Alevilikte Kadın

9 Aralık 2017

  Arap Sünniliğiyle yoğrulmuş bir inanç doğrultusunda yasak elmayı yiyerek Adem’i yoldan çıkartan günahkar Havva inancı, günümüz kadınına hangi pencereden bakıldığını da apaçık ortaya koyuyor. Kadını, dokuz nefisli cinsel bir obje olarak gören anlayış, onu tepeden tırnağa kapatan, eğitimden ve iş hayatından soyutlayan, erkekten aşağı bir statüye koyarak toplumdan tecrit eden bir girişime dönüşüyor. Kadına güvensizliğin başlıca nedeni de budur. Bu durum her ne kadar dinin yarattığı bir dışavurum olarak…

Read More >>

Yazarlık Çıtası

7 Aralık 2017

  Yazarları da çıraklık ve ustalık dönemlerine göre eleştirmeli ve okumalı. Bir yazarın yirmili ve otuzlu yaşlarda yazdıgı yazılar elbette bir olmayacaktır. Yirmi yaşından kırk yaşına kadar yazmış olduğu yüzbinlerce cümlenin, okuduklarından elde ettiği tonlarca fikirlerin arasından bazı düşünce kırıntıları birikir. İşte bu biriken fikirlerin kitaplaşması da kırklı yaşlarla başlar. Bir yazarin en kıymetli çeyizi de işte bunlardır. Tabii ki mevbubahis yazarımız, aklı başında ve kendini sürekli geliştiren bir yazarsa….

Read More >>

Kör Mucit

1 Aralık 2017

     Benim de söyleyeceğim şeyler var. Söylenmeye değer şeyler öğrendim bu hayatta. Başka neden yazayım ki? Yazmak yerine yaşamımı daha başka şeylerle de doldurabilirdim. Zevk ve sefa ile sürüngen beynimin arzularını tatmin edebilirdim ve belki bu daha az çekilmez yapardı nefes almayı. Ama artık çok geç. Bir kez fark ettikten sonra bir daha unutamıyorsun uykularını kaçıran gerçekleri. Aslında çok sıradan şeyler onlar. Milyarlarca yıldır da varlar. Ama benim de…

Read More >>

Hakk İle Batıl

18 Kasım 2017

  İşidli bir teröristin birkaç sene içinde en az dört yüz kadına tecavüz etmesi neyle açıklanır? Arapların Talkan ve Curcan katliamlarında Türk beyliklerine saldırırken amaçları da buydu: parayla ve kadınla ödüllendirilmek! Zaten yozlaşmış bir dinin çekiciliği de burada. Verdiğin huri ve sonsuz yaşam vaatlerini çek bakalım kaç kişi körü körüne cihat edecek! Şu hadisleri okuyan için iki seçenek var. Ya Muaviye döneminde dine kasten sokulmuş sahte hadis diye reddedip gördüğü…

Read More >>

Ahlak İçi Ahlak Dışı

13 Kasım 2017

    Bir kadını düşlerken onun gülen gözleri hala yanaklarının yumuşaklığını hatırlatabiliyorsa sana, kusura bakma ama narkozluk hastasın sen. Çünkü bilirsin ki onun o gamzeli yanakları yabancı dudaklara emanettir artık. Yabancı fısıltılara, yabancı dokunuşlara… Hadi acı çektir kendine, daha fazlasını hayalle ve bir de yabancı bir penis ekle buna. Ne olacaktı ki başka? Hangi hayatı yaşıyor zannediyorsun elini bırakıp da gidenlerin? Elini tutanları bırakıp gittiğin hayat, işte o hayat… İki…

Read More >>

Vahdet-i Vücut’a Dair Bir Deneme

4 Kasım 2017

    İşte gerçek bir bilge. Ne demek istiyor bu dizelerde? Ne dediğini anlayabilmek için hangi yola başvurmalı? Herkes kendi bilgi birikimi, inandığı, reddettiği evrensel görüşlerine göre yorumlayacaktır bunu. Mesela, “her varlık sonunda aslına döner” ne demektir? Varoluşu Allah’la bağdaştıran bir zihin, ruhun bir gün Allah’a döneceğini çıkartır bundan. Lakin benim görüşüm bu yönde değil. Ben bir panteistim ve ona göre yorumlayacağım bunu. Panteist görüş, tanrının evrenden başka bir şey…

Read More >>

Ayıp Değil Ya

18 Ekim 2017

       Ne yazıp ne anlatabilirim ki size? İş yaşamaya gelince kırıp döktüğüm bir kadına duyduğum duyguları anlatmanın ne önemi var! Alçakça bir davranış bu. Kendini temize çekmek! İstesem cümlelere öyle bir yön verirdim ki ‘werther’e duyulan acıdan aynı oranda ben de nasiplenirdim. Ama hakkım değil bu övgü! Kendime ondan bahsetmeyi bile yasaklamalıyım. Çünkü gecenin bir yarısı kendi sesimi işitiyorum bomboş bir gezegende ki, uzak mahallelerden duyulan şu köpek…

Read More >>

Beynim bir Sürüngen!

