Gizli Krallığın Seytani Tanrısı

4 Ağustos 2018

       Ben bu düşüncenin Tanrı için daha uygun olduğunu düşünüyorum. Çünkü onun temel özellikleri insana daha çok benziyor. İnsan gibi cezalandıran, ödüllendiren, anlaşma yapan, yemin eden, öfkelenen, kinlenen bir tanrı modeli. Daha çok da erkeksi bir yapısı var. Kadın düşmanı. Düşmanı da değil aslında. Her istediğinde altına yatmasını istiyor sadece. Bu olmadığında öfkeden kuduruyor. Demek ki eski çağın insanı istemeyi bilmiyordu 😂 Tek dertleri istemek olduğu için de…

Read More >>

Nasıl Buyurmuştu Zerdüşt?

30 Temmuz 2018

     Öyleyse iyi geceler. Bütün kaygı ve pişmanlıkları uyuşturacak uykunun kollarına atın kendinizi. Vakti gelmeden zaten biteceği yok bu acıların. O gün geldiğinde yeni kaygılar yaratırsınız. Üstelik gitgide ustalaşıyorsunuz bu işte. Ben de zaten kelin ilacını sürdüm de geldim. Ağzım açıldı mı konuşmaya başlarım ki ne geleni görür gözlerim ne de gideni. Bizler topyekûn bir gönlü hoş etmekte pek de usta değilizdir. “Bak şu güzelin yanındaki çirkine!” deriz ya,…

Read More >>

Atina Yanıyor

25 Temmuz 2018

   Atina yanıyor. Ölü sayısı 80 e yükselmiş. Birkaç yerleşim yerini haritadan silmiş bile. Bunun yanında binlerce hayvan, börtü böcek de var tabii. Bizimkiler yardım talebinde bulunmuşlar. Doğru mu bilinmez ya, gerek yok zaten yağmur yağacak diye reddettiklerine dair bir haber dolanıyor ortalıkta.      Bu da tıpkı bir insanı meydanlarda yuhalattıktan sonra başsağlığına gitmeye benziyor. Onlar da az değil. Yangın bu. Hele ki orman. Ormanlar tüm insanlığa ait. Böyle…

Read More >>

Baykuşun Gözleri

18 Temmuz 2018

       Sevgili efendi hazretlerimin doğum günü hediyesi. Başbaşa neler konuşuyoruz neler. Ne devletler yıkıp ne anarşik yazılar yazıyoruz. Salıyorum onu Atlas okyanusunun beri tarafından havaya, Hızır aleyhisselam’ın batırdığı gemileri bile görebiliyorum.      Baykuşun gözleri benim gözlerim. Acısı benim acım. Varlığı tarafından ehlileşen kara kanatlı bir yırtıcıyım ben. Kanat çırpışında yıkadım kanlı gagamı. Şimdi her şey için iki kez düşünüyorum.      Pençelerini omuzlarıma saplıyor bazen. Kendi yükümü…

Read More >>

Koyunu Kurda Kaptırdık Atam

13 Temmuz 2018

Düz bir çizgide yürüyemeyecek kadar geçmişlerdi kendilerinden. Yeterince kalabalık değildik atam. Sahiden, yüzde kaçını ikna edebilmiştin? Cumhuriyet yeterli sayıda taraftar bulamadı kendine.   Peşinden gidenlerin bir bölümü de ırkçı bir Türkçülük sevdasına kapıldı. Her seferinde dindar görünen partilerin peşinden gittiler. Seni seviyorlardı ama her nedense bizi diri diri yakanlara el vermekten kendilerini alamadılar.   Bir ara umudun ateşi yakılmadı değil. Onun da önünü seksen darbesiyle kestiler. Onların arkasında emperyalizm vardı…

Read More >>

Hakikat dediğin şaşası değil, şaşan insan zekası.

3 Temmuz 2018

     Ve Tanrı kendi kendine mırıldandı: “Ben onlara akıl fikir ihsan ettim. Bakalım kaç tanesi emirlerimi yerine getirme gafletine düşüp hak edecek cehennemi!”    Hakikat dediğin şaşası değil, şaşan insan zekası. Belki de yanlış emirler vermişti tanrı. Doğruyu bulması için ilkin yanlışı ayıklaması gerekiyordu… Ama yine ihtimal dahilinde değil. Bu kadar aptal bir zihne bunca yükü yüklemezdi tanrı.    Belki de tamamen sürpriz olacak. Gözümüzü açtığımızda karşılaşacağımız tanrı, işittiğimiz…

Read More >>

Adalet Mülkün Temeli Midir?

