizmin aşağılık öğretilerinden dolayı değil. Ya da kurgu boyunca bir kadına karşı işlenen iğrenç zorbalıklar yüzünden de değil. Zaten o işkenceleri öyle bir ruhsuzlukla işlemiş ki, kadının çektiği acıları okuyucuya ulaştıramamış ya da en azından ben hissedemedim onu. Bu da şunu gösteriyor ki, “De Sade” de kendi çağının kurbanı olmuş. Çağının ötesinde yaşayan bir aydın olmak…

Read More >>