9 Ekim 2017

  Evrenin bir parçası olduğumuz dışında hiçbir şeyde ne kalıcılık, ne kutsalık ne de gerçeklik var. Bizzat sevginin varlığı bile beynin salgıladığı kimyasaldan fazlası değil. Hepimiz yıldız tozuyuz. Atom yığını… Bu atomlar bizi bu gezegende birleştirerek ‘insan’ formunda bir bedene soktu. Evrim var evet. Lakin evrim, kainatin bu gezegendeki eli yavaş, tembel bir çömlek işçisi. Bizi sürekli en ideal kalıba sokmaya çalışıyor. Tabii eğer biz de uslu durur ve uyum…

Read More >>

Kırmızı Çizgili Aptallık

29 Ağustos 2017

       Hepimiz bu çağın aptallarıyız. Ama üzülmeyelim. Her çağ kendine yakışır düzeyde aptallıklar yaratıyor. Bize de milenyum düştü. Evet, akıl küstahtır. Yere göğe sığdıramaz ki varlığını.    Kendi hakikatimizi bir başkasının ellerine de bırakmak istemiyorum. Bizler kırmızıçizgili aptallarız. Hatırladınız mı o beylik sözleri? “Bu benim kırmızıçizgim!”, “Bu, ülkemizin kırmızı çizgisidir!” “evlenmeden olmaz!””Ahlaksız!” “vatan haini!” Sanırım kibir ne kadar büyükse aptallık da o kadar derinleşiyor. Çünkü yaşadığız çağın içinde…

Read More >>

Babadan oğula bir bakış, bir yaşam, bir şiir analizi :))

25 Temmuz 2017

   Parmak hesabı bir sevdaydı benim için dörtlükler. İlk deneyim. İlk kafiye. Çocukluktan kalma… Yedi ya da sekiz heceli olması zorunluydu sanki: Gü-nay-ım-gör-ki-e-zel-de-ah-tım-kal-dı-çok-gü-zel-de… Babama özenmiş olmalıydım. Çocukluğumun bazı gecelerinde yanan beyaz bir lambanın ışığını hatırlıyorum: uykulu bakışlarımın ötesinde bulanık ve puslu bir siluet yazı yazardı boyuna. Babam. Görüntü iyice netleştiğinde ağzı yarı yarıya açık ve bir elinde kâğıt bir elinde kalem, derin bir düşünceye dalmış görürdüm onu. Hangi sözcüktü acaba…

Read More >>

Bahadın’ı bir de benden dinleyin :)

23 Temmuz 2017

Anadolu’nun yer yer yobazlıkla çürümüş derinliklerinde Bahadın adında bir kasaba vardır. Bu kasabanın sınır tarlalarından itibaren içeriye doğru bir ışık hüzmesi yayılır. Bu sınır tarlaları aynı zamanda dış dünyanın karanlığına karşı da set görevi görür. Burada yaşayan halk ışık işçileri ve dolayısıyla da ışığın çocuklarıdır. (Işık evleriyle karıştırılmamalıdır!) Geçmiş ile bugün arasında kısa bir bağ kuracak olursam, Osmanlı döneminde de “sıraçlar” ve “ışık taifesi” diye anılmışlardır. Bu nedenledir ki (Topkapı…

Read More >>

Siyasete alet edilen her din bozulmaya mahkûmdur

22 Temmuz 2017

     İşte aşırılığın gidebileceği en son nokta. Bunun perde arkasında yaşanan çok daha ahlaksız yansımaları olduğu su götürmez bir gerçek. Bu fotoğraf da muhtemelen kadınları köle pazarında satmak için götürülürken çekilmiş bir kare. İnsan ilk baktığında bunun bin yıl öncesine ait bir kare olduğuna inanmak istiyor ama bu bugünün gerçeği. Kaçıncı asırda yaşadığımızın hiçbir önemi yok: nasıl bir medeniyet kurduğumuzun da. Hatta teknoloji çağında yaşıyor ya da yakın gezegenlere…

Read More >>