Bir Tutkudur Yalnızlık Rüzgar Fısıltısında

9 Şubat 2018

       Bir tutkudur yalnızlık rüzgar fısıltısında. Acı çekmeden dalıp gitmenin ender yollarından biridir. Ama için bir tuhaf olur bir yaprağın sallandığını görünce. Ah evet, kalp sadece kan kompalamaya yarar ama bazen etrafının karıncalandığı da olur.    Severim insanlardan arınmış yalnızlığı. Gün olur, bir çekirge sesini en güzel insan melodisine bile değişmem. Ama insansız da yapamam. Ama yaklaşamam da. Acıtacağını bilirim çünkü. Bilirim tutkuları olduğunu. Sürekli mızmızlanıp bir şeyler…

Read More >>

Dua ve Bedduanın Çizgisi

31 Ocak 2018

  Çok yakından tanıdığım, hatta sevdiğim insanlara bile birilerinin bir zamanlar beddua ettiklerine şahit oldum. Üstelik haklıydılar da. Eğer benden önce ölürlerse muhtemelen “yattığın yer seni incitmesin” bile diyeceğim. Beddua edenler ise “mezar mezar kaçarsın inşallah” diyecekler. Peki hangisi olacak? Ben evrimciyim ve bunlara inanmam ama ölen kişi hangi tür bir anmayı hak etmiş sayılacak?   Burada varmaya çalıştığım şey iyiliğin ve kötülüğün ne olduğu. Bence hiçbir şey yok. Sadece…

Read More >>

Onu İçimde Öldüreceğim

26 Ocak 2018

    Ahh satranç oynamayı hiç beceremiyoruz. Birini öldürmeye her zaman hazırlıklıyken, yeni doğum sancıları da kalp atışlarımızı hızlandırıyor. Peki ya yeni doğanı öldürmeyi ne zaman planlarız? Yeni düzen her zaman eski düzen içinde gelişir ve eskinin çürümesi yeniye bağlanan umutla başlar. Peki bir kalpte iki kişi yaşayabilir mi? Bizim gibi aile bağlarının güçlü olduğu ülkelerde bu imkansıza yakın. Bu yüzden töre cinayetleri oluyor. Kadın tecavüzleri. Gerçek İnsan doğasının hüküm…

Read More >>

Pasifçe Bir Direniş

21 Ocak 2018

       Demek ki “saçmaladığının farkında mısın” cümlesinde su yüzüne çıkmamış bir mesafe var. Hayatı ciddiye alacaksın, diyordu usta şairimiz. Bazen bu söze sadık kalmakta zorlanıyorum. Yıldızlara her baktığımda olanı ve olacak olanı görüp, ciddiyetsizliğin artık bir meslek olması gerektiğine kanaat getiriyorum. Son zamanlarda en büyük hobim, bütün televizyon ve gazeteleri zapturapt altına almış zamane yezidine karşı gerine gerine geğirmek! Günay tarzı pasif direniş demek daha doğru.    …

Read More >>

Bulanık Bir Zihinde Küçük Bir Kabarcık!

18 Ocak 2018

     Hiçbir karşılık beklemeden bir iyilik yaparsınız ve Nietzsche gibi biri çıkıp der ki: “her insanın yaptığı iyilik kendisine yöneliktir.” Doğru der. Kirletilmiş bir eylemin üstündeki pisliği temizleyince öze ulaşırsınız. Yani gerçeğe. Zaman zaman üstün insan yaratmaya çalışan fikir adamları çıkar. Yürüyen ölülere bir kalp atışı vermektir amaçları. Yalandan ve bilinmezlikten arındırılmış bir dünya düşünsenize. Bunun zevkli olacağına dair kuşkularım var.    Yaşayan bütün insanların her şeyi bilen bilgeler…

Read More >>

Çürüdük…

8 Ocak 2018

  Çürüdük işte, çürüdük, koktuk. Bilmem kaç devlet kurduk da yıktık: her zaman böyle miydik? Biz kurduk o devletleri, ideolojimiz kurdu. Sonra zehirli bir sarmaşık gibi sardılar onu diğerleri. Açın bakın kitabı ne yazıyor. Din ve milliyetçilikten önce var olan Türkmenliğe bakın. Bugünkü Türklüğü ırkçılık, İslamı da Arap Sünniliği zehirlemiş. Beş yüz yıl önceki ılımlı sünni islamdan eser kalmış mı? Peki, ne alakası var onunla bunun? “Uyuyan bir nesil yaratacağım”…