28 Haziran 2018

  Adalet Mülkün Temeli Midir?    Bir zamanlar adına kanun dedikleri, epeyce de iş gören bir şey vardı. Gelin görün ki onun ne kadar esneyebileceğini deneyimlemek ayrı bir tecrübeydi, yasal kanunsuzluğun inceliklerine şahit olmak ayrı bir tecrübe. Ayrıca kanun da insan mayasının elastik özelliği sayesinde bir oyun hamuru gibi istenilen şekle sokulabiliyordu. İnsan ürünü olan ne var ki yine insan tarafından eğilip bükülmesin? Baştaysan sorun yoktu. Asıl sorun alt tabakalarda…

Read More >>

Seçim Notları

25 Haziran 2018

     Gece bir şeylerin döndüğü belliydi. Akşam ne Kılıçdaroğlu, ne de Akşener çıkıp hiçbir açıklama yapmadılar. Daha önce olmayan bir şey. Tezcan’ın o sert açıklamasından sonra geri vites yapmış gibi görünmesinin ardındaki sebep de bu olsa gerek. Bana göre ne MHP bu kadar oy aldı ne de Akşener dibe çakıldı. Dört saatte atmış milyon oyu nasıl sayıyorsun? Ayrıca sabaha kadar okuduklarıma göre Ak çeteler sokaklarda yeniden piyasaya çıkmışlar. Bu…

Read More >>

İçim hakikat, dışım kara kitaplı bir organizma!

18 Haziran 2018

     Ahh sonlunun içindeki sonsuzluk… Varlığın birliği. Küçücük bir cam parçası kırılmış ve saçılmış etrafa. Saçıldıkça çoğalmış, çoğaldıkça türlü donlara girmiş. Ben! Yani ben işte. Bedenim dört duvar, tepesinde delikli bir dam. İçimde volta atıyor hapisliğinden habersiz ve umursamaz bir sonsuzluk… İçim hakikat, dışım kara kitaplı bir organizma!      Yitik bir gerçeğim ben. Susuz bir vaha. Yolcusu katledilmiş yataklı bir tren… Hem kafesim hem bir güvercin. Yemlendim asırlarca…

Read More >>

Hiçlikten Doğan Suret!

7 Haziran 2018

     Acı dediğin ne ola ki! Olmayan bir nesnenin koca bir hiçlikte tesadüfi bir suret kazanması! Hiçbir yokluk bu kadar gerçekçi görünmemişti gözüme. Bir rüya sanki bu sanrı, yeterince tere batsam uyanacakmışım gibi geliyor.    Aslında yoksun. Hatta yağmur da yağmıyor şu an. Bunların hiçbiri gerçek değil. Ama hissettiğin kadar varsın işte. Bütüne dahil olduğun da söylenemez. Seni bir akılla donatıp sürgün ettiler dünya cehennemine. Bunu sana hiçlik yaptı….

Read More >>

La-Mekanda Bir Fısıltı

5 Haziran 2018

     Rahmetli dedemin güzel bir sözü vardı. Derdi ki, “yüce dağ başında kaldın mı sopam!” Zannederdim ki seksen küsür yaşını beklemem lazım bu sözü dilime dolamam için. Herhangi bir küsürde de pekâla söylenebilirmiş. En azından bizdeki eksiklik kendini kandırmak eylemi, o bizde yok!    Ne demiş ulu bir ilim insanı, “İnanmak istemiyorum. Bilmek istiyorum.” Emin olduğun şey artık inancının bir parçası, sür bakalım yolunu kayalıklara. Zayıf insanlar ne yapar…

Read More >>

Altı Çizili Hayvanlık

4 Haziran 2018

     Bir zamanlar uzak bir kentte iki mutlu sevgili yaşarmış. Kadın bir gün sevgilisine ismi lazım değil bir kitap hediye etmiş. Hediye değil de daha çok okuması için vermiş bu kitabı. Adam kitabı alıp okumaya başlamış. Tabii emanet olduğu için de altını çizmesi yasakmış. Lakin bu yasak kendiliğinden gelen bir içgüdü ile belirlenmiş. Kadın adamı bu konuda uyarmaya bile ihtiyaç duymamış. Çünkü o da en az kadın kadar duyarlıymış…

Read More >>