Read More >>

Soy Hattı İçtiması

8 Ocak 2018

    Yuzbinlerce yıllık geçmişimi düşünüyorum. Dedemin dedesinden başlayarak geriye doğru uzanan bir hayli uzak geçmişimi… Geçmişin herhangi bir dönemini, mesela Yüz bin yıl onceyi alıyorum ele. Yüz bin yıl önce yaşayan dedeme helal olsun be. Ne bir kabile savaşı oldurebilmis onu, ne salgın hastalıklara yakalanmış, ne de kısır bir kadına denk gelmiş. Kendi de kısır kalmamış. Yani beni yirminci yüzyılın 84 Temmuzunda dogurtabilmek için inadına tutunmuş hayata. Sağolsun var…

Read More >>

Sizin de ininiz var mı?

2 Ocak 2018

    “İnsanın kendi ininden başka gidecek yeri olmaması ne kötü! Görünürde kendi evin gibisi yok. Var mı? Doğru zamanda doğru soruyu sormak kimin haddine? Ne demek, her zaman kendi evin gibi bir yer mutlaka vardır. Neresi olduğu kesin değildir ama! Madem bu kadar huzursuzsun, öyleyse nereden kovulduğuna bak. Sataşmalara aldırmadan git ve otur oraya. Ait olduğun yer her zaman kovulduğun yerdir. Ama oraya ait olabilmen için oranın da sana…

Read More >>

Anımsamak

31 Aralık 2017

     Hiç acı çekmediği halde bazen durduk yere hatırlar insan. Hatırı sayılır bir şey değil ya, bizimkisi yeni metinler üretmek. Onca deneyimlerin arasında pek azı acı verir bize, geri kalanı ise kurguya hizmet eder artık, yazılacak öykü ve romanlar için. Dışarıdan bakan da ne kadar romantik ve sadık olduğumuzu düşünür biz yazarların. Hala unutamamışızdır eskiyi. Aslında derin bir sezgiyle yol sürdüğümüzden olacak, sarsici geçer beraberlikler lakin her cümle de…

Read More >>

Yılbaşı Önerisi

30 Aralık 2017

     Kara softa değilim, yılbaşına düşmanlığım yok. İsteyen Noel tadında da kutlayabilir hatta “seninleyiz İsa korkma” dizelerini de tekrarlayabilirler. Bu sanırım bir Hristiyan duasıydı. Yıllar önce bir kiliseye gittiğimde yapışmıştı kulağıma. Dini bir vecibe değildi tabi. Papaz olduğuna ikna olduğum sakallıdan, mahzende şarap olup olmadığını sormuştum:)) Efendim yılbaşında çalışıyorum. O yüzden salt öneride bulunabilirim. Özel gün gibi bir takıntım yok. Mesela geçen sene gece yarısı kuran okumuştum. Benden de…

Read More >>

Yazarlara Dair

30 Aralık 2017

       Her yazarın bir gün ünlü olma gibi bir hayali vardır. Yaşarken değilse bile öldükten sonra. Hatta bunun böyle olacağından kuşku bile duymaz sevgili yazarımız. Çünkü o kadar derin yazıyordur ki Tolstoy halt ede yanında! Ee bunca güveni olmasa kitap çıkartır mıydı? Bu yeteneğin doğuştan geldiğini söyleyenlere ise özellikle dikkat edin. Neden böyle düşünürler? İnanın sadece birileri böyle söylediği içindir. Bunun tanrısal bir yetenek olduğunu söyleyen yazarların bir…

Read More >>

Geceye Birkaç Söz

26 Aralık 2017

    İnsanlar hep yanlış zamanlarda karşılaşırlar birbirleriyle. Birinin arayışı, ötekinin gönül yarasına denk gelir. Bu hep böyle olmuştur. Bir çift yaşlı gözün, “neden daha önce karşıma çıkmadın” diye bağırması, yaşamın özü haline gelmiştir. Bir akşam üstü bir kahveciden dışarı çıkarsın. Biraz daha kalmanda fayda vardır halbuki. Hava soğuktur. Kapının önünde durup sağa sola bakarsın. O hissi bilmem yaşadınız mı hiç. Başka zaman olsa, mesela keyifli bir gününde, havanın o…

Read More